Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
9°
Ara

Güçlü kadın masalı ve gerçek hayatın ağırlığı

YAYINLAMA:
Güçlü kadın masalı ve gerçek hayatın ağırlığı

Son yıllarda kadınlara fısıldanan bir cümle var:
“Sen güçlüsün.”
İlk bakışta ne kadar güzel, ne kadar motive edici, değil mi?
Ama biraz durup düşündüğümüzde bu cümlenin arkasında gizlenen başka bir gerçek var:
“Sen mecbursun.”
Evet… Güçlü olmak çoğu zaman bir tercih değil, bir zorunluluk gibi dayatılıyor kadınlara.
Sabahın erken saatlerinde gözünü açan bir kadını düşünün. Daha kendine gelmeden başlıyor gün. Çocuğun kahvaltısı, eşin hazırlığı, evin düzeni, işin sorumluluğu… Gün bitiyor, ama kadının mesaisi bitmiyor. Gece herkes uyuduğunda bile zihni hâlâ çalışıyor. “Yetiştirebildim mi?”, “Eksik kaldı mı?”, “Daha iyi olabilir miydi?”
Ve tüm bunların ortasında bir de toplumun görünmeyen baskısı:
“Güçlü ol.”
Ama kimse dönüp şunu sormuyor:
“Yorgun musun?”
Kadınlar yorgun.
Hem bedenen hem ruhen yorgun.
Ama bu yorgunluğu dile getirmek bile çoğu zaman lüks sayılıyor.
Çünkü güçlü kadın ağlamaz.
Güçlü kadın şikâyet etmez.
Güçlü kadın her şeyi halleder.
Peki ya güçlü kadın olmak istemeyen kadınlar?
Ya da daha doğrusu… Her zaman güçlü olmak istemeyenler?
İşte tam da burada başlıyor en büyük yanılgı.
Kadınları tek bir kalıba sokmaya çalışıyoruz. Ya “çok güçlü” olacak ya da “yetersiz” sayılacak. Oysa hayat bu kadar siyah-beyaz değil. Kadın dediğimiz şey bir duygu spektrumu. İçinde sevgi var, öfke var, sabır var, tükenmişlik var, umut var.
Bir kadın aynı gün içinde hem güçlü hem kırılgan olabilir.
Sabah herkesi ayakta tutarken, akşam kendi içinde dağılabilir.
Ve bu bir çelişki değil. Bu, insan olmak.
Ama biz kadınlara insan olma hakkını bile tam anlamıyla tanımıyoruz. Onlardan sürekli daha fazlasını bekliyoruz. Daha iyi anne, daha iyi eş, daha başarılı çalışan, daha bakımlı kadın… Liste uzayıp gidiyor.
Peki ya “olduğu gibi” olmak?
İşte o seçenek çoğu zaman hiç sunulmuyor.
Oysa bir kadının en çok ihtiyacı olan şey, kusursuz görünmek değil; olduğu haliyle kabul görmek. Yorgunken de sevilmek. Dağınıkken de anlaşılmak. Her şeyi başaramadığında bile değerli hissetmek.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Kadınlar gerçekten güçlü olmak zorunda mı, yoksa biz mi onları buna mecbur bırakıyoruz?
Çünkü gerçek şu ki…
Güç dediğimiz şey her şeyi tek başına kaldırmak değildir.
Bazen güç; “ben yoruldum” diyebilmektir.
Bazen güç; yardım istemektir.
Bazen de hiçbir şeyi toparlamadan olduğu yerde durabilmektir.
Ve belki de en önemlisi…
Güç, kendine karşı dürüst olabilmektir.
Toplumun çizdiği o kusursuz kadın portresi artık çatırdıyor. Çünkü gerçek hayat, filtreli fotoğraflardan, mükemmel hikâyelerden çok daha farklı. Gerçek hayat; eksik, karmaşık ve bazen de yorucu.
Ama aynı zamanda gerçek.
Ve belki de artık kadınlara “güçlü ol” demek yerine şunu söylemeliyiz:
“Olduğun gibi ol.”
Çünkü bir kadının en büyük gücü, başkalarının beklentilerine göre şekillenmek değil; kendi gerçeğini yaşayabilmektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *