Kadın cinayetlerine kim dur diyecek?
Bir gazetenin üçüncü sayfası. Rutinleşmiş bir haber. Küçük, sıradan birkaç satır. “Bir kadın daha öldürüldü.” Ne kadar kısa, ne kadar sıradan cümleler değil mi? Sanki bu ülkenin en ağır acısı değilmiş gibi… Sanki ardında bir hayat, bir çocuk, bir anne kalmamış gibi. Oysa her satır, bir hayatın son cümlesi.
Daha dün Nurselen’i, Emine’yi konuştuk, ondan bir önce gün Nehir’i. Onlar basına yansıyanlar. Bir kısmının adı bile okunmadı, fotoğrafı dahi paylaşılmadı. Kimileri sadece “eşi tarafından”, “boşanmak istediği için” ya da “sokak ortasında” ifadeleriyle anıldı. Oysa her biri bir insan, bir hayat, bir hikâyeydi. Gülüşü, hayalleri, yarım kalan cümleleri vardı.
Her yeni cinayet haberinde toplum aynı döngüye giriyor: Öfke-lanetleme-unutma.
Peki kim dur diyecek bu gidişe?
Devlet?
Elbette devletin görevi kadını korumak, yasaları uygulamak, caydırıcı sistemi kurmak. Koruma kararları kâğıt üzerinde kalıyorsa, karakoldan eli boş dönen kadın ertesi gün öldürülüyorsa o sistem işlemiyor demektir.
Toplum?
“Biz yaparız, biz değiştiririz” demek kolay. Ama sosyal medyada bir ismi paylaşmakla görev bitmiyor. Mahallede bağıran bir kadını duymazdan geliyorsak, “aile meselesidir” diye sırtımızı dönüyorsak, biz de o cinayetin sessiz ortağı hâline geliyoruz.
Erkekler?
Bu sorun sadece kadınların omuzlarında taşınamaz. Erkeklerin suskunluğu artık gürültüye dönüşmeli; çünkü bu mesele kadın meselesi değil, insanlık meselesi. Sessizlik, suçu saklar.
Bugün bir kadın daha öldürüldü diye haber düştü ekranıma. Adını hatırlayalım, unutmadan.
Yarın bir başka kadın can vermesin diye.
İçimiz alışmasın diye.
Bu ülkede kadınlar yaşasın diye.
Bu köşe yazısı bir çağrı, bir isyan, bir not düşme çabasıdır tarihe.
Biz bu sayfayı kapatmazsak, belki bir gün gazetelerin üçüncü sayfası sessizleşir.
Belki bir gün “Bir kadın daha öldürülmedi bugün” diye haber yaparız-işte o gün gerçekten haber olur.
Peki şimdi soruyorum: Kadın cinayetlerine kim dur diyecek?
Belki de yanıt sandığımızdan daha basit;
Biz hepimiz. Ama hep birlikte.