Var mıydı!
Birilerinin hala yere göğe sığdıramadığı hanedanlık devleti(!). 10 Ağustos 1920'de Sevr yani teslimiyet anlaşmasını imzalayan devlet. Ülkenin işgal edilmesini onaylayan devletin başı hanedanlık Arap ve İslam ağırlığının hâkim olduğu devlet…
Çok uzaklara gitmiyorum yakın geçmişten örnekler vereyim;
Bu devletin 17. yüz yıl da paşalık, vezirlik ve sadrazamlık makamında bulunan bir Mehmet Paşa vardı. Lakabı “Öküz” idi. Neden bunu demişlerdi? O yaşanılan dönemde öküz taşıma hayvanı olarak kullanılmakta. Ayaklarına nal ve çivi çakılır. Bu işi yapan kişi “öküz nalbanttı”. Paşanın babası “öküz nalcısı”. Nala çivi çakılır. İster öküz ister at olsun nala çakılan çivi bu topraklarda yapılmakta.
Nal çivisi önemlidir. Özellikle Cengiz Han, "Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu da koca bir ülkeyi kurtarır" şeklinde özetlenen nal ve çivi efsanesi önemlidir. Çivi bir kültürdür. Prusyalı General Von Rathgen kitabında (orta çağa ait olsa bile) “bütün kültürlerin çıkışı silahtır” sözü önemlidir. Bu nedenle çivide bir silahtır. Nal ve çivi yapımı yıllardır var.
Özellikle 19.yüzyıl başında III. Selim’in orduda yenilik çabası ölümüyle sonuçlandı. İşte bu dönemde Alemdar Mustafa Paşa bu yenilik ve ayanların önemi çalışmaları tarihe bir damga vurdu. Alemdarın ölümüne sessiz kalan II. Mahmut bir süre sonra yeniçeriliği kaldırır. Ordu da düzenli birlikleri ve bunların malzemelerini temin için fabrikalar kurulur. Zeytinburnu ve Tophane de ki silah fabrikaları önemli savunma sanayisidir. Tophanede ki silah fabrikasının 19. yüzyıl sonunda baş makinecisi ilk hava pilot şehidi Yüzbaşı Mehmet Fethi’nin babasıydı. Buraları silah ve mühimmatın üretildiği bir yerdi.
Enver Paşanın küçük kardeşi Nuri Almanya da yaşar. Soyadı kanunu çıktığında ülkeye gelir. Ailesinin kökeni günümüzde Romanya topraklarında kalan Tuna nehri kıyısında ki Kili (Chilia) da bulunur. Bu nedenle soyadı Killigil’dir. Aynı dönemde silah ve diğer mühimmat üretimi için Kasımpaşa Sütlüce de fabrika kurar. 1949 yılında da bir deneme esnasında fabrikada patlama olur kendisi gibi 20’yi aşkın çalışan ölür. Yani ülkede silah üretimi var.
Keza günümüzde Haliçteki Miniaturk Müzesinin bulunduğu alanda ilk özel silah fabrikası kurulur. Sahibi Şakir Zümredir. Askeriyeye önemli mühimmat ve teçhizat üreten bu fabrika da alınan bağışlar nedeniyle 1950’li yıllarda üretimini durdurur soba yapımına başlar.
Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş uçak fabrikası kurup, uçuş okulları bile vardı. Zamanın yönetimi askeriyede dâhil “ABD ve NATO’dan” bağış olarak gelen uçak, silah ve diğer mühimmat varken yerli üretim engellemiştir.
Gündelik yaşamda kullanılan zincir, çivi ve toplu iğne gibi ihtiyaçların daha seri üretimi önem kazandı. 1951 de Topkapı da kurulan atlı “Zincir İğne ve makine fabrikası” kayıtlarda görülmekte.
Geçenlerde toprağa vermiştik Sadettin Şensoy’u. O ve ailesi, Kamhi ailesi gibi Kasımpaşa'da soğutucu makine üretimi yapan atölyeleri vardı. İthalata izin verilince kimse yerli üretim yapamaz oldu.
Sezai Sami’nin dayısı Süleyman Aydoğan 1933 Razgrad eyleminde arananlardan olup Türkiye’ye geldi. Geldiği gibi Devlet Demir Yolları Çorlu motor bakım atölyesinde iş başı ettirilir. Uzun yıllar Yedikule tamir bakım atölyesinin ustabaşı olarak görev yapar. Görev sırasında birlikte çalıştıkları ile yerli motorlu tren yaparlar.
Daha birçok üretim ve icat eden var. Bunları anlatmak gerekir. Birileri hala zamanı yani tarihi kendilerinden başladığını söylerken kayıtlara geçenleri silmeyi unutmuş sanırım.
Söylenen var mıydı yok muydu araştırılsa anlaşılır.
Sahi, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçuna karşı "Dezenformasyon Yasası" kuruldu. Yetkililer neden harekete geçmiyor?
Gerçekten bunlar var mıydı?