Ortadoğu'da İran ateşi
ABD'nin İran'da bulunan petrol ve doğalgaz yataklarına el koymak, İsrail'in ise İran'in vekil güçleri ile kendisine tehdit olmaktan çıkarmak için son yıllarda İran'da rejim değişikliği için hazırlandıkları biliniyordu. ABD Başkanı Donald Trump, Pedofili suçlusu 3 milyon Epstein belgelerinde isminin sıkça geçmesi ve yeni açıklanması beklenen Epstein belge ve videolarında Trump isminin yer aldığı haberleri üzerine İran ile savaşı erken başlattığı konuşuluyor.
İsrail ve ABD, İran'a karşı 28 Şubat'ta başlattıkları hava saldırıları sürdürürken, İran misilleme eylemleri ile ABD destekçisi bölge ülkelerine saldırmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, tüm hedeflerine ulaşana kadar saldırıların süreceği tehdidinde bulundu. ABD ve İsrail şimdiye kadar İran'da 2500 hedefi vurduklarını açıkladılar. İran ise İsrail ve ABD'nin Ortadoğu'daki üslerine 600 füze fırlatıklarını açıkladılar.
İran Ortadoğu'da saldırılarından dolayı, ABD askeri üsleri bulunan S. Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, BAE, Katar ve Irak gibi ülkelerde, petrol rafinerisi, enerji tesisi, havaalanı gibi stratejik noktalarda hasarlar meydana geldi. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalar bölge genelinde yayılırken, hava operasyonları ve füze saldırıları Ortadoğu'da gerilimi tehlikeli bir eşiğe taşıdı. Ortadoğu'dan dünyanın farklı bölgelerine petrol akışının olduğu hürmüz boğazının kapatılması ve petrol üreticisi Arap ülkelerine İran saldırısı petrol fiyatları yükselti. Petrol fiyatların yükselmesi demek bir çok ürün ve dolaylı olarak herşeye zam anlamı taşıyor.
ABD ve İsrail nasıl İran ile düşman oldular? tarihten kısaca durumu izah edelim. İsrail’in 1948’deki kuruluşundan itibaren Ortadoğu'daki varlığı Arap ülkelerinin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Bu durum İsrail’i bölgede Arap olmayan güçlerle ittifaklar aramaya itti. İran, Şah Muhammed Rıza Pehlevi döneminde, İsrail’in bölgedeki stratejik müttefiklerinden biri oldu. Özellikle 1956 yılında kurulan dostluk ağı ile İsrail, İran ve Türkiye arasında yakın bir işbirliği başladı. Soğuk Savaş’ın bu kritik döneminde İsrail ve İran arasındaki ilişkiler askeri ve istihbari alanda derinleşti, petrol ticareti arttı ve iki ülke arasında sessiz diplomatik temsilcilikler açıldı.1956’da kurulan bu yapı, 1979 İran İslam Devrimi’yle dağıldı. Ayetullah Humeyni liderliğinde gerçekleşen İran İslam Devrimi ile Şah rejimi devrildi ve yeni rejim İsrail’i “Küçük Şeytan”, ABD’yi ise “Büyük Şeytan” ilan etti. Tahran’daki İsrail Büyükelçiliği kapatıldı. Hatta devrim sonrasında Filistin lideri Yaser Arafat’ın Tahran’ı ziyareti sırasında, sembolik olarak İsrail Büyükelçiliği’nin anahtarı Arafat’a teslim edildi. Böylece bir dönem müttefik olan iki ülke, açık düşmanlar haline geldi. ABD ile İsrail'in İran'a karşı bu tarihî düşmanlığın bundan sonraki evreleri, Ortadoğu’nun ve dünya siyasetinin geleceğini derinden etkilemeye devam edecek gibi görünüyor.
Tarih tekerrürden ibarettir. ABD 2003 yılında İran'ın komşusu Irak'a İran'a benzer bahaneler ile savaş açmıştı. Yaklaşık 250 yıllık devlet geçmişi olan ABD, 1948 yılında kurulan 78 yıllık devlet geçmişi ve 10 milyonluk nüfusu ile 2500 yıllık devlet geçmişi olan 92 milyon nüfusu ile İran büyük bir savaş ile karşı karşıya geldiler. Geçmiş yıllarda ABD ve İsrail Ortadoğu'da petrol gelirlerine çökmek ve İsrail'e tehdit olarak görülen ülkelere nasıl savaş açtığı ve vekil güçleri ile liderlerini devirdiklerini görmüştük. Şimdi herkesin konuştuğu İran'dan sonra sıra hangi ülkeye gelecek.