CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ile “Organize Köysel Bölge” projesinin sahibi Ünal Karahasan, projeyi CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıyla tanıttı. Büyükşehirlerde ağırlaşan ekonomik koşullar nedeniyle Anadolu’ya dönüşün yeniden gündeme geldiğini belirten Tekin, bu hareketin plansız bir göç olarak kalmaması, üretim ve toplumsal dayanışmayla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Projenin yalnızca tarımsal üretimi değil, sosyal sorunlara çözüm arayan bir yapıyı da kapsamasını istediklerini belirten Tekin, modelin insanların yeniden hayata tutunabileceği bir merkez haline getirilmesini hedeflediklerini ifade etti.
“Toplumsal dayanışma paramparça oldu”
Türkiye’nin derin yoksulluk, çocukların suça sürüklenmesi, uyuşturucu kullanımı, eğitimden kopuş ve barınma sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Tekin, ekonomik sıkıntıların toplumsal yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Türkiye’nin temel sorunları üzerine uzun süredir çalışmalar yürüttüklerini belirten Tekin, “Türkiye'nin en temel sorunlarını uzun süredir tek başımıza izah etmeye çalışıyoruz. Derin yoksulluk bütün her şeyi ters düz etmiş. Değerler yerle bir olmuş. Toplumsal dayanışma paramparça olmuş” dedi.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleştirdikleri çalışmalar kapsamında 110 bin kilometre yol katettiklerini söyleyen Tekin, özellikle çocukların karşı karşıya kaldığı tehlikelerin yakından takip edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Kayıp çocuklar ve uyuşturucu uyarısı
Çocukların suça sürüklenmesi ve kaybolması konusunu uzun süredir gündemde tuttuklarını belirten Tekin, 2018 yılında suça bulaşmış çocuklara ilişkin il il liste açıkladığını ve TBMM’ye kanun teklifi sunduğunu söyledi. Kayıp çocuklara ilişkin verilere de değinen Tekin, TÜİK’in 2020 yılından itibaren bazı verileri açıklamadığını öne sürerek, “Kaç çocuğumuz kayıp, neden kayboldu, bulunan var mı, kaçı bulundu bundan da haberdar değiliz” ifadelerini kullandı.
Uyuşturucuyla mücadelenin Türkiye’nin geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu savunan Tekin, “Uyuşturucu önümüzdeki süreçte beka meselesi haline gelecek” dedi. İçişleri Bakanlığının açıklamalarına atıfta bulunan Tekin, “16 bin torbacı yakalandılar. 16 bin torbacı nedir? Buradan bile bir sonuç çıkarılabilir” diye konuştu.
İstanbul’da yaşamak giderek zorlaşıyor
Büyükşehirlerde artan yaşam maliyetlerinin vatandaşları doğdukları topraklara dönmeye yönelttiğini belirten Tekin, özellikle 2018 yılından itibaren tersine göç eğiliminin belirginleştiğini söyledi. İstanbul’da kira, aidat ve diğer zorunlu giderlerin vatandaşların bütçesini zorladığını ifade eden Tekin, bazı insanların anne ve babalarından kalan evlere dönmek istediğini dile getirdi.
Barınma maliyetlerinin geldiği noktaya dikkat çeken Tekin, yalnızca kiraların değil, apartman ve site aidatlarının da ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu belirtti. Tekin, “Tükenmiş, bitmiş, kirasını, aidatını ödeyemeyen sadece kiracı değilsiniz, İstanbul gibi yerde oturan aynı zamanda çift kiracı, biri de aidatlarınız var. Aidatların fiyatı en düşük 5, en yükseğe 320 bin TL” ifadelerini kullandı.
Büyükşehirlerden ayrılmak isteyen vatandaşların desteklenmesi gerektiğini savunan Tekin, tersine göçün plansız bir hareket olmaktan çıkarılarak üretime dayalı bir modele dönüştürülmesi çağrısında bulundu. “Gelin bu tersine dönüşü teşvik edelim, üretime dayalı olsun” diyen Tekin, köylere dönüşün ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir bir sistemle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Hedef yalnızca köye dönüş değil
Tersine göç hareketini farklı gruplar üzerinden değerlendirdiklerini belirten Tekin, özellikle büyükşehirlerdeki yaşam koşulları nedeniyle yeni bir hayat arayışına giren kesimlere dikkat çekti. Dördüncü grup olarak tanımladığı kesimin kendileri açısından özel önem taşıdığını belirten Tekin, bazı insanların kentlerdeki yaşamlarını köylere taşıma eğiliminde olduğunu söyledi.
Ünal Karahasan ile uzun süredir çalışma yürüttüklerini ifade eden Tekin, Organize Köysel Bölge modelinin yalnızca insanların köylere giderek tarımla uğraşmasından ibaret olmadığını kaydetti. Projenin toplumsal sorunlara çözüm üreten ve insanların yeniden hayata tutunmasına yardımcı olan bir merkez haline getirilmesini hedeflediklerini belirten Tekin, “Kısacası çok önemsediğimiz, biraz önce saymış olduğum bütün bu sorunlara derman olabilecek, sadece Anadolu’ya gidip tarımla uğraşan çiftçi insanlar değil, aynı zamanda rehabilite edilebilecek bir merkez haline getireceğiz” diye konuştu.
“3 milyon çocuk eğitimine ara verdi”
Eğitimden kopan çocukların durumuna da dikkat çeken Tekin, son beş yılda 3 milyon çocuğun eğitimine ara verdiğini öne sürdü. Bu çocukların nerede olduklarının, ne yaptıklarının ve eğitim hayatından neden uzaklaştıklarının takip edilmesi gerektiğini belirten Tekin, bazı çocukların suç ve uyuşturucu riskiyle karşı karşıya kaldığını savundu.
Sanayi sitelerinde çalışan çocukların durumunu da gündeme getiren Tekin, 13-15 yaş grubundaki çocukların çalışma hayatında bulunmasına tepki gösterdi. Tekin, “Her sanayi sitesinde 13 yaş ile 15 yaş arasında yüzlerce çocuk görebilirsiniz. Kardeşim okul dönemi bu çocuklar okulda olmaları gerekmiyor mu? Sosyal devlet bu mu?” ifadelerini kullandı.
Tekin’in açıklamalarında ekonomik sorunlarla toplumsal sorunların birlikte ele alınması gerektiği vurgusu öne çıktı. Organize Köysel Bölge modelinin, üretim faaliyetlerinin yanı sıra sosyal destek ve rehabilitasyon boyutuyla da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Karahasan: “Her şey dahil köy tatili”
Organize Köysel Bölge projesinin sahibi Ünal Karahasan ise modelin geleneksel köye dönüş anlayışından farklı olduğunu söyledi. Projenin yalnızca tarımsal üretimle sınırlı kalmayan, insanların birlikte yaşayıp üretebileceği yeni bir toplumsal yapı oluşturmayı amaçladığını belirten Karahasan, mevcut ideolojik yaklaşımların yeni arayışlarla karşı karşıya olduğunu savundu.
Karahasan, “Artık çağımız ideolojik duraksamalar yaşıyor. Ne var olan ideolojilere yeni versiyonlar yazabiliyoruz ne de buna ihtiyaç var. O halde düşünceyi ve düşüncenin toplumsal iradeye dönüşmesinde yeni bir aşamadayız. Bu bir devrimci tutumdur” dedi.
Projenin temelinde 17 üretim atölyesi ile 10 sosyal vefa bağının bulunduğunu belirten Karahasan, insanların yalnızca teorik eğitimle değil, üretimin ve ortak yaşamın içinde yer alarak yeni beceriler kazanmasını hedeflediklerini ifade etti. Modelin işleyişini anlatan Karahasan, “Organize Köysel Bölge modeli bu idealin nasıl başarılacağını eğitim içinde üretim sistemi ile 17 atölyesi ve 10 sosyal vefa bağı ile somut, anlaşılır, sade bir şekilde ortaya koyar” diye konuştu.

Üç ayaklı üretim modeli
Köylerine dönmek isteyen insanların geçmişte çeşitli zorluklarla karşılaştığını belirten Karahasan, yıllar önce terk edilen köylerde evlerin harap olabildiğini ve yaşam koşullarının dönüşü güçleştirebildiğini söyledi. Bu nedenle projenin klasik anlamda köye dönüş fikrinden ayrıldığını ifade eden Karahasan, modeli şu sözlerle tanımladı:
“Köyüne dönmek isteyen, 40 yıl önce oradan gelmiş insanın köyü harap olmuş, insan orada büyük sorunlar var. Bu bir köye dönüşten ziyade, hani her şey dahil tatil köyleri var ya, bu her şey dahil köy tatili.”
Karahasan’ın açıkladığı modele göre projenin ekonomik yapısı üç temel başlığa dayanıyor: bireysel üretim, kolektif üretim ve sosyal üretim protokolü. Bireysel üretimle kişilerin kendi ekonomik faaliyetlerini yürütmesi, kolektif üretimle ortak çalışma ve dayanışmanın geliştirilmesi, sosyal üretim protokolüyle de üretimin toplumsal faydayla ilişkilendirilmesi amaçlanıyor.
Organize Köysel Bölge projesiyle büyükşehirlerin ekonomik baskısından uzaklaşmak isteyen vatandaşlara yeni bir yaşam ve üretim modeli sunulması hedefleniyor. Projenin tanıtımda dile getirilen sosyal sorunlara nasıl çözümler üreteceği, hangi bölgelerde uygulanacağı ve katılım koşullarının nasıl belirleneceği ise uygulama sürecinde netleşecek.