Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
12°
Ara

ABD–Venezuela hattında sessiz fırtına: Operasyon kapıda mı?

YAYINLAMA:
ABD–Venezuela hattında sessiz fırtına: Operasyon kapıda mı?

ABD ile Venezuela arasında son haftalarda yaşanan gelişmeler, artık sıradan bir diplomatik gerilim olmaktan çıkıp doğrudan “operasyonel hazırlık” seviyesine ulaşmış görünmektedir. Maduro–Trump hattında yürütülen temasların basına sızdırılması her ne kadar bir yumuşama işareti gibi gösterilmeye çalışılsa da sahadaki hareketlilik bunun tam tersini işaret ediyor. Washington, Venezuela’yı “terörle mücadele” hukuki çerçevesine oturtarak müdahale eşiğini bilinçli biçimde aşağı çekiyor.

Venezuela cephesinin dikkat çeken sessizliği, rejimin içerideki teyakkuz seviyesinin arttığını ya da karar alıcıların hareket kabiliyetinin kısıtlandığını düşündürüyor. ABD’nin “Cartel de los Soles”u resmen yabancı terör örgütü ilan etmesi ise kritik bir dönüm noktasıdır. Bu adım, artık Venezuela devlet yapısının bütünüyle terör bağlantılı addedilmesine ve askeri operasyonların geniş bir hukuki zemin üzerine oturtulmasına olanak sağlıyor.

Karayipler’deki askeri düzenlemeler de bu tabloyu tamamlıyor. Dominik Cumhuriyeti’nin ABD’ye iki havaalanını açması, Trinidad–Tobago hattına radar sistemlerinin yerleştirilmesi, USS Gerald R. Ford uçak gemisi grev grubunun bölgeye intikali ve Savunma Bakanı Hegseth’in gemiyi bizzat ziyaret etmesi, Washington’ın harekât planlarını pasif değil son derece aktif tuttuğunu gösteriyor. Aynı dönemde uluslararası havayolu şirketlerinin Venezuela uçuşlarını askıya alması ve ABD–Avrupa otoritelerinin peş peşe seyahat uyarıları yayımlaması, bölgenin sivil havacılık açısından adeta kapatıldığını teyit ediyor. Bu tür bir havacılık izolasyonu genellikle hava saldırıları veya özel operasyonlar öncesinde uygulanır.

Trump’ın “Kartelleri çok yakında sahada durduracağız” sözleri de diplomatik değil, operasyonel bir mesaj niteliği taşıyor. Bu ifade; özel harekât birliklerinin nokta operasyonlar için hazırlık yaptığını, tutuklama ve baskın listelerinin tamamlanmış olabileceğini düşündürüyor. Aynı saatlerde Maduro’nun uçağının Brezilya sınırına hareket etmesi ve dönüşte içeride olup olmadığının netleşmemesi ise Caracas yönetiminin acil güvenlik protokollerini devreye soktuğuna işaret eden kritik bir başka detay.

Bütün işaretler bir araya getirildiğinde; ABD’nin Venezuela’yı askeri, ekonomik ve diplomatik baskı üçgenine sıkıştırdığı çok katmanlı bir strateji izlediği görülüyor. Terör örgütü ilanı, bölgesel lojistik hatlarının açılması, havacılık ablukası, radar konuşlandırmaları, uçak gemisi faaliyetleri ve liderlik hedefli tehdit dili; önümüzdeki 48–72 saatlik pencerede sınırlı fakat yüksek etkili bir operasyon ihtimalini oldukça güçlendiriyor.

Washington’ın hedefi yalnızca Venezuela yönetimini masaya zorlamak değil; aynı zamanda Çin ve Rusya’nın Latin Amerika’daki nüfuzunu kırmak. Ancak böyle bir adım, bölgeyi büyük güç rekabetinin yeni çatışma cephesine dönüştürme riskini de beraberinde taşıyor. Sonuç olarak; bugün yaşananlar bir diplomatik gerilim değil, hızla olgunlaşan bir operasyonel gerçekliğin ayak sesleridir. ABD’nin “hazırlık” aşamasından “icra” aşamasına geçişi artık an meselesi olabilir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *