Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
8°
Ara

Emperyalist saldırı ve enternasyonelist dayanışmanın önemi

YAYINLAMA:
Emperyalist saldırı ve enternasyonelist dayanışmanın önemi

Bugün İran’a yönelik saldırı, yalnızca bir ülkeye karşı yürütülen askeri operasyon değildir.
Bu saldırı;  dünya sisteminde derinleşen toplu kriz karşısında emperyalizmin yeniden tahkim edilmeye çalışıldığı bir hegemonya savaşıdır.

Bu savaş, birinci ve ikinci aşaması tamamlanan Büyük Ortadoğu Projesinin, Afrika'dan Çin seddine kadar geniş bir coğrafyayı içine alan büyük bir sömürge ve yıkım projesidir.

Çin karşısında Afrika'da ve dünyanın birçok bölgesinde kaybettiği alanları, İran karşısında; Yemen, Filistin, Lübnan, Suriye ve Irak'ta yıkım ve işbirlikçilerle avantaj sağlasa da hakimiyet kuramaması. Burkina Faso ve diğer ülkelerin anti emperyalist tavrı önemlidir ve çoğalacaktır. 

 Afrika'da yerleşik olmak için, emperyalizm korsan ve küçük İsrail olarak tanımlanması gereken Somaliland'ı geleceğin terör devleti ve müdahale üssü olarak inşa ediyor. 

Abraham anlaşması kapsamında bu projenin dört büyük ayağı; Afrika'da Somaliland, Ortadoğu'da İsrail, Afrika/Asya stratejik noktasında Türkiye, Asya'da Kazakistan ve yerel işbirlikçilerle birlikte  bu yıkım ve işgal projesinin temelini oluşturarak Afrika'dan, Çin seddine kadar tüm alanı sömürgeleştirme sürecinde koçbaşı görevi üstleneceklerdir. 

İran bu projenin önündeki en büyük engel olduğu için operasyona tabi tutulmaktadır. 
 
ABD–İsrail ekseni ve onların etrafında hizalanan emperyalist ve işbirlikçi devletler; dünya halklarının emeğini, doğal kaynaklarını ve geleceğini sömürerek kurdukları küresel düzeni büyüterek yönetmeye  çalışmaktadır.

Ancak bu düzen artık tarihsel sınırlarına dayanmış ve yeni hamleler de önünü açamayacaktır. 

Bu nedenle yürütülen saldırılar yalnızca askeri değil, aynı zamanda ideolojik bir savaştır.

İran’a yönelik “tüm askeri kapasiteyi yok ettik” propagandası da bu ideolojik savaşın bir parçasıdır. Gerçeği gizlemeye, direniş iradesini kırmaya ve dünya kamuoyunu manipüle etmeye yönelik klasik bir emperyalist yöntemdir. 

İran şehirlerine tonlarca bomba yağarken, kentler yıkılırken, meydanlarda yükselen “Kahrolsun Amerika, Kahrolsun İsrail” sloganı yalnızca bir öfke ifadesi değildir. Bu slogan; emperyalist müdahale ile iç siyasal mücadele arasındaki farkın halklar tarafından kavrandığını gösteren tarihsel bir bilinçtir.

Bu tarihsel ayrımı ilk kez İran halkı yapmıyor.

Geçmiş yüzyıl boyunca Latin Amerika’dan Asya’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar pek çok halk; kendi iktidarlarıyla çelişki içinde olsalar bile emperyalist müdahaleye karşı ulusal direniş hattında birleşmiştir. Çünkü emperyalizm, hiçbir zaman halklara özgürlük getirmemiş; aksine bağımlılık, yıkım ve sömürü üretmiştir.

Yakın tarihte işgalle gelen bir “özgürlük” söyleminin gerçekte ne anlama geldiğini Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da ve daha pek çok yerde görmüşlerdir.
Yenilmez değiller.

Yenilecekler ve yenilgilerini de 12 gün savaşında olduğu gibi, İran'ın nükleer kapasitesini ve savaş gücünü yok ettik yalanı üzerine kurup kaçacaklar. 

Ancak bu mücadele; sadece İran halkının omuzlarına yüklenemez. Emperyalizme karşı mücadele tüm insanların mücadelesi olmak zorundadır. İran halkı  yenilirse Afrika'dan, Çin'e kadar büyük bir coğrafya düşecektir.

Venezuela'da başlayan saldırı ve teslim alma Küba ile devam edecek ve Latin Amerika  teslim alınacaktır. Daha dün Beyaz Saray sözcüsünün Latin Amerika ülkelerini görüşmeye çağırması boşuna değildir 
Bu süreç daha sonra başta Asya olmak üzere Grönland ve Kanada'nın işgaliyle devam edecektir.  

İran halkı kazanmalı ve emperyalizm yenilmelidir.
Çünkü; Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yükselen direnişler yalnızca tek tek ülkelerin kaderini değil, içinde yaşadığımız çağın yönünü de belirleyecektir.
Bu nedenle içinde bulunduğumuz dönem yalnızca krizlerin değil, aynı zamanda yeni tarihsel olanakların da dönemidir.

Türkiye halklarının, siyasal yapıların ve tüm demokrasi güçlerinin önünde duran tarihsel görev; faşizme karşı mücadeleyi somut bir olgu olduğu için emperyalizme karşı mücadeleyle birleştirerek, ulusal kurtuluş savaşı tarihimizden aldığımız güçle, 6. filoyu denize döken cesaretimizle. Denizlerin ve Mahirlerin Filistin, Vietnam, Küba ve bağımsızlık mücadelesi veren tüm ülke halklarıyla kurdukları enternasyonelist dayanışmayı yeniden yaratmaktır.
Başta İspanya, Küba, Kozey Kore ve Burkina Faso gibi ülkelerin ve halkların direnişini ve dayanışmasını büyütmektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *