Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
10°
Ara

Siyasi bir deney

YAYINLAMA:
Siyasi bir deney

Hatırlayalım. Hollanda‘da 30 Ekim 2025’te yakın tarihin en çekişmeli seçimlerinden biri yapılmıştı. Genç ve karizmatik Rob Jetten liderliğindeki merkez sol Liberal Demokratlar (D66), aşırı sağcı Özgürlük Partisi'nden (PVV) yaklaşık 30.000 oy fazla alarak birinci parti olmuştı. Ancak seçim sonucu, Hollanda siyasi manzarasının ne kadar parçalanmış olduğunu bir kez daha ortaya koymuş, 150 sandalye, 15 parti arasında bölünmüştü.

Sonuç siyaseten merkeze doğru bir kayma değildi. İdeolojik bloklar arasında dramatik bir değişimden ziyade, bu bloklar içindeki bir yeniden yapılanmaydı. Aşırı sağda ne bir gerileme olmuş ne de siyasi merkez için bir zafer olmuştu. Aşırı sağ oylar diğer iki küçük aşırı sağcı populist partilere gitmişti. Yeni parlamentodaki en büyük parti de sadece 26 sandalye ile merkez sol Liberal Demokratlardı.

Şimdi seçimden üç ay sonra Liberal Demokratlar (D66), Hristiyan Demokratlar (CDA) ve Liberal Muhafazakar (VVD) partilerinin anlaşmaya varmasıyla bir azınlık hükümet kurulmasına yaklaşıldı. Karizmatik, yakışıklı, yetenekli ve nispeten genç –38 yaşında, kişisel hayatı konusunda açık sözlü Rob Jetten başkanlığındaki hükümet parlamentodaki 150 sandalyeden sadece 66'sına sahip olduğu için, Hollanda siyaseti için yeni bir durum.

Ülkenin geleceğine dair bir yol haritası olan 67 sayfalık koalisyon anlaşması bir dizi iddialı hedefi ortaya koyuyor. Hollanda'nın en genç başbakanı olmaya hazırlanan Jetten, gazetecilere "Yeni bir yola giriyoruz" diyordu. Hatta kabine sloganını açıkladı: "Haydi işe koyulalım!" İddialı hedefler iyi ama yıllarca süren sağcı politikalardan sonra dramatik bir değişim bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir.

Hollandalı bir meslektaşım ‘Önceki hükümet göç yüzünden düşmüştü ve bu seçime giden süreçte önemli bir kampanya konusuydu. Jetten, kendisini Özgürlük Partisi'nin tam zıttı olarak konumlandırdı. Ama şimdi koalisyon metninde, yeni hükümet, katı bir göçmenlik politikası vaat ediyor. Eskisine çok fazla benzememeye ve ilerici seçmenleri ürkütmemeye çalışarak ince bir denge kurmaya çalışıyor‘ diye yazıyordu.

Bir diğer konu savunma harcamaları; NATO ülkelerinin geçen yıl belirlediği hedefi karşılamak amacıyla savunma harcamalarındaki artış yılda yaklaşık 19 milyar avro olacak ve bu artış, sağlık ve sosyal yardım da dahil olmak üzere geniş kapsamlı bütçe kesintileri ve hükümetin "özgürlük vergisi" olarak adlandırdığı ek vergi artışı ile finanse edilecek. Bu vergiyle yılda yaklaşık 5 milyar avro gelir planlanıyor.

Koalisyon anlaşmasından anlaşılıyor ki sosyal harcamalar büyük bir darbe alacak ve halkın sağlık giderleri yükünün daha büyük bir kısmını üstlenmesi bekleniyor. Vatandaş başına yılda yaklaşık 184 avro tutarında bir ‘Özgürlük katkısı‘ (Freedom tax/Freedom contrabution) adı altında ek vergiyi halk nasıl karşılayacak bilinmiyor. Konut krizine çözüm vaadi için gerekli finansmanın kaynağı henüz belirsiz deniyor.

Heyecan verici bir seçimden üç ay sonra, AB'nin beşinci büyük ekonomisi olan Hollanda’da yeni bir hükümetin kurulmasının önü açıldı ancak belki de bilinmesi gereken en önemli şey, iddiaları hedeflerin hepsine büyük bir şüpheyle yaklaşılması gerektiğidir. Üç koalisyon partisi birlik içinde bir görüntü sergilemeye çalışıyor ancak bunun başarının garantisi olmadığını deneyimli siyasetçiler gayet iyi bilir.

Koalisyon mecliste çoğunluğa sahip değil ayrıca, yasaları engelleyebilen Senato'da da çoğunluğa sahip değil (75 sandalyeden 22'sine sahipler) Muhalefet partilerinin desteğine bağımlı durumda. Bu da önerilen her politika için parlamentoda çoğunluk sağlanması gerektiği anlamına geliyor. Her şey yolunda giderse, Şubat ayı sonlarında Hollanda Kralının sarayının merdivenlerinde geleneksel fotoğraf çekimi yapılabilir. Azınlık hükümeti deneyi fazla olmayan Hollanda’da yeni bir siyasi deney başlıyor. Ancak bu kolay olmayacak.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *