Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
11°
Ara

Büyük Ortadoğu Projesi (3)

YAYINLAMA:
Büyük Ortadoğu Projesi (3)

Giriş notu; 3. Bölümü yayınlanan bu yazıları sadece geçmiş olarak değil, asıl gelecek perspektifiyle okumak gerekir. Hatalarından dersler çıkarmayan halkların/siyasi partilerin ve kendi halkına zulmeden devletlerin geleceği  nokta emperyalizmin katliamı, soykırımı ve işgalidir. 

Suriye'nin 14 yıl boyunca "düşmemesi", tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık;  askeri, jeopolitik ve toplumsal birçok dinamiğin üst üste binmesiyle açıklanabilir. Bunu daha net görmek için temel belirleyici faktörleri birlikte düşünmek gerekir:
 

1. Devletin çökmesini engelleyen çekirdek Yapı. Suriye'nin, diğer bazı Arap ülkelerinden farklı olarak güçlü bir devlet geleneğine ve merkezi güvenlik aygıtına sahip olması, Ordunun tamamen dağılmaması, yapısal ve ideolojik olarak bir perspektifinin ( Baas)  olması,  ordu/devlet geleneğini sürdürmesi, buna bağlı olarak istihbarat ve bürokrasinin çözülme eğilimi  göstermemesi, rejim içi kopuşların sınırlı kalması belirleyici etkenlerdir.
 

2. Esad yönetiminin, özellikle büyük şehirlerde  (Şam, Halep'in önemli bölümleri) demografik yapı ve stratejik hatlar üzerinde ki kontrolünü kaybetmemesi, 
 

3. Muhalefetin parçalı yapısının güven vermemesi, Irak, Libya ve diğer ülkelerdeki kaosun halk üzerinde psikolojik etki yaratması, Bu durumun özellikle azınlık grupları ve kentli nüfusu rejimi desteklemeye yöneltmesi,
Diğer ülkelere nazaran İsrail/Abd karşıtlığının daha canlı oluşu.
 

4. Rusya ve İran'ın kritik müdahalesi. 
Rusya'nın müdahalesi, özellikle hava gücüyle savaşın seyrini değiştirmesi, stratejik bölgelerin geri alınması, savaşan yapıların moral motivasyonunun artmasını sağlaması, askeri teçhizat ve lojistik malzeme sorununu üstlenmesi. Tüm alanlarda istihbari bilgi akışını sağlayarak rejim karşıtı grupların hareket alanını dataltması, Uluslararası ilişkileri yürüterek meşruluk zeminini güçlendirmesi
 

5. İran ise; sahada milis güçlerin oluşmasını ve eğitilmesini, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Yemen ve diğer ülkelerde bulunan örgüt ve partilerle siyasi hattın kurulmasını sağlaması ve savaşı koordine etmesi, Kasım Süleymani'nin  koordine ettiği tüm gruplar ve özelde Hizbullah'ın
savaş kabiliyetini Suriye'ye kaydırması, savaşın gereksinimi olan tüm lojistik ve finansal giderlerinin karşılanması.
 

6. Suriye savaşı, zamanla bir iç savaş olmaktan çıkarak çok katmanlı ABD, RUSYA, İRAN, İSRAİL FRANSA, İNGİLTERE, TÜRKİYE ve KÖRFEZ ÜLKELERİNİN vekalet savaşına dönüşmesi.
 

Bu durum 14 yıl süren bir yıkım savaşını yarattı. Çünkü hiçbir taraf kesin sonuç alacak tarzda hareket etmedi dengede tuttu.
İkinci evre; ABD İsrail taktik/stratejik değişimi ile Türkiye'nin taktik uyumu meselesi Suriye Savaşını anlamanın en kritik düğüm noktalarından birisidir.  Çünkü sahadaki birçok kırılma bu iki hattının doğrudan çakışması değil; örtük bir biçimde birbirine bağlı ve uyumlanması üzerinden şekillendi. 
Başlangıçta Abd ve İsrail açısından hedef netti. Esad'ın hızlı devrilmesi, Suriye'nin yeniden dizaynı, Filistin ve Lübnan’da tam hakimiyet ve nihayi olarak İran'da rejim değişikliği. Yukarıda saydığımız nedelerden kaynaklı bu gerçekleşmeyince ara bir taktik değişikliğe gidilerek; 
Rejimi tamamen devirmek yerine zayıflatmak ve sınırlamak,
Suriye'yi parçalı bir yapıya dönüştürmek,
İran ve Rusyanın etkisini sınırlamak,
İsrail'in güvenliğini doğrudan tehdit etmeyecek bir dengede tutmak.
Türkiye başlangıçta stratejinin ilk versiyonu ile uyumluydu (rejim değişikliği hedefi). Ancak ABD-İsrail hattı strateji değiştirince Türkiye  sahada yalnız kaldı ve taktiklerini yeniden kurmak zorunda kaldı. Bu uyum doğrudan değil dolaylı ve çelişkili bir adaptasyon şeklinde gerçekleşti. Birinci uyum; rejim değişikliğinden alan kontrolüne geçiş. Abd rejimi devirmede geri adım atınca, Türkiye de fiilen şu noktaya kaydı: Şamı düşürmek yerine, sınır hattını kontrol etmek. Bu dönüşüm; 
Fırat Kalkanı, 
Zeytin Dalı 
Barış Pınarı Harekatı ile somutlaştı.   
 

Bu hamleler, ABD'nin parçalı Suriye stratejisiyle çelişiyor gibi görünse de aslında şunu sağladı;  Türkiye Suriye'nin kuzeyinde kendi etki alanını kurarak fiili bölünmenin bir parçası haline geldi.
İkinci uyum;  Kürt meselesi üzerinden çatışmalı ortaklık.
ABD'nin YPG ile ile kurduğu ilişki, Türkiye ile açık bir gelirim yarattı. Ancak burada kritik nokta şudur: ABD YPG üzerinden Doğu hattını kontrol etti. Türkiye'ye askeri operasyonlarla batı hattını şekillendirdi.
 

Sonuç; Suriye'nin kuzeyi, ABD ve Türkiye arasında fiili etki alanlarına bölündü.  
Bu durum bir çatışma gibi görünse de stratejik düzeyde, İran'ın genişlemesini sınırladı ve  Suriye'nin bütünleşmesini engelledi.
Bu da ABD- İsrail stratejisinin ana hedefiyle örtüştü.
Üçüncü uyum: Rusya ile denge, Abd, İsrail stratejisine dolaylı hizmet. Türkiye'nin Rusya ile geliştirdiği Astana süreci ilk bakışta Abd'ye karşı bir hamle gibi görünsede sonuçlarına bakıldığında; Suriye'de kesin bir rejim zaferini engellendi. Çatışma donmuş bir savaş haline geldi. Bu tablo, ABD ve İsrail'in "geçici olarak tam çözüm değil, kontrollü denge" stratejisiyle uyumlu bir sonuç üretti. 
İdlib ve  Hey'etu Tahrîri'ş-Şâm' kısaca  (HTŞ ile) Stratejik Kilit Noktada Örtük Uyum. Bu ilişkinin en somut örneğidir. Türkiye tüm 'muhalif' gruplarla ilişkisini her düzeyde sürdürdü ve tasfiye olmalarını yürüttüğü politikalarla engelledi.  Sonuç olarak; merkezi otoritesi zayıflamış, bölünmüş, dış faktörlere bağımlı bir Suriye ortaya çıkmıştı. O zaman yapılması gereken Suriye'nin ayakta kalmasını sağlayan dayanak noktalarını kırarak iktidar değişikliğini gerçekleştirmek. 
 

Suriye'de iktidarı ayakta tutan en büyük güç Rusya'ydı. Hava desteği, ( ki hiçbir muhalif güçte olmayan) lojistik, eğitim ve morel destek. O zaman ilk tasfiye edilmesi gereken Rusya idi. Yazının önceki bölümlerinde de belirttiğimiz üzere Rusya; Afrika ve Ortadoğu'da (Wagner ve başkaca paramiliter yapılar üzerinden ciddi ve tehlikeli bir aşamaya gelmişti. Wagner daha sonra bilindiği üzere Rusya'ya karşıda kullanıldı) Öncelikle Suriye'den  sonrasında da bölgeden tasfiye edilmesi gereken Rusya olmalıydı. Emperyalizm uzun süreden beri  Ukrayna'yı savaşa hazırlıyordu. Bu hazırlığın daha ileri boyuta ulaşmaması, NATO birlikteliğine dönüşmemesi, güvenlik kaygılarıyla ve büyük bir tuzakla  Rusya 24 Şubat 2022'de Ukrayna'ya karşı hala devam eden savaşı başlattı. Bu savaşla emperyalizm; ekonomik ablukaya almayı, Rusya'nın savaş kabiliyetini test etmeği, esas olarak Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ileride çevrelendiğinde ve nihai hesaplaşmada  yıpranmış güçten düşürülmüş bir Rusya yaratmayı amaçlıyordu.
 

Rusya'nın, Ukrayna savaşını iki üç ay gibi kısa bir sürede bitireceğini düşünenler, savaş biliminden, taktik ve stratejisinden bi-haber olanların hayal kırıklığına uğraması kaçınılmaz oluyordu. Tüm emperyalist güçler herşeyleriyle Ukrayna'da, Rusya'ya karşı savaşıyor. Ukrayna bataklığına saplanan Rusya'nın, bırakalım Suriye'yi dünyada gelişebilecek hiçbir olaya müdahale edebilecek gücünün kalmadığı noktada; Abd-İsrail, Suriye'yi ayakta tutan diğer güçlere yöneldi. Hamas Gazze'yle birlikte yok edildi. Hizbullah'ın güçlerini İsraille savaşmak için Suriye'den çekmesi ve bu savaşta çok ağır darbe alması Suriye'yi yalnızlaştırdı. 
Büyük bir güç kaybına uğrayan İran'ın, Suriye için yapabileceği birşey kalmamıştı.  
Uzun süredir İdlib ve çevresinde konumlandırılan ve başta Türkiye/Abd/İsrail olmak üzere emperyalistler tarafından eğitilerek iktidara hazırlanan HTŞ, SMO ve diğer grupların Şam'a yürümesinin önünde artık hiçbir engel kalmamıştı. Burda dikkat edilmesi gereken 12 günde neredeyse ciddi hiçbir engelle karşılaşmadan düz bir hattan ilerleyerek Şam'a ulaşılmasıdır. 
 

Diğer önemli bir konuda; bu iktidar yürüyüşüne  SDG'nin hiçbir müdahalesinin olmayışıydı. 
Yukarıda belirttiğimiz gibi bu objektif durum;
Yıllar önce örtülü ortaklık şeklinde ABD/İsrail tarafından SDG, Türkiye tarafından SMO, HTŞ ve diğer grupların hazırlanmasıyla oluşturulmuştur. 
Bu örtülü ortaklığın Türkiye ayağı ise; adına yeni SÜREÇ, iç cephe tahkimatı veya Barış sürecidir. 
 

Şuan  Suriye HTŞ tarafından yönetiliyor. SDG/YPG ise Kültürel haklar dışında henüz adı bile konamayan bir durumda bekletilmektedir. 
Rusya ve İran'ın Öngörüsüzlüğü:
 

Rusya ve İran'ın ikinci ABD-İSRAİL ve Türkiye'nin stratejik değişikliğini okuyamayıp alternatif stratejiyi geliştirememesi bu durumun oluşmasının temel nedenidir. 
 

Suriye'de ki bu iktidar değişikliği; Büyük Ortadoğu Projesinin ikinci aşamasının tamamlanmasını, Abd ve İsrail'in, İran'a saldırısının önünün açılmasını ve Büyük Ortadoğu Projesinin üçüncü aşamaya geçmesinin  ilk adamını yaratmıştır.

ABD EMPERYALİZMİ ve İSRAİL YENİLMELİDİR.
İRAN DÜŞMEMELİ ve DÜŞMEYECEKTİR. 

GELECEK GÜN 
İRAN...

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *