Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Ara

Değer değerlerimiz...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Değer değerlerimiz...

Canlılar dünyasından ayrışma insan evladı için çok zor olmuştur. Hayatta kalma, yaşamını devam ettirme ve bildiklerini aktarma önemli olduğu kadar büyük bir değerdir. Özellikle bildiklerini aktarma toplumsal yaşamda deney ve tecrübe sahibi olanların itibar görmesi akıl danışılması önemlidir.

Değer dendiğinde ekonomik açıdan bakıldığında, “kullanmak için değil değiştirmek için yapılan mal üretiminden doğduğunu görüyoruz”. Bu nedenle benzer değerli mallarda ortak olan nitelik o malları üretmek için harcanan insan emeğinin niteliği olarak karşımıza çıkmakta. İnsanı diğer canlılardan ayıran bir iş yaparken bilgi, deney, tecrübe yanında plan ve hazırlık yapması önemlidir. Deney, tecrübe ve bilgi birikimi yaşayanların belleklerinde olduğundan olayları yorumlama ve planlama için yine onların varlıklarına ihtiyaç olmuş.

Dünden günümüze insan evladının toplumsal yaşamında üretimin ve buna bağlı bilgilerinin aktarılması deney, tecrübe ve yorumlama özel bir önem gerekir. Buna sahip olanlar itibar gördüğü gibi de değerlidir. Birlikte iş yapma, paylaşım, dostluk, dayanışma, özgürlük, eşitlik, hoşgörü, saygı ve sevgi toplumsal ilişkilerde “değerler” tarafından yaşama geçirilir. Değerler yol gösterici olduğu gibi toplum yararına birlikte neler yapılacağının rol modelidir.

Toplumun ortak çıkarları temelinde üretim, paylaşım ve değişim emek temelinde yoğunlaşıp boyut kazanır ve değerlenir. Geçmiş kazanım, birikim ve tecrübe ışığında toplumsal yaşamın devam ettiricileri, aktarıcıları ve buna yeni değerler yükleyicileri “kılavuzdur, önderdir, mürşittir”. Bunlar toplumsal yaşamın ağır yüklerini sırtlarken birikimleri bir sonraki kuşaklara kulaktan kulağa aktarılır.

Toplumsal temelde “değer” yaşam özgürlüğü temelinde varlığını devam ettirir. Dünden günümüze yoğun olarak gözlenen toplumsal sorunlar katlanarak varlığını devam ettirmekte. Temelinde mülkiyet ve egemenlik başat rol oynarken kurulu sistemin sömürü çarkı günümüze gelene kadar varlığını daha da ağırlaştırarak devam ettirmekte. Kurulu sistem insan evladını özel mülkiyet, sahip olma, hâkimiyet, bencillik, kibir ve hırsları temelinde dün zincirli ve bukağılı günümüzde ekonomik ise köle haline getirdi.

Kendisi ve biat eden çevresi için çalışacak ve gerektiğinde ölecek insan evlatlarını silah ve kara kaplı kitabıyla köle haline getirdi. Yaşamlarını devam ettirmek için egemen güçlerin yanında karın tokluğu ya da ne üretiyorsa ürettiğinin yarıdan fazlasını ona vermek zorunda kalır. İnsan evladı yaşamak için çalışır ve üretirken kurulu sistemin yakası kalkık, omuzu kalabalık ve beli silahlı güçlerinin istekleri hiç bitmedi. Doymak bilmez mideleri, gösterişe düşkün sahip olma hırsı, bencilliği ve kibirli davranışları sabırları taşırdı. Trakyalı asker Spartaküs Romalılara esir düşer. Bitmek bilmez eziyet ve sürgün dayanılmaz olur kendisi gibi esir düşen kölelerle birlikte isyan eder. Günlerce direnirler, koca Roma ordusu tüm gücüyle “onlara ”saldırır hepsini kılıçtan geçirip kazığa çakar. Trakyalı askerin köleliğe eziyete ve sürgüne karşı gelineceğini tüm kitaplar yazmakta.

“Anadolu”, Trakya ve Balkanlarda için “güneşin doğduğu yer” olarak belirtilir. Keza doğal bir köprü olduğundan gelen ve geçen de kültürel değerlerini bıraktı. Silahı ve kara kaplı kitabı eline alan kurulu sistemin başı benim dedi. Başa geçen kendisi için çalışacak ve savaşacaklara yaşama hakkı verdi. Kendisi için çalışmayan, savaşmayan ürününün yarıdan fazlasını vermeyene yaşam hakkı vermedi, eziyet ve sürgünler başladı. Eziyete, baskıya ve angaryaya karşı hangi kitaba inanırsa inansın ortak değerlerde birlik olmalar başlar. Anadolu’nun Ege bölgesinde yaşayanların bir kısmı angarya ve ağır vergilere karşı Şeyh Bedrettin, Börklüce ve Torlak etrafında toplandı. Güçlü savaşçılara karşı tarım aletleriyle karşı durdular. Hatta isyanı bastırmak için Osmanlıya ilhak eden Bulgar kralı Şişman’ın oğlu İskender komutan olarak getirilir. İskender ve ordusu köylüler tarafından Karaburun da bir geçitte tuzağa düşer. Öldürmeye giden ölür. Çelebi Mehmet gücünü göstermek için tüm gücüyle saldırır kim varsa kılıçtan geçirir kazığa çakar. Bedrettin’i de uyduruk bir mahkemede yargılayıp idam kararı verdirir ve Serez çarşısında asar.

Kurulu sisteme karşı sadece bu topraklar değil insan evladının yaşadığı her yerde tavırlar alınmakta. Onların yazdığı tarih kitaplarında vergi vermeyen, onlar için savaşıp ölüme gitmeyen, birlik olup aşını ve lokmasını paylaşan başıbozuk isyancı, dört kitabı bilmeyen sapkın nitelemeleri vardır. Oysa “onlar”, “onbeşler” ve daha niceleri yani “güzel insanlar” hain tuzaklarda, darağaçlarında, karanlık odalarda vahşice işkence edildi öldürüldü. Kimilerinin mezarları dahi bulunamadı.

Emeğini ekmeğini ve özgürlüğünü kurulu sisteme ve onun yakası kalkık, omuzu kalabalık ve beli silahlı güçlerinin baskı, cebir ve şiddetine karşı birlikte inançlı ve onurlu kim duruyorsa bir değerdir. Emeği ve bilgisi dışında mülkiyeti olmayan, kent ve kır yoksulu “ekmeği, emeği ve özgürlüğü” insani hakları temelinde ortak değerleri vardır. Dün onların nasıl ortaya çıktığı, bir araya geldiği, temel ilkeleri bilinmeli ve günün koşullarında nasıl tavır aldıkları anlatılmalı ve öğretilmeli.

Tarihsel zaman diliminde elbet birileri değerleri anlayıp anlatacak.

Günümüzde önemli olan bu değerleri anmak ve hayata geçirmektir.

“Değer” “değerlerimiz” hatırlanmalı hatırlatılmalı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *