Venezuela 2026: Maduro sonrası dönem CIA – Caracas Mutabakatı ve devletin yeniden tasarımı
Maduro’nun ABD tarafından tahliye edilmesiyle başlayan süreç, klasik anlamda bir iktidar değişimi değildir. Bu gelişme, Venezuela devletinin kurumsal ve istihbari mimarisinin baştan aşağı yeniden yapılandırılmasını hedefleyen, uzun vadeli ve çok katmanlı bir dönüşüm operasyonudur. Sürecin merkezinde CIA yer almakta, operasyonel ve stratejik koordinasyon doğrudan CIA Direktörü John Ratcliffe tarafından yürütülmektedir. Bu dönüşümün temel amacı, Venezuela’yı ABD jeopolitik çıkarlarıyla uyumlu, Rusya ve İran etkisinden arındırılmış, enerji kaynakları kontrol edilebilir, güvenlik aygıtı Batı standartlarına entegre edilmiş yarı-bağımlı bir devlet modeline dönüştürmektir. Bu nedenle yaşananlar, yalnızca bir rejim değişimi değil; devletin derin kodlarının yeniden yazılmasıdır.
Washington – Miraflores Mutabakatı: Örtülü bir stratejik anlaşma
Maduro sonrası dönemde Caracas ile Washington arasında örtülü fakat son derece kapsamlı bir mutabakat tesis edilmiştir. Bu mutabakatın özünü, karşılıklı stratejik tavizler ve güvenlik teminatları oluşturmaktadır. ABD’nin temel talepleri; Çin-Küba-İran ve Rusya’nın ülkedeki istihbarat ve askeri ağlarının tasfiyesi, Hizbullah bağlantılı yapıların sökülmesi, kartel–devlet entegrasyonunun dağıtılması ve Çin’in kritik altyapı projeleri üzerindeki etkisinin sınırlandırılmasıdır. Caracas yönetimi ise buna karşılık yeni yönetimin uluslararası meşruiyetinin sağlanması, ekonomik yaptırımların kaldırılması, petrol ihracatının yeniden açılması ve rejim elitlerine hukuki dokunulmazlık talep etmektedir. Bu çerçevede Helicoide gözaltı merkezinin kapatılması, yüzlerce siyasi tutuklunun serbest bırakılması ve güvenlik teşkilatının yeniden yapılandırılması gibi adımlar, insani veya demokratik reformlardan ziyade Washington’a verilen stratejik teminatlar niteliğindedir.
Güvenlik mimarisinin sökülmesi: Devletin derin yapısı yeniden şekilleniyor
El Helicoide, sadece bir gözaltı merkezi değil, Venezuela istihbarat aygıtının merkezi sinir sistemidir. Küba-Çin- İran ve Rusya ile yürütülen ortak operasyonların koordinasyon üssü, muhalefet ve diaspora takibinin merkez noktası ve rejimin iç kontrol mekanizmasının kalbiydi. Bu yapının kapatılması, sembolik değil, doğrudan operasyonel bir mesajdır: Eski rejimin derin sinir sistemi bilinçli şekilde sökülmektedir.
Bunun hemen ardından Ulusal Savunma Ofisi’nin kurulması, yeni güvenlik mimarisinin temel taşıdır. Bu kurum, klasik askeri savunma yapısından ziyade, CIA standartlarına uygun çok katmanlı karşı istihbarat, iç güvenlik ve stratejik analiz merkezine dönüşecek şekilde tasarlanmıştır. Bu adım, Venezuela güvenlik yapısının sıfırdan ve ABD rehberliğinde yeniden inşa edildiğini göstermektedir.
Savunma Bakanlığına askeri kökeni olmayan sivil bir ismin atanması ise, ordu üzerindeki tarihsel vesayetin kırılması ve generallerin ekonomik-siyasi ağlarının dağıtılması hedefini taşımaktadır. Bu hamle, orduyu siyasetin merkezinden çıkarıp, Batı uyumlu profesyonel askeri modele geçişin ön hazırlığıdır.
ABD'nin tahliye operasyonu, yalnızca Maduro’nun güvenliği değil, aynı zamanda: Rejimin içindeki kontrolden çıkabilecek sertlik yanlısı fraksiyonları, Rusya-İran destekli güvenlik çekirdeğini, Uyuşturucu – altın – yasa dışı ticaret ağlarıyla iç içe geçmiş askeri elitleri tasfiye etmeye dönük çok katmanlı bir istihbarat ve psikolojik harp operasyonuydu. Bu operasyonun merkezinde CIA bulunurken, Venezuela tarafında SEBIN (Bolivarcı Ulusal İstihbarat Servisi) ve DGCIM (Askeri Karşı İstihbarat) kritik rol oynadı.

CIA, Venezuela dosyasında klasik “darbe + sokak ayaklanması” formülünden bilinçli olarak uzak durdu. Bunun yerine: CIA’nın operasyonel stratejisi: “Yumuşak Rejim Dönüşümü” gerçekleştirmeye çalışıyor. Bunun için Aşamalı çözülme modeli uygulandı: Önce Generaller, petrol yöneticileri ve istihbarat elitleri hedef alındı. ABD bankalarındaki gizli hesaplar, aile bireylerinin yurtdışı statüleri, vize tehditleri ve ceza dosyaları kullanıldı. Kritik kilit isimlere: “Maduro giderse korunursunuz” mesajı verildi. Sonra 2. Aşamaya geçildi: Ekonomik Boğma + Seçici Rahatlatma geçilerek Petrol yaptırımları kademeli kaldırma vaadiyle koz olarak kullanıldı. Rejim içi çatlaklar bilinçli şekilde derinleştirildi. Aşama 3 ise Güvenli Tahliye Operasyonu idi. Maduro’nun ailesi, yakın koruma halkası ve mali arşivlerinin kontrollü şekilde çıkarılması sağlandı. Bu sayede: Kanlı iç savaş önlendi. Kontrolsüz çöküş engellendi. Yeni yönetimin meşruiyeti garanti altına alındı. Bu strateji, Irak 2003 fiyaskosundan ders alınarak geliştirilmiş CIA doktrininin bir parçasıydı
CIA'in Caracas'ta kalıcı varlık tesisi: Stratejik kontrol noktası
CIA’ya ait nakliye uçaklarının Maiquetia Havalimanı’na inişi, CIA Direktörü’nün doğrudan Caracas ziyareti ve Valle Arriba’daki diplomatik tesislerde istasyon kurulması, Venezuela’nın artık ABD açısından geçici değil, kalıcı stratejik merkez haline geldiğini göstermektedir.
Caracas, bu yapılandırmayla birlikte Kolombiya, Küba, Nikaragua, Karayip Havzası ve Orta Amerika’ya yönelik operasyonların koordinasyon üssü konumuna getirilmiştir. Bu durum Venezuela’yı yalnızca bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp, ABD’nin Latin Amerika’daki ileri karakolu haline dönüştürmektedir. Maduro sonrası dönemde CIA, Venezuela’yı klasik diplomatik misyon mantığıyla değil, çok katmanlı saha kontrol doktriniyle yapılandırmıştır. Bu yapı, askeri işgal değil; istihbarat merkezli devlet kontrol modeli şeklindedir.
CIA’nın Caracas merkezli mimarisi birkaç operasyonel hücre üzerinden örgütlenmiştir:
Bunlar:
1-STRATEJİK KOMUTA HÜCRESİ – (Valle Arriba / Büyükelçilik Yerleşkesi) Bu merkez: Ulusal Savunma Ofisi; Başkanlık danışma mekanizması; Dış politika ve enerji stratejisi üzerinde doğrudan etki kurar. İşlevi Devletin karar alma refleksini ABD çıkarlarıyla senkronize etmek.Bu yapı, klasik büyükelçilik istasyonlarından farklı olarak bölgesel komuta merkezi statüsündedir.
2-KARŞI-İSTİHBARAT & İÇ GÜVENLİK HÜCRESİ – (SEBIN & DGCIM Entegrasyonu) Amaç Küba-Çin- İran ve Rusya kalıntı ağlarını tasfiyesi; Ordu içi sertlik yanlısı fraksiyonları pasifize etme; Kartel–asker–istihbarat entegrasyonunu parçalaması şeklindedir. Bu bağlamda İlk 3 ayda 217 subay görevden alındı; 93 üst düzey güvenlik yetkilisi pasifize edildi ve 41 gizli operasyon hücresi dağıtıldı. Bu rakamlar, derin temizlik operasyonunun boyutunu göstermektedir.
3. VENEZUELA İSTİHBARATINDA İÇ PARÇALANMA
Maduro sonrası dönemde Venezuela istihbarat yapısı üçe bölündü:
1-ABD ile Uyumlu -Reformcu Kanat: Genellikle, Yurtdışı eğitimi olan, ABD ile kişisel temasları bulunan ve Petrol sektörüyle bağlantılı teknokrat subaylardan oluştu ve Yeni yönetimin omurgası burasıdır.
2- Küba – Çin- Rusya – İran Yanlısı Sertlik Bloğu: Eski Bolivarcı devrim ideolojisine bağlıdır. Wagner kalıntıları, İran Devrim Muhafızları bağlantıları vardır ve Gizli silah depoları, paramiliter ağlar ve kara para trafiğini kontrol eder.
3- Narkotik Devlet Yapısı (Kartel Entegrasyonu) Ordu + uyuşturucu kartelleri + kaçak altın madenciliği ağıdır ve Bu yapı, devletten çok suç ekonomisini korur.
CIA’nın ana hedefi B bloğunu pasifize etmek, C bloğunu kriminalize ederek tasfiye etmek, A bloğunu iktidara entegre etmektir. Yani Rus-Çin-Küba yanlılarının bir şekilde sistem dışına atarak ABD/Avrupa yanlısı istihbaratçı ve subayları karar alma mekanizmasına dahil etmeye çalışmaktadır.
Rusya- Çin – İran Hizbullah bloğunun tasfiyesi: Görünmeyen savaş başlıyor
Venezuela, Rusya ve İran için Latin Amerika’daki son büyük stratejik üs konumundaydı. Bu nedenle Maduro sonrası süreç, Moskova ve Tahran açısından yalnızca bir nüfuz kaybı değil, doğrudan jeopolitik hezimet anlamına gelmektedir. Bu tablo, önümüzdeki yıllarda sabotaj eylemleri, suikastlar, enerji altyapısına saldırılar ve paramiliter operasyonlar şeklinde kendini gösterecek düşük yoğunluklu bir örtülü savaş ihtimalini son derece yükseltmektedir. CIA’nın Caracas’ta kalıcı kontr-terör ve kontr-istihbarat kapasitesi oluşturmasının temel nedeni de bu tehdittir.
Çin şu anda; Rejimi korumaya çalışmıyor, ABD ile doğrudan cepheleşmiyor, Borçlarını tahsil etmeye odaklanıyor. Bu, Çin’in Latin Amerika’da yeni ABD-CIA doktrinine uyum sağladığını göstermektedir. Sahadaki işaretler, CIA ile Çin arasında örtük bir çatışmasızlık mutabakatı bulunduğunu göstermektedir. Buna SESSİZ uzlaşı da diyebiliriz. CIA’nın Çin’e Mesajı: “Siyasi ve askeri alandan çekil, ticarette kal.” Çin’in Yanıtı: “Kredileri ve altyapıyı kurtar, petrol payını küçült.” Bu denge, Venezuela’nın ABD – Çin örtülü rekabet alanı haline geldiğini göstermektedir.
Genel af ve serbest bırakmalar: Takstik psikolojik harp hamlesi
Yüzlerce siyasi tutuklunun serbest bırakılması ve geniş çaplı af ilanları, muhalefetle gerçek bir uzlaşmadan ziyade, toplumdaki tansiyonu düşürmeye ve yeni yönetimin manevra alanını genişletmeye yönelik taktik psikolojik harp uygulamalarıdır.
