Depremde ilk dakika
Çok geç olmadan deprem ile yaşamayı öğrenmek zorundayız
Geçtiğimiz yazımızda deprem öncesinde yapılması gereken hazırlıklar ve erken uyarı sistemleri üzerinde durmuştuk. Deprem dalgaları şehir merkezlerine ulaşmadan önce kazanılabilecek 10–15 saniyelik sürenin doğru kullanılması halinde birçok hayati riskin azaltılabileceğini ifade etmiştik.
Ancak deprem güvenliği yalnızca teknoloji ile sınırlı değildir. Deprem başladığı anda insanların doğru davranışı bilmesi de en az erken uyarı sistemleri kadar önemlidir.
Deprem sırasında geçen ilk dakikalar, çoğu zaman hayat kurtaran bir zaman dilimidir.
Deprem anında en büyük risk panik ve kontrolsüz hareketlerdir. İnsanlar refleks olarak hızla dışarı çıkmaya çalışmakta, merdivenlere yönelmekte veya asansör kullanmaya kalkmaktadır. Oysa bu davranışlar ciddi yaralanmalara ve can kayıplarına yol açabilmektedir.
Bu nedenle deprem sırasında uygulanması gereken en temel kural “Çök – Kapan – Tutun” prensibidir.
Deprem başladığında halen evin içinde bulunuyorsanız panik yapmadan bulunduğunuz yerde çökmeli, baş ve boyun bölgesini koruyacak şekilde kapanmalı ve sarsıntı sona erene kadar bulunduğunuz noktada tutunarak beklemelisiniz. Camlardan ve devrilebilecek eşyalardan uzak durulmalı, asansör kullanılmamalı ve merdivenlere yönelerek binadan çıkmaya çalışılmamalıdır.
Deprem sırasında açık alanda bulunan kişiler ise binalardan, elektrik direklerinden ve ağaçlardan uzak bir noktaya geçerek sarsıntının bitmesini beklemelidir.
Deprem anında insan psikolojisi de önemli bir faktördür. Ani sarsıntılar karşısında insanlar kısa süreli şok ve panik yaşayabilir. Bu nedenle deprem güvenliğinde en önemli unsurlardan biri önceden yapılmış tatbikatlar ve senaryo çalışmalarıdır.
Okullarda, iş yerlerinde ve konutlarda yapılacak düzenli deprem tatbikatları insanların deprem anında nasıl davranacağını öğrenmesini sağlar. Böylece panik yerine bilinçli ve kontrollü hareket ortaya çıkar.
Ailelerin de deprem konusunda önceden planlama yapması önemlidir. Anne ve babalar çocuklarına deprem sırasında nasıl davranmaları gerektiğini anlatmalı ve deprem sonrasında nerede buluşulacağını önceden belirlemelidir.
Ev içinde yapılacak hazırlıklar da hayati önem taşımaktadır. Deprem sırasında devrilme riski bulunan dolap, kitaplık ve benzeri eşyaların duvara sabitlenmesi olası yaralanmaların önüne geçebilir. Bunun yanında vatandaşların yaşadıkları binaların deprem karşısında nasıl bir tepki verebileceği konusunda ilgili kurumlar veya uzman kişilerle görüşerek değerlendirme yapması önemlidir.
Oturulan binanın yaşı, taşıyıcı sistemi ve zemin özellikleri hakkında yapılacak değerlendirmeler deprem riskine karşı daha bilinçli hareket edilmesini sağlar. Zemin özellikleri ve yapı yaşı, bir binanın deprem sırasında nasıl davranacağını belirleyen en önemli faktörler arasındadır.
Bunun yanında deprem senaryoları hazırlanırken yalnızca bina güvenliği değil, ikincil riskler de göz önünde bulundurulmalıdır. Patlama riski bulunan sanayi tesisleri, doğalgaz hatları, akaryakıt depoları ve benzeri risk taşıyan alanların bulunduğu bölgelerde bu tür senaryoların da planlamaya dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Her evde mutlaka bir deprem çantası hazır bulundurulmalı; içerisinde su, temel gıda, ilk yardım malzemeleri, el feneri, düdük ve gerekli acil ihtiyaçlar yer almalıdır.
Ayrıca doğalgaz, elektrik ve su sistemlerinin deprem anında otomatik olarak devre dışı kalabilecek güvenlik sistemleri ile donatılması deprem sonrasında meydana gelebilecek yangın, patlama ve su baskını gibi ikincil afet risklerini azaltabilir.
Depremlerin bir diğer önemli gerçeği ise insanların çoğu zaman uyku sırasında depreme yakalanabilmesidir. Nitekim 06 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve ülkemizi derinden sarsan büyük deprem felaketinde Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Osmaniye, Adana, Diyarbakır, Şanlıurfa, Kilis ve Elazığ olmak üzere toplam nüfusu 14 milyonu aşan 11 il doğrudan etkilenmiştir. Gece saatlerinde meydana gelen bu büyük afet nedeniyle binlerce vatandaşımız uykuda depreme yakalanmış ve ne yazık ki çok sayıda insanımız hayatını kaybetmiştir.
Bu acı tecrübe bizlere deprem gerçeğinin yalnızca gündüz değil, gece ve uyku anlarında da hayatımızın bir parçası olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu nedenle deprem hazırlıkları yapılırken gece senaryoları da mutlaka planlamalara dahil edilmelidir.
Türkiye’nin deprem gerçeği yalnızca belirli bölgelerle sınırlı değildir. Özellikle büyük şehirlerdeki yapı stokunun önemli bir kısmı artık yaşlanmış ve yorgun durumdadır. İstanbul gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir metropolde yapı stoğunun durumu ülke açısından kritik bir mesele haline gelmiştir. İstanbul’da meydana gelebilecek büyük bir deprem, yalnızca bir şehrin değil Türkiye’nin tamamının deprem gerçeği ile yüzleşmesine neden olacaktır.
Deprem bilinci yalnızca afet anlarında hatırlanan bir konu olmamalıdır. Bu bilincin küçük yaşlardan itibaren eğitim sistemine dahil edilmesi, kamu spotları, animasyonlar, çizgi filmler ve farkındalık çalışmaları ile toplumun her kesimine anlatılması gerekmektedir.
Deprem hazırlığı yalnızca bireysel bir konu değildir. Mahalleler, site yönetimleri ve apartman yöneticileri de bu sürecin önemli bir parçasıdır. Her apartman ve site yönetimi belirli bir plan dahilinde belediyeler ve AFAD iş birliği ile eğitim ve bilgilendirme programlarına tabi tutulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki deprem bir doğa olayıdır. Ancak depremde yaşanan kayıpların büyük bölümü hazırlıksızlıktan ve bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.
Bilgi ve bilinç ise en güçlü korunma yöntemidir.
Bu nedenle toplum olarak çok geç olmadan deprem ile yaşamayı öğrenmek zorundayız.
Bir sonraki yazımızda deprem sonrası ilk saatlerde yapılması gerekenleri ele alacağız.
Deprem Sonrası İlk 24 Saat – Afet Yönetimi