Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı az bulutlu
6°
Ara

Sezai Sami nerelisin?

YAYINLAMA:
Sezai Sami nerelisin?

Son günlerde hemen her yerde birileri birilerine “nerelisin”, “kimlerdensin”, “hangi bakiyesin”  gibi sözleri duymaya başladık. Değerli dostum Sezai Sami de son günlerde gittiği toplantı ve anmalarda ilgili kişiler konuşmalarında söylemiş. Yine Avcılarda Uğur’un çay ocağında uzun uzadıya anlattı. Elimden geldiğince yazıya aktaracağım.

“Geçenlerde Karadeniz’in derinliklerinde yatan 15’leri anma toplantısına davet edilip gittim. Gittiğim yer bir “vakıf” yeri. Gelenlerin çoğu kendine aydın, demokrat hatta sol yaftası iliştiren. Geçmişte sendikal mücadele içinde bulunanlar. Günün anlamı ile ilgili konuşmalar uzadıkça kimi kişiler dünü ve bugünü tek bir ufuk çizgisinde görmeye başladı. Hatta kimileri ‘göçmen çalışanlar ücretleri düşürmekte onların yüzünden bizim çocuklar işsiz’ Hele biri var ki ‘Osmanlı bakiyesi’(?) olduğunu belirterek kendi dilini konuşamadığını belirtti. Bu da yetmedi başladı saymaya, “ben Çerkez’im, Agiday’ım, Acara’yım, Gürcüyüm, Terekeme’yim, Arabım, Kürt’üm, Ezidi’im, Rum’um, Ermeni’yim, ben Aleviyim, Sünniyim,…. Mikro milliyetçilim.” Konuşanın durağı ve duracağı yok. Çoğunluk alkışladı.

Misafir gidilen yerde konuşmacı değil gözlemci ve dinleyiciyiz. Toplantıya gelenlerin hemen hepsi ağızlarında “sol söylem” hiç eksilmiyor ve bu konuşma hiç de söyledikleri gibi bir bakış tarzlarını yansıtmıyor. Hele biri, var olan oluşumun “sözcülerinden” olduğunu belirtince misafirlik konumu gider, “güzel insan” değeri savunan Sezai Sami söze girer.

“Konuşmacı kendi ‘sol söylem’ diliyle bu topraklarda yaşayan toplulukları ve inançlıları tek tek sıraladı. İyi de yaptı. Hakikaten bu topraklarda kimler yaşıyormuş sayesinde (!) öğrendik. Bu kişi “bakiyesi olduğu” devletin son günlerinde okuma yazma yani eğitim düzeyi neydi, hangi dil konuşuluyordu bahsetme lütfunda bulunmadı. Yine “bakiyesi olduğu” devletin kurulu sistemin bir parçası hatta bölgesel gücü olduğunu unuttu ya da hatırlamadı onun sorunu.

Yaşanan ekonomik politik durum emperyalist döneme dönüşürken toplumsal çelişkide “emek/sermaye” baş çelişki haline geldiğini unutmuş. Üstüne basa basa söylediği “Bakiyesi olduğu”  devlet pazar payını arttırmak için ülkesini savaşa sokmaktan hiç çekinmedi. Çekinmediği gibi sınırları içindeki toplumları birbirine düşürüp iç çatışmaları körüklerken emek mücadelesi veren çalışan ve yoksul köylünün önderlerini ortadan kaldırdığını görmedi.

Geçen yüzyılın başında özellikle Avrupa da ki devletler ekonomik bunalım yaşadı. Bundan çıkmak için kapitalizmin tekelci aşamasının 1 döneminde pazar paylaşım savaşına girdiler. “Bakiyesi olduğu” devlet de bu savaşa girdi neden girdi sorabildi mi? Göçmen gelenlerin ülkesi onun “bakiyesi” olduğu devletin bir dönem toprakları değil miydi? Onların çalışma özgürlüğü yok mu? Toplumsal yaşamda ekonomik sorunlar en ücra yerlere kadar gitti. Birileri sırçalı köşkte otururken çoğunluk çalışma yaşamında bile olsa ölmeyecek kadar verilen ücretle yaşama tutunmakta. Birileri kürsüde ya da minberde “açlık ve yokluk ile sınanmaktayız” sözlerini sıralarken siz de “bakiyesi olduğunu belirttiğiniz devleti” arşa çıkarmaya çalışıyorsunuz. 

Muhatabı olan şahıs, “sende o ülkenin bakiyesi değil misin?”

“Bakiye” kelimesini bugünlerde “ilgili şahıslar” çok kullanmaya başladı. İktidardaki yönetim ve çevresi ona öykünüp kullanırken aralarında bir girift ilişki olduğu izlenimi vermekte. İster dün ister bugün kurulu sistemin yönetim mekanizması egemen, baskıcı, hükümran, bencil ve mülkiyet hırsı tavan yapmış durumda. Çok değil geçenlerde tarım taban ücreti, asgari ücret, memur katsayı ve emeklilerin maaşını belirlerken ne kadar eli sıkı davrandığı ama vergi borcu, gümrük muafiyeti ve kolaylığını ne kadar cömert davrandığını yedi düvel bilmekte. İşte burada “emek/sermaye” çelişkisi var, siz bunun neresindesiniz?

“Nerelisin onu söyle?” gibi kinayeli sözler.

Değerli arkadaşlar buraya ilgili arkadaşın daveti üzerine geldim. Kim olduğumu nereli olduğu soruyorsunuz. Bunlardan önce kendimi tanıtayım.

Sırçalı köşkte oturmadım kimsenin de bakiyesi değilim. Gürün Gübün ’den çiftçi Ahmet oğlu tütün ustası Çirli İbrahim’in oğlu öksüz ve yetim büyüyen telefon hat ustası Mehmet’in oğlu.

Ana tarafı da Deliorman Razgrad bölgesi defter kethüdası oğlu Eşref’in büyük torunu çiftçi Sadık oğlu Emin'in küçük kızı tekstil makineleri ustası Fatma’nın oğlu.

Sizin anlayacağınız ya tarımda ya da fabrikada çalışan emekçinin çocuğuyum. Üç göbektir çalışmaktayız. Safımızı ve sınıfımızı biliyoruz ya siz?”

Sezai Sami’yi dost bildiğimiz kişiler derin yerden vurmaya çalışmış. O yine de dostlarının saf değiştireceğine inanmak istemiyor umudu var.

Sahi bizim sınıfımız hangisi, hangi saftayız?

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *