Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Burcu ve Seren mutfakta buluştu
Her pazar ekrana gelen “Seren’le Mutfakta Buluşalım”, keyifli bir bölümle izleyicisiyle buluştu. Bir yanda leziz yemekler, diğer yanda hoş sohbetin yer aldığı programın bu haftaki mutfak konuğu, pastacılık alanındaki başarılı çalışmalarıyla tanınan Şef Burcu Mutlu oldu

Sunuculuğunu Seren Fosforoğlu’nun üstlendiği programın pazar bölümünde, mutfakta Burcu Mutlu yer alırken; programın diğer konuğu ise Klinik ve Sağlık Psikoloğu Prof. Dr. Rita Krespi Ülgen oldu. Burcu Mutlu, program boyunca mutfak deneyimini ve özel tariflerini izleyicilerle paylaştı. Eğitim hayatına Eğitim Fakültesi Bilgisayar Öğretmenliği bölümünde başlayan Burcu Mutlu, aldığı radikal bir kararla bu alandan ayrılarak hayalini kurduğu pastacılığa yöneldi. Yaklaşık 15 yıldır profesyonel olarak pastacılık yapan Mutlu, özellikle butik pastacılık ve sanatsal sunumlara dayalı çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Pastacılığı yalnızca bir mutfak işi olarak değil, estetikle bütünleşen bir sanat alanı olarak tanımlıyor. Programda, uzun süre bayatlamayan ve pratik hazırlanışıyla öne çıkan kruvasan görünümlü tuzlu kurabiye tarifini izleyicilerle paylaşan Burcu Mutlu, hamur işlerinde kullanılan malzemelerin ve küçük püf noktalarının tarifin sonucu üzerindeki etkisini anlattı. Sirke kullanımıyla elde edilen kıyır doku ve saklama önerileri, izleyicilerin ilgisini çekti. Programın ilerleyen dakikalarında ise Burcu Mutlu’nun ödül almış çok çikolatalı cupcake tarifi ekrana geldi. Karbonat kullanımı, pişirme süresi ve malzeme sıralamasına dair verdiği bilgilerle, tarifin profesyonel mutfak deneyimine dayandığını vurguladı. “Seren’le Mutfakta Buluşalım”, Burcu Mutlu’nun konuk olduğu bu pazar bölümünde; lezzetli tarifler, mutfak ipuçları ve keyifli anlarla izleyicilere ilham veren bir yayın sundu.

Elifsu Aslan'a ödül
Televizyon dünyasının yükselen ismi Elifsu Aslan, başarılarına bir yenisini daha ekledi. İzmir’de düzenlenen 7. Uluslararası İş İnsanları Ödül Töreni’nde “Yılın Başarılı Magazin Programı” ödülü, Neo TV ekranlarında yayınlanan “Neo Magazin” programındaki performansıyla genç sunucuya takdim edildi.
Henüz 24 yaşında olmasına rağmen sergilediği profesyonel duruş, güçlü hitabeti ve ekran enerjisiyle dikkat çeken Aslan, gecenin en çok konuşulan isimlerinden biri oldu. Ödül töreni, İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası’nın büyüleyici atmosferinde gerçekleştirildi. TV9, Aris Medya ve Vizyon Medya iş birliğiyle hayata geçirilen organizasyon; iş, ekonomi, sanat ve medya dünyasından pek çok seçkin ismi bir araya getirdi. İzmir’in tarihi dokusunu modern organizasyon anlayışıyla buluşturan gece, ulusal ve uluslararası başarı hikâyelerinin alkışlandığı görkemli bir platforma dönüştü. Sektörlerinde fark yaratan, yenilikçi projeleriyle sürdürülebilir başarı elde eden isimlerin ödüllendirildiği törende, medya alanındaki yükselişiyle öne çıkan Elifsu Aslan da sahnedeki yerini aldı. “Yılın Başarılı Magazin Programı (Neo TV)” ödülü, genç sunucunun kariyerinde önemli bir kilometre taşı olarak kayda geçti.
Zarafet ve ışıltı
Gecede yalnızca başarısıyla değil, şıklığı ve zarafetiyle de göz kamaştıran Elifsu Aslan, kırmızı halıda adeta yıldızlaştı. Modern ve sofistike tarzını yansıtan seçimiyle davetlilerden tam not alan Aslan, sahnedeki doğal tavırları ve samimi teşekkür konuşmasıyla büyük alkış topladı. Uşak doğumlu olan ve eğitim için geldiği İzmir’de Bakırçay Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü tamamlayan genç sunucu, kariyer rotasını rakamların dünyasından ekranların büyüsüne çevirmişti. Eğitim yıllarında başladığı foto modellik deneyimiyle kamera önü tecrübesi kazanan Aslan, bugün diksiyon ve spikerlik eğitimleriyle kendini geliştirmeye devam ediyor.
İzmir'den yükselen bir sess
İzmir’in kültürel atmosferinde düzenlenen bu prestijli organizasyon, Türkiye’nin küresel rekabet gücüne katkı sağlayan isimleri görünür kılmayı amaçladı. Bu vizyonun medya cephesindeki temsilcilerinden biri olarak öne çıkan Elifsu Aslan, enerjisi, özgün sunum tarzı ve güçlü iletişimiyle geleceğin en parlak ekran yüzlerinden biri olacağının sinyallerini verdi. Ödül töreninden karelerle desteklenecek bu anlamlı gece, genç sunucunun kariyer yolculuğunda unutulmaz bir anı olarak yerini aldı. Elifsu Aslan, ışığıyla ekranlara yeni bir nefes olmaya devam ediyor.
Siber Piyon okurlarla buluştu
Dijital oyunlar bir çocuğun hayatını ne kadar değiştirebilir? Sadece bir oyun, bir çocuğun dünyasını hatta geleceğini etkileyebilir mi? Bu sorular, eğitimci yazar Hurihan Yıldırım Kurtaran’ın kaleme aldığı “Siber Piyon” adlı eserinde çarpıcı bir macerayla yanıt buluyor. Altın Kitaplar etiketiyle yayımlanan kitap, dijital oyun bağımlılığına dikkat çeken güçlü kurgusuyla hem çocuklara hem de ebeveynlere sesleniyor
Fantastik bir anlatımla kurgulanan hikâyede, Eren ve arkadaşları sanal dünya ile gerçek dünya arasında nefes kesen bir yolculuğa çıkıyor. Okurlar, bir yandan sürükleyici bir maceraya ortak olurken diğer yandan dijital oyunların görünmeyen yüzüyle yüzleşiyor. Kitap boyunca sıkça sorulan temel soru ise düşündürücü: “Bu oyunda kim olmayı seçerdiniz? Oyuncu mu, kurucu mu yoksa piyon mu?” Eğitimci kimliğiyle dikkat çeken yazar, uzun süredir çocuklar ve gençler üzerinde artan dijital oyun bağımlılığı konusunu edebiyatın diliyle ele almayı hedeflediğini belirtiyor. Günümüzde sadece bir eğlence aracı gibi görülen bilgisayar oyunlarının, bilinçsiz kullanım sonucu ciddi bir bağımlılığa dönüşebildiğine dikkat çekiliyor. Üstelik birçok yetişkin, bu sürecin oluşmasında farkında olmadan pay sahibi olabiliyor.
Bağımlılığı sorguluyor
“Digital oyun bağımlılığı” artık tedavi edilmesi gereken ciddi bir rahatsızlık olarak kabul ediliyor. Bu noktada ailelere de önemli sorumluluklar düşüyor. Çünkü bir çocuğa yalnızca “yapma” demek çoğu zaman yeterli olmuyor; asıl önemli olan, çocuğun doğruyu kendisinin fark etmesi ve bilinçli bir tercih yapabilmesi. “Siber Piyon” da tam olarak bu farkındalığı kazandırmayı amaçlıyor. Eserin ana teması dijital oyun bağımlılığı olsa da kitap; arkadaşlık, aile bağları, sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam, spor, siber güvenlik, öz denetim, öz güven, erdemler, iş birliği, dayanışma ve yardımlaşma gibi pek çok değeri de içinde barındırıyor. Bu yönüyle yalnızca bir macera kitabı değil, aynı zamanda güçlü bir değerler eğitimi metni niteliği taşıyor.
Adem Çimli'den yeni eser
Şiiri melodinin merkezine yerleştiren üretim anlayışıyla dikkat çeken Adem Çimli, yeni eseri “Sen İstedin” ile aşkın iki kişilik doğasına vurgu yapıyor. “Şiirden Melodiye” yaklaşımının bir ürünü olan parça, bir kalpte silinen hatıraların diğer kalpte de yankı bulacağını anlatan güçlü bir metinden doğuyor. Çünkü bazen bir anının yerini doldurmak için bir ömür yetmez
Sözleri Adem Çimli’ye ait olan “Sen İstedin”, şiirsel bir atmosferle açılıyor: “Gizlidir gecenin aydınlığı / Gökyüzünde atar / Aşkın şah damarı…” Bu dizeler, karanlığın içinde bile atan bir duyguya işaret ederken; devamında gelen “Okuyup attım / Sevdaya dair tüm romanları” sözleri, geçmişle bilinçli bir hesaplaşmayı simgeliyor. Anlatıcı, aşkın teorisini değil, yaşanmışlığını sorguluyor. Nakaratta tekrar eden güçlü ifade ise eserin omurgasını oluşturuyor. “Sen istedin bu yarayı / Sen istedin / Sen istedin yalnızlığı…” Bu sözler, bir ayrılığın tek taraflı olmadığını; sonuçların ortak bir hikâyenin ürünü olduğunu vurguluyor. “Doldura bilirsen doldur / Sana kalan o boş nüshayı” dizesi ise geride kalan eksikliği bir kitap metaforuyla anlatıyor. Boş sayfalar, tamamlanmamış bir hikâyenin sembolü hâline geliyor. Eserde mevsim, zaman ve ayna imgeleri dikkat çekiyor. “Uğurladım son baharı / Kırdım aynaları / Yüzünün sindiği tüm hatıraları” dizeleri, geçmişi silme çabasını yansıtırken; “Parçaladım zamanı / Kesip attım sana dair tüm anları” sözleri, hafızaya karşı verilen umutsuz savaşı anlatıyor. “Sen İstedin”, dramatik bir sitemden öte; sorumluluğu paylaşan bir iç konuşma niteliğinde. Aşkın iki kişilik bir yolculuk olduğunu, hatıraların tek kalpte barınamayacağını hatırlatıyor.
Karanlıktan ışığa bir çağrı
Şiiri melodinin kalbine yerleştiren üretim anlayışıyla dinleyicisine yalnızca şarkı değil, bir duygu alanı sunan Adem Çimli, yeni eseri “Umut” ile karamsarlığa karşı güçlü bir ses yükseltiyor. “Şiirden Melodiye” yaklaşımının bir ürünü olan parça, hayatı sevmenin yaşamanın ön koşulu olduğunu hatırlatan bir metinden doğuyor. Sözleri Adem Çimli’ye ait olan “Umut”, doğrudan dinleyiciye seslenen bir iç konuşma niteliğinde başlıyor: “Yorucu gelmişse hayat / Alıp başını gitmek istiyorsan… / Dur / Bu şarkıyı dinle.” Bu davet, bir teselli cümlesinden çok bir silkiniş çağrısı. “Umut olur belki / Kederine / Acı kahvenin yanında lokum gibi” dizeleri, hüznün yanına ilişen küçük ama etkili bir tatlılık metaforuyla dikkat çekiyor.
Yalancı cennet
Şiiri dijital çağın melodileriyle buluşturan üretim çizgisini sürdüren Adem Çimli, yeni eseri “Yalancı Cennet” ile aşkın acı tarafını cesur bir yüzleşmeyle ele alıyor. “Şiirden Melodiye” yaklaşımının bir ürünü olan parça; aşkı yaşatmak için çekilen acıları, içe akıtılan gözyaşlarını ve görünenle gerçekte olan arasındaki zıtlığı anlatan güçlü bir metinden doğuyor. Sözleri Adem Çimli’ye ait olan “Yalancı Cennet”, daha ilk dizelerinde çarpıcı bir metafor kuruyor: “Ben yalancı cennetim / Beni affet sevgilim / Her gün cesaret bilenip / Cehenneminden geçerim.” Burada “cennet” ve “cehennem” imgeleri, aşkın iki uç hâlini simgeliyor. Anlatıcı, sevdiği için her gün acıdan geçmeyi göze alırken; dışarıya güçlü görünen bir yüz, içeride derin bir yangını saklıyor. Şarkı, acıyı dramatize etmekten çok; onu taşımayı seçen bir ruh hâlini yansıtıyor. “Yalancı Cennet”, aşkın yalnızca mutluluk değil; sabır, fedakârlık ve suskunluk olduğunu da hatırlatan şiirsel bir anlatı sunuyor. İnsan ancak kendi yüreğinden geçerek başka bir yüreğe varabilir fikrini merkezine alan eser, duygusal yoğunluğuyla dikkat çekiyor.