Bu hamleler, kamuoyunda reform ve demokratikleşme algısı yaratırken, perde arkasında güvenlik ve istihbarat yapılanmasının sessiz biçimde sökülmesine zaman kazandırmaktadır. Bu model, CIA’nın daha önce Afganistan ve Irak’ta uyguladığı post-rejim geçiş doktrinleriyle birebir örtüşmektedir.

Neden bu kadar yoğun bir operasyon?
Venezuela'nın stratejik değeri
Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olması, Latin Amerika’daki uyuşturucu ve kaçakçılık güzergâhlarının merkezinde yer alması ve ABD’nin “arka bahçesinde” Rusya–İran varlığına ev sahipliği yapması nedeniyle Washington açısından kritik bir jeostratejik platformdur.
Bu nedenle Venezuela artık klasik anlamda bir devlet değil, küresel güç mücadelesinin merkez üslerinden biri haline gelmiştir. Önümüzdeki döneme dair üç ana senaryo öne çıkmaktadır. Birinci senaryoda, CIA gözetiminde yürütülen kontrollü yeniden yapılandırma süreci başarıyla tamamlanır, ekonomik toparlanma sağlanır ve Venezuela ABD müttefiki yarı-bağımlı bir devlete dönüşür.
İkinci ve daha olası senaryoda ise, Küba, İran ve Rusya destekli sabotajlar, kartel çatışmaları ve paramiliter kalkışmalar ülkeyi uzun süreli düşük yoğunluklu bir iç güvenlik krizine sürükler. Bu durumda Venezuela, Latin Amerika’nın “kontrollü kaos alanı” haline gelir.
Üçüncü ve en riskli senaryoda ise ordu bölünür, karteller geniş alanları ele geçirir ve ülke fiilen parçalanır. Bu durum, tüm bölgeyi etkileyen büyük bir güvenlik krizine yol açar.

STRATEJİK SONUÇ: Venezuela artık istihbarat savaşlarının ortasında bir enerji platformu
Ortaya çıkan tablo şunu açık biçimde göstermektedir: Venezuela artık klasik anlamda egemen bir devlet değil, CIA tarafından yeniden yapılandırılan ve ABD çıkarlarına göre yönlendirilen jeopolitik bir operasyon alanıdır. Maduro’nun tahliyesi, bir rejimin değil; bir jeopolitik blokun çöküşünü simgelemektedir. Maduro’nun tahliyesi, bir liderin düşüşü değil, bir jeopolitik eksenin çöküşüdür. Venezuela artık bir ülke olmaktan çok, küresel güç mücadelesinin jeostratejik platformu haline gelmiştir. Önümüzdeki yıllar, görünmeyen ama son derece sert, karmaşık ve çok katmanlı bir istihbarat savaşının yaşanacağı bir dönem olacaktır. Bu süreçte çatışmalar sokakta değil, enerji hatlarında, finans akışlarında, istihbarat ağlarında ve devlet kurumlarının derin yapılarında yaşanacaktır.Önümüzdeki beş yıl boyunca ülkede görünmeyen, fakat son derece sert ve karmaşık bir istihbarat savaşı yaşanması kuvvetle muhtemeldir. Maduro’nun tahliyesi sonrası başlayan süreç: Bir rejim değişimi değil,Bir devletin jeopolitik ekseninin zorla yeniden ayarlanmasıdır.
CIA, Venezuela’da: Irak modeli değil, Almanya 1945 sonrası yeniden inşa modelini uygulamaktadır. Venezuela artık jeopolitik bir ülke değil; küresel istihbarat savaşının ileri operasyon alanıdır. Önümüzdeki özellikle ilk 3 yıl, Latin Amerika’da Soğuk Savaş’tan bu yana görülmemiş ölçekte örtülü operasyonlara sahne olacaktır.