Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Kırım'ın hafızasını romanla yaşatıyor
1988 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Hülya Başarangil Demir, kökleri Kırım, Romanya, Bulgaristan ve Selanik’e uzanan göçmen bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Bu çok katmanlı kültürel miras, onun hem hayatına hem de edebiyatına derin bir iz bıraktı. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünden mezun olan Demir, evli ve bir çocuk annesi. Aynı zamanda Rumence bilen yazar, dil ve kültürler arası köprü kurma konusundaki yetkinliğini eserlerine de yansıtıyor
Demir’in edebiyat dünyasında dikkatleri üzerine çekmesini sağlayan eseri “Bilinmeze Doğru”, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü bir ailenin hikâyesi üzerinden ele alıyor. Tarihin acı sayfalarından biri olan bu sürgünü insan hikâyeleriyle görünür kılan roman, 269 eser arasından sıyrılarak 2025 Emine Işınsu Roman Ödülü’ne layık görüldü. Bu başarı, yazarın yalnızca güçlü kalemini değil, aynı zamanda tarihsel duyarlılığını ve anlatı derinliğini de ortaya koyuyor. Eser, alanında saygın isimlerden oluşan seçici kurul tarafından değerlendirildi. Kurulda yer alan ve kısa süre önce kaybettiğimiz Türk tarihçiliğinin duayen isimlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın yanı sıra Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy, Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. Nâzım H. Polat ve Şair-Yazar A. Yağmur Tunalı gibi önemli isimler, Demir’i ödüle layık gördü. 27 Kasım 2025 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu’nda gerçekleştirilen törende ödül, Ödül Tertip Komitesi Başkanı Prof. Dr. İskender Öksüz tarafından takdim edildi. Törene Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katılarak bu anlamlı ana tanıklık etti.
Ortaylı'nın değerlendirmesi var
Prof. Dr. İlber Ortaylı, eserle ilgili değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi: “İmparatorluk topraklarını kaybederken yaşananlar Türk toplumunda bilinmiyor. Sanat eserlerine yansıtabilsek nesiller o kayıpları içlerinde duyarlardı. Yaşadıklarımızı anlatan insan hikâyeleri azdan az. ‘Bilinmeze Doğru’yu okurken bu eksikliği de hatırlamak gerek.” Hülya Başarangil Demir, yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı ve özgün projeleriyle edebiyat dünyasında kendine sağlam bir yer edinmeye aday. Çok yönlü birikimi, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle dikkat çeken yazar, geçmişin izlerini bugünün diliyle anlatmaya devam ediyor. Onun kaleminden çıkan her satır, sadece bir hikâye değil; aynı zamanda kolektif hafızaya bırakılan değerli bir kayıt niteliği taşıyor.
Bella Şans'tan dikkat çeken eser
Türk müziğinde son dönemde üretimleriyle öne çıkan Bella Şans, iki farklı temayı işlediği şarkılarıyla dinleyicinin karşısına çıkıyor. Sanatçının yeni çalışması “Dünya Bize Cennet Olur” ile daha önce yayımladığı “Vatan Aşkı”, hem duygusal hem de toplumsal yönüyle dikkat çekiyor
Söz ve bestesi Bella Şans’a ait olan “Dünya Bize Cennet Olur”, aşkın inişli çıkışlı doğasını sade ve etkileyici bir dille anlatıyor. Ayrılık, özlem ve yeniden kavuşma duygularını işleyen şarkı, “Yaşatırım aşkı tarifsizce sana, dünya bize cennet olur” sözleriyle dinleyiciye umut aşılıyor. Prodüksiyon süreci tamamen sanatçının imzasını taşırken, teknik çalışmalarda Volistanbul yer alıyor. Klip yönetmenliğini Ferit Çetinkaya üstlenirken, makyajda İrem Çetinkaya bulunuyor. Bella Şans’ın daha önce dinleyiciyle buluşturduğu “Vatan Aşkı” ise sanatçının toplumsal duyarlılığını yansıtan güçlü bir eser olarak öne çıkıyor. Yine söz ve bestesi kendisine ait olan şarkı, milli birlik ve beraberlik duygusunu ön plana çıkarıyor. Sanatçının bu eseri, yalnızca bir müzik çalışması değil; vatan sevgisiyle, ülkeye duyulan bağlılıkla ve ortak değerleri koruma bilinciyle ortaya çıkmış bir ifade olarak dikkat çekiyor. Bella Şans’ın sözlerinde hissedilen bu içtenlik, şarkının dinleyiciyle daha derin bir bağ kurmasını sağlıyor. “Bayraklar inmesin, ezanlar dinmesin, vatanımız bölünmesin” gibi ifadelerle dikkat çeken eser, sadece müzikal yönüyle değil, taşıdığı anlamla da fark yaratıyor. En dikkat çeken detay ise şarkının tüm gelirinin kimsesiz çocuklara bağışlanacak olması.
Güzel bir müzik yolculuğu
Bella Şans, bu iki eseriyle müziğin farklı yüzlerini başarılı bir şekilde ortaya koyuyor. “Dünya Bize Cennet Olur” ile bireysel duygulara dokunan sanatçı, “Vatan Aşkı” ile toplumsal birlik ve aidiyet mesajı veriyor. Üretimin her aşamasında aktif rol almasıyla dikkat çeken Bella Şans, hem söz yazarı hem besteci hem de prodüktör kimliğiyle müzik yolculuğunu güçlü bir şekilde sürdürüyor.
Hakan Kartal'dan güçlü çıkış
Türk müzik dünyasında kendine özgü tarzı ve geniş repertuvarıyla dikkat çeken Hakan Kartal, yeni eseri “Çoktan Barıştım” ile dinleyicilerle buluştu. Söz ve müziği sanatçının kendisine ait olan eser, güçlü altyapısı ve duygusal anlatımıyla kısa sürede ilgi görmeye başladı
1968 yılında İstanbul’da doğan Hakan Kartal, müzik eğitimini Pera Müzik Akademisi’nde piyano, solfej ve şan üzerine aldıktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Temel Bilimler (Müzik Teorileri) bölümünden mezun oldu. 1986 yılından bu yana profesyonel müzik hayatını sürdüren sanatçı, 52 farklı dilde yaklaşık 2500 şarkılık repertuvarıyla Türkiye’de nadir, dünyada ise sayılı “international singer” unvanına sahip isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Dramatik tenor ses yapısıyla bilinen Kartal, Batı müziğinden Türk sanat müziğine, halk müziğinden klasik eserlere kadar geniş bir yelpazede yorum gücünü ortaya koyuyor. Aynı zamanda orkestrasyon çalışmalarını da kendisi üstlenen sanatçı, müziğin teknik ve duygusal yönünü bir arada sunuyor. “Çoktan Barıştım” ise içsel hesaplaşma, kabulleniş ve duygusal olgunlaşma temalarını işliyor. “Acı çektim alıştım, mühürlendim yatıştım, kendimle tanıştım” sözleriyle dikkat çeken eser, dinleyicide güçlü bir duygusal karşılık buluyor.
Müzikal ve görsel bütünlük var
Şarkının düzenlemesi Hakan Kartal ve Serdar Seçme tarafından yapılırken, mix ve mastering çalışması da Serdar Seçme imzası taşıyor. Klip yönetmenliğini Soner Akçam’ın üstlendiği projede, müzikal ve görsel bütünlük dikkat çekiyor. Daha önce “Söylüyorum İşte” ve “The Entertainer – Volume 1” albümleriyle müzikseverlerle buluşan Kartal, 2022 yılında Kuşadası Altın Güvercin Beste Yarışması’nda “Bekle Efendi” adlı eseriyle ikinci olarak önemli bir başarı elde etmişti. Sanatçının son çalışması “Çoktan Barıştım”, hem güçlü sözleri hem de etkileyici yorumu ile müzik dünyasında kalıcı bir iz bırakmaya aday görünüyor.
Mühendislikten müziğe
Almanya’da Berlin Teknik Üniversitesi’nde eğitimini tamamlayan ve Elektrik-Elektronik Yüksek Mühendisi unvanına sahip olan Hamdi Akbaba, akademik kariyerini sanatla harmanlayan isimler arasında dikkat çekiyor. Mühendislik alanındaki başarısını müzik tutkusuyla birleştiren Akbaba, uzun süredir sürdürdüğü müzik çalışmalarını yeni projelerle taçlandırmaya devam ediyor
Sanatçı, Berlin’de beş yılı aşkın süre boyunca Türkiye’nin tanınmış bağlama virtüözlerinden saz ve ses eğitimi alarak müzikal altyapısını güçlendirdi. Bu eğitim süreci, onun eserlerine hem teknik derinlik hem de duygusal bir zenginlik katıyor. Sanatçının bugüne kadar hazırladığı üç klip, dört farklı yerel televizyon kanalında yayınlanarak geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Son olarak ise Unutursun Diye Çok Korkuyorum adlı eseriyle dijital platformlarda da yerini aldı. Söz ve müziği Halil Yılmaz imzası taşıyan parça, duygusal anlatımı ve akılda kalıcı melodisiyle dinleyicilerden ilgi görüyor. Aşk, kaybetme korkusu ve unutulma endişesi gibi evrensel temaları işleyen şarkı, özellikle nakaratındaki “unutursun diye çok korkuyorum” sözleriyle dinleyenlerin duygularına dokunuyor. Akbaba’nın yorumuyla hayat bulan eser, modern sound’u ve samimi anlatımıyla öne çıkıyor. Sanatçının son klibi, müzik dünyasının önemli dijital platformlarından NetD üzerinden yayınlanarak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.Mühendislik disiplini ile sanatsal üretimi bir araya getiren Hamdi Akbaba, müzik yolculuğunda emin adımlarla ilerlerken, yeni projeleriyle de adından söz ettirmeye hazırlanıyor.
Şiirden müziğe bir yolculuk
Duygularını ilk olarak kaleme aldığı şiirlerle ifade etmeye başlayan Melike Yaşlı, zamanla bu içsel dünyasını müziğe taşıyarak kendi sanat yolculuğunu inşa eden isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. “Melike Yaşlı Şiirlerim” başlığıyla başlayan bu serüven, bugün güçlü sözler ve etkileyici melodilerle dinleyiciyle buluşan bir müzik hikayesine dönüşmüş durumda
Sanatçı, yazdığı sözlerde yalnızca kendi duygularını değil; hayatın içinden gelen hikâyeleri, yaşanmışlıkları ve insan ruhunun derinliklerini anlatmayı amaçlıyor. Bu yaklaşım, onun eserlerine samimi ve çarpıcı bir kimlik kazandırıyor. Melike Yaşlı’nın müzik yolculuğundaki ilk adımı olan “Yeraltı Yarası”, karanlık duyguların, ihanetin, yalnızlığın ve içsel çatışmaların güçlü bir anlatımı olarak öne çıkıyor. Şarkının sözlerinde geçen “Masada gülüş, arkada mezar” ve “En derin ihanet en yakından doğar” gibi ifadeler, dinleyiciyi derin bir yüzleşmeye davet ediyor. Eser, yalnızca bir şarkı değil; aynı zamanda iç dünyaya açılan bir kapı niteliği taşıyor. Melike Yaşlı, bu ilk teklisiyle şiirden müziğe uzanan yolculuğunda önemli bir eşiği geride bırakırken, duygularını dinleyicileriyle paylaşmaya devam edeceğinin de sinyallerini veriyor. Sanatçının dijital platformlardaki varlığı da her geçen gün büyüyor. Spotify ve YouTube üzerinden dinleyicileriyle buluşan Yaşlı, aynı zamanda sosyal medya aracılığıyla da kitlesiyle güçlü bir bağ kuruyor. Melike Yaşlı’nın sanat yolculuğu, samimi anlatımı ve derinlikli sözleriyle önümüzdeki dönemde adından daha sık söz ettireceğe benziyor.
Hakan Kurt'tan yeni çıkış
Türk müzik sahnesinde üretkenliğiyle dikkat çeken Hakan Kurt, yepyeni çalışması “Oyy Pulim” ile dinleyicilerin karşısına çıktı. 27 Mart 2026 tarihinde yayımlanan şarkı, sanatçının hem söz hem müzik hem de prodüksiyon sürecindeki çok yönlü kimliğini bir kez daha ortaya koyuyor
Tamamen Hakan Kurt imzası taşıyan “Oyy Pulim”, samimi anlatımıyla dikkat çekiyor. Şarkının söz yazarlığı, bestesi, prodüksiyonu Hakan Kurt'a ait. Yorum Al Vokal. Bu yönüyle eser, Kurt’un müzikal dünyasını doğrudan ve filtresiz bir şekilde dinleyiciye aktarıyor. Duygusal altyapısı ve yer yer yöresel tınılarla zenginleşen yapısı sayesinde “Oyy Pulim”, hem modern hem de geleneksel unsurları bir araya getiriyor. Özellikle eserde hissedilen Karadeniz müziği etkisi; ritmik yapı, ezgisel geçişler ve içten yorumla kendini hissettirerek parçaya ayrı bir karakter katıyor. Bu dokunuş, dinleyiciye hem tanıdık hem de taze bir müzikal deneyim sunuyor. Şarkı, dijital müzik platformlarında yerini alırken YouTube üzerinden de erişime açıldı. Dinleyiciler esere aşağıdaki bağlantıdan ulaşabiliyor: