Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
7°
Ara

Kadını yaşatın

YAYINLAMA:
Kadını yaşatın

Toprağın kokusunu düşünün…

Bir yağmur damlası düşer, sessizce toprağın içine süzülür ve orada hayat filizlenir. İşte kadın da böyledir. Görünmez emeğin, sabrın ve direncin toprağıdır. Bir aileyi büyüten, bir toplumu mayalayan, bir kültürü gelecek kuşaklara taşıyan görünmez bir köktür.

Geçtiğimiz gün 8 Mart'tı. Kadın Hakları Günü.

Ama aslında mesele yalnızca bir gün değil; mesele insanlığın vicdanıdır.

Bir toplumun uygarlığı, kadınlarının hayatına verdiği değerle ölçülür. Eğer bir yerde kadın korkuyla yaşıyorsa, orada gerçek özgürlükten söz etmek mümkün değildir. Eğer bir anne, bir kız çocuğu, bir eş ya da bir emekçi kadın şiddetin gölgesinde kalıyorsa; o toplumun yarısı susturulmuş demektir.

Kadın sadece bir birey değildir; o aynı zamanda bir hafızadır. Köylerin avlularında ekmek yoğuran eller, çocukların saçını okşayan şefkat, yazmayı öğrenen kız çocuklarının gözlerindeki umut…

Bunların hepsi kadının dünyaya bıraktığı izdir.

Ne var ki tarih boyunca kadınlar çoğu zaman hak ettikleri değeri almak için mücadele etmek zorunda kalmıştır. Eğitim hakkı, çalışma hakkı, söz söyleme hakkı… Bunların hiçbiri kendiliğinden verilmemiştir; kadınların sabrı ve direnciyle kazanılmıştır.

Bugün hâlâ sorulması gereken bir soru vardır: Bir toplum neden kadından korkar?

Çünkü kadın güçtür. Çünkü kadın hayatı yeniden kurma cesaretidir. Çünkü kadın, susturulduğunda bile içinden yeni bir dünya büyüten sabırdır. Bu yüzden “kadını yaşatmak” yalnızca bir slogan değildir. Bu, bir medeniyet meselesidir.

Kadını yaşatmak; bir kız çocuğunun okula güvenle gidebilmesi demektir.

Kadını yaşatmak; bir kadının fikirlerini korkmadan söyleyebilmesi demektir.

Kadını yaşatmak; şiddetin değil saygının egemen olduğu bir toplum demektir.

Mustafa Kemal Atatürk yıllar önce şu gerçeği söylemişti: “Bir toplumun yarısı zincirler içindeyken diğer yarısı göklere yükselemez.” Bu söz sadece bir tarih cümlesi değil, aynı zamanda bir uyarıdır.
Çünkü kadın özgür değilse, toplum da özgür değildir. Kadınların yaşadığı bir dünya; daha adil, daha merhametli ve daha umut dolu bir dünyadır. Bu yüzden her birimize düşen görev açıktır: Kadının sesini kısmak değil, onu duymaktır. Kadının varlığını küçültmek değil, onu güçlendirmektir.

Unutmayalım: Bir kadın sustuğunda yalnızca bir insan değil, bir gelecek susar. Bir kadın yaşadığında ise yalnızca bir hayat değil, bir toplum nefes alır. Bu yüzden bugün ve her gün aynı sözü tekrar etmek gerekir:

Kadını yaşatın. Çünkü hayat onunla çoğalır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *