Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Ara

Ali Suavi Olayı: Osmanlı tarihinde bir darbe girişimi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Ali Suavi Olayı: Osmanlı tarihinde bir darbe girişimi

Sevgili okurlar, önceki köşemizde Yedi Sekiz Hasan Paşa’nın kahramanlıklarından bahsederken, değindiğimiz o meşhur “Çırağan Baskını”na bugün daha detaylı bakalım. “Ali Suavi olayı” olarak bilinen bu hadise, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerindeki siyasi karmaşanın çarpıcı bir örneği. 19. yüzyılın entelektüel bir figürü olan Ali Suavi’nin başını çektiği bu girişim, hem trajik hem de ders dolu bir hikaye.

Ali Suavi, 1839’da İstanbul’da doğmuş bir gazeteci, yazar ve aydın. Genç Osmanlılar hareketine yakın, reformcu fikirleriyle tanınıyor. Avrupa’da sürgünde bulunduğu dönemde gazeteler çıkarmış, Osmanlı’da basın özgürlüğünün öncülerinden biri olmuş.  Ancak, Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışını (1876) ve V. Murad’ın tahttan indirilmesini (akıl sağlığı gerekçesiyle) kabul edememiş. V. Murad, Çırağan Sarayı’nda gözetim altında tutulurken, Ali Suavi onu tekrar tahta çıkarmak için bir plan yapmış.

Olay, 20 Mayıs 1878’de patlak vermiş. Ali Suavi, yaklaşık 150-500 kadar Rumeli göçmenini (muhacir) toplayarak teknelerle Çırağan Sarayı’na baskın düzenlemiş.  Çoğu silahsız olan bu grup, sarayın muhafızlarını aşmayı başarmış ve avluya girmiş. Amaçları, V. Murad’ı kaçırıp Abdülhamit’i devirmekmiş. Sarayda kısa süreli bir kaos yaşanmış; hatta V. Murad bir süreliğine dışarı çıkarılmış.  Ancak, baskın uzun sürmemiş. Beşiktaş Muhafızı Yedi Sekiz Hasan Paşa, elinde bir sopayla olay yerine yetişmiş ve isyancıları dağıtmış. Rivayete göre, Ali Suavi’yi bizzat sopayla vurarak öldürmüş.  Bu müdahale, olayın bastırılmasını sağlamış ve Hasan Paşa’ya paşalık unvanı kazandırmış, hatırlarsanız, önceki yazımızda bundan bahsetmiştik. Baskın sırasında birçok kişi ölmüş, kalanlar tutuklanmış.

Bu olayın ardından II. Abdülhamit’in paranoyası artmış; saray güvenliğini sıkılaştırmış ve muhaliflere karşı daha sert politikalar izlemiş.  Ali Suavi ise Osmanlı tarihinde hem bir devrimci hem de başarısız bir darbeci olarak anılıyor. Bazıları onu özgürlük savaşçısı görürken, kimileri maceracı bir figür olarak nitelendiriyor Günümüzde bu olay, Osmanlı’nın çöküş dönemindeki iç çekişmeleri anlamak için önemli bir örnek. Sizce, Ali Suavi gibi aydınlar mı yoksa Hasan Paşa gibi sadık askerler mi tarih yazıyor? 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *