Depremden önce 10 saniye
Ulusal ivme ölçer ağı ve erken uyarı sistemleri sayesinde deprem dalgaları şehir merkezlerine ulaşmadan önce kazanılacak birkaç saniye hayat kurtarabilir.
Türkiye deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkedir. Bu nedenle deprem konusunu yalnızca tek bir yönüyle değil, deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası olmak üzere üç aşamada değerlendirmek gerekir. Bu yazı dizisinde deprem konusunu bu üç başlık altında ele alacağım.
İlk yazımızda deprem öncesinde yapılması gereken hazırlıklar ve erken uyarı sistemleri üzerinde durmak istiyorum.
Deprem öncesinde yapılacak doğru planlama ve hazırlıklar, deprem sırasında yaşanabilecek can ve mal kayıplarını büyük ölçüde azaltabilir. Modern şehirlerde deprem güvenliği yalnızca sağlam bina yapmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda teknolojik erken uyarı sistemleri ve güçlü veri altyapıları ile desteklenmesi gerekir.
Deprem erken uyarı sistemlerinin temelinde ivme ölçer sensörleri bulunmaktadır. Bu sensörler yer hareketinin hızlanmasını ölçen hassas cihazlardır ve deprem sırasında oluşan titreşimleri algılayarak verileri merkezi sistemlere iletir.
Türkiye’de halihazırda AFAD, Kandilli Rasathanesi ve bazı üniversiteler tarafından kurulmuş ivme ölçer sensör ağları bulunmaktadır. Ayrıca bazı belediyeler de yerel ölçekte deprem izleme sistemleri kurmuştur.
Deprem verilerinin önemli bir bölümü AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı bünyesinde toplanmakta ve değerlendirilmektedir. Ancak farklı kurumlar tarafından kurulan sensör ağlarından elde edilen verilerin daha hızlı ve bütüncül bir sistem içerisinde değerlendirilmesi için bu veri altyapısının daha da güçlendirilmesi ve entegrasyonunun artırılması önemlidir.
Bu kapsamda; AFAD, Kandilli Rasathanesi, TÜBİTAK, üniversiteler, yerel yönetimler tarafından üretilen deprem verilerinin ortak bir sistemde değerlendirilmesi, deprem hareketlerinin çok daha hızlı analiz edilmesini sağlayabilir.
Ancak deprem erken uyarı sistemlerinin daha etkin çalışabilmesi için mevcut ivme ölçer sensör ağının ülke genelinde genişletilmesi gerekmektedir.
Gelişen teknoloji ile birlikte bu sistem daha geniş bir veri ağı ile desteklenebilir.
Bugün kullanılan birçok akıllı cep telefonunda ivme ölçer sensörleri bulunmaktadır. Hazırlanacak ulusal bir mobil uygulama ile cep telefonlarındaki bu sensörler sisteme entegre edilerek deprem hareketlerinin çok daha geniş bir veri ağı üzerinden tespit edilmesi mümkün olabilir.
Böyle bir sistem sayesinde milyonlarca cep telefonu adeta dev bir sensör ağı gibi çalışabilir.
Bu verilerin mobil uygulamalar aracılığıyla vatandaşların cep telefonlarına aktarılması ile deprem dalgaları şehir merkezlerine ulaşmadan önce erken uyarı mesajları gönderilebilir.
Deprem erken uyarı sistemlerinin sağlayabileceği süre çoğu zaman 10 ile 15 saniye arasında değişmektedir.
Bu süre ilk bakışta kısa gibi görünse de aslında hayati önem taşımaktadır.
Bu kısa süre içerisinde; tren ve metro sistemleri durdurulabilir, doğalgaz ve elektrik hatları kesilebilir, asansörler en yakın kata yönlendirilerek kapıları açılabilir, fabrikalarda üretim hatları güvenli şekilde durdurulabilir, hastanelerde kritik sistemler güvenli moda alınabilir, vatandaşlar güvenli alanlara geçebilir.
Erken uyarı sisteminin etkin olabilmesi için yalnızca teknolojik altyapı yeterli değildir. Vatandaşların da bu sistem hakkında önceden bilgilendirilmesi ve eğitilmesi büyük önem taşımaktadır.
Cep telefonlarına gönderilecek uyarı mesajları veya şehir genelinde duyulacak uyarı sirenleri sayesinde vatandaşların deprem dalgaları ulaşmadan önce harekete geçmesi mümkün olabilir.
Bu uyarıyı duyan vatandaşlar panik yapmadan süratle güvenli bir alana geçmeli, devrilebilecek eşyalardan uzaklaşmalı ve baş–boyun bölgesini koruyacak şekilde güvenli bir pozisyon almalıdır.
Bu noktada vatandaşların daha önceden belirlenmiş ve tatbikatlarla çalışılmış güvenli alanlara hızlı, bilinçli ve soğukkanlı bir şekilde intikal etmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle erken uyarı sistemleri yalnızca teknik bir sistem olarak değil, aynı zamanda önceden hazırlanmış senaryolar, eğitimler ve düzenli tatbikatlarla desteklenen bir toplumsal hazırlık süreci olarak ele alınmalıdır. Okullarda, kamu kurumlarında ve şehir genelinde farkındalık eğitimleri verilmeli ve deprem tatbikatları yapılmalıdır.
Deprem öncesinde dikkat çeken bir diğer konu da doğada ve hayvan davranışlarında gözlemlenen olağan dışı hareketlerdir. Tarih boyunca birçok deprem öncesinde kuşların ani uçuşları, köpeklerin huzursuz davranışları veya bazı hayvanların bulunduğu bölgeyi terk etmesi gibi gözlemler rapor edilmiştir.
Bu tür davranışlar depremi kesin olarak tahmin etmeye yetmese de, doğada meydana gelen fiziksel değişimlerin bazı canlılar tarafından daha erken hissedilebildiğini düşündürmektedir. Bu nedenle doğadaki değişimlerin ve hayvan davranışlarının da bilimsel yöntemlerle incelenmesi, deprem araştırmaları açısından önemli ipuçları sağlayabilir.
Depremi durdurmak mümkün değildir.
Ancak bilim, teknoloji ve doğru hazırlık ile depremden önce saniyeler kazanmak mümkündür.
Unutulmamalıdır ki;
Depreme karşı en güçlü savunma hazırlık ve bilinçtir.
Bu yazı dizisinin bir sonraki bölümünde, deprem başladığı anda insanların yapması gereken doğru davranışları ele alacağız.
Serinin üçüncü yazısında ise deprem sonrası yapılması gerekenler ve afet yönetimi konusunu değerlendireceğiz.