Şehirler tükeniyor; yerel yönetimde radikal reform zamanı
Şehirler sadece inşa edilmez, yönetilir.
Yanlış yönetilen şehir, doğru projeyle kurtarılamaz.
2025 yılında dört ay süreyle Hollanda’da yaptığım saha gözlemleri ve 2024 yılında İsviçre-Zürih’te edindiğim deneyimler; Batı şehirlerinde mevcut yapı stokunu koruma, geçmişe sahip çıkma ve şehir kimliğini sürdürülebilir şekilde yaşatma anlayışının ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Bu tablo, şehirlerini ne kadar sistematik, planlı ve sürdürülebilir bir anlayışla yönettiklerini açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye’de şehirleşme uzun yıllardır hızla devam ediyor. Ancak bu büyüme çoğu zaman planlı değil, ranta dayalı günü kurtarmaya dönük bir şekilde gerçekleşiyor. Bugün geldiğimiz noktada açık bir gerçek var: Sorun sadece yapı değil, yönetim modelidir. Geçtiğimiz hafta kamuoyuna yansıyan haberlerden anlaşıldığı üzere, yerel yönetim reformuna ilişkin kapsamlı bir çalışmanın Cumhurbaşkanına sunulduğu ifade edilmektedir. Temenni ederim ki bu süreç yalnızca sunum aşamasında kalmaz; somut adımlara dönüşerek şehirlerimizin geleceğini şekillendiren kalıcı bir reforma dönüşür. Gerekli yasal düzenlemeler yapılır.
Mevcut sistem neden yetersiz?
Yerel yönetimler; imar planı yapıyor, ruhsat veriyor, denetim yapıyor. Ancak bu süreçler çoğu zaman; veri temelli değil, bütüncül değil, kurumlar arası koordinasyondan uzak şekilde yürütülmektedir. Süratle değiştirilen imar planları, kısa vadeli kararlar ve rant odaklı uygulamalar şehirlerin sağlıklı gelişimini zedelemektedir. Bu durum; plansız yapılaşmayı artırmakta, altyapıyı zorlamakta, afet risklerini büyütmektedir
Parsel bazlı yaklaşım önemli
Bugün şehirler büyük ölçüde parsel bazlı kararlarla şekillenmektedir. Bir bina yıkılmakta, yerine yenisi yapılmakta; ancak şehir aynı kalmaktadır. Bu yaklaşım çoğu zaman kamu yararından uzaklaşarak rant odaklı bir dönüşüme yol açmaktadır. Bu nedenle yapılan şey çoğu zaman kentsel dönüşüm değil, yalnızca yapı yenilemesidir.
Yeni bir yönetim anlayışı şart
Artık yerel yönetimlerde yeni bir paradigma gereklidir: Veri temelli yönetim, merkezi koordinasyon + yerel uygulama dengesi, bütüncül şehir planlaması artık uygulamaya dönük sistemsel adımlar zorunlu olmalıdır. Doğrudan temin uygulaması istisnai hale getirilmeli; çok zorunlu ve sınırlı durumlar dışında kullanılmamalıdır. İhaleler şeffaf, denetime açık ve yetkin teknik personel tarafından yürütülmelidir. Tüm ihale süreçleri kayıt altına alınmalı ve kamuoyuna açık hale getirilmelidir.
Tasarruf zorunluluk
Belediyelere ait tüm lojmanlar satılmalı ve elde edilen gelir kamuya kazandırılmalıdır. Kamuya ait personel servisi uygulaması; Millî Savunma Bakanlığı, MİT ve Askeri Kurumlar dışında kaldırılmalıdır. Belediye başkanı, başkan yardımcıları, genel sekreter ve genel sekreter yardımcıları dışında hiçbir personele özel araç ve şoför tahsisi yapılmamalıdır. Müdürlere araç ve şoför, müdür yardımcılarına araç, daire başkanlarına araç ve şoför tahsisi şeklindeki ayrıcalıklı uygulamalar derhal sonlandırılmalıdır. Şef kadrolarına dahi araç tahsis edildiği görülmektedir. Bu uygulama kamu kaynaklarının amacı dışında kullanımına yol açmakta olup derhal son bulmalıdır.
Kamu araçları kişiye değil hizmete tahsis edilmeli; tüm araç kullanımı ortak belediye araç havuzu sistemi üzerinden yürütülmelidir. “Resmi Hizmet Aracıdır” ibaresi zorunlu olmalıdır.
Tüm personel işe giriş-çıkışlarında ve gün içinde görev mahallinden ayrılmalarında kartlı geçiş sistemini kullanmalı; bu veriler silinemez ve denetlenebilir şekilde kayıt altına alınmalıdır.
Yurt içi ve yurt dışı görevlendirmelerde, görev dönüşünde “görev sonuç raporu” resmi olarak hazırlanmalı ve kurumsal kayıt sistemine işlenmelidir. Borçlu belediyelerde sosyal denge tazminatı kaldırılmalı, fazla ödemeler geri alınmalıdır. Sosyal denge tazminatı uygulamalarında mevzuatın baypas edilmesine son verilmelidir. Kanuni sınırları aşan her uygulama kamu zararı olarak değerlendirilmeli ve sorumlulardan rücu edilerek tahsil edilmelidir.
Bazı belediyelerde “yönetim kurulu” benzeri yapılar üzerinden, sosyal denge tazminatı dışında müdür ve müdür yardımcılarına bir maaş tutarında, daire başkanlarına ise iki maaş tutarında ek ödeme yapıldığı görülmektedir. Bu tür uygulamalar mevzuata aykırı dolaylı kazanç yöntemleri olup derhal sonlandırılmalı; yapılan ödemeler kamu zararı kapsamında değerlendirilerek geri tahsil edilmelidir. Belediye Başkanlarına sunulan “Temsil tazminatı” harcamaları sınırsız olmamalı; denetime açık ve şeffaf şekilde yürütülmelidir. Sayıştay raporları raflarda kalmamalı; kamu zararları tahsil edilmelidir.