TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya (Bakırköy) Temsilciliği tarafından 5 Ekim Dünya Mimarlık Günü dolayısıyla Bakırköy Baruthane’de düzenlenen etkinlik, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Dünya Mimarlık Günü’nün kutlandığı buluşmada aynı zamanda Mimarlar Meclisi’nin kuruluşu kamuoyuna duyuruldu. Yeni yapılanmanın; mesleğin güncel sorunlarını birlikte ele almak, farklı alanlarda çalışan mimarları ortak bir zeminde buluşturmak, komisyonlarda yürütülen çalışmaları ortak bir çatı altında toplamak ve mesleğin geleceğine ilişkin ortak bir gündem oluşturmak amacıyla hayata geçirildiği belirtildi.
Etkinlikte TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya (Bakırköy) Temsilciliği Başkanı Ayça Yazıcı, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Ahmet Erkan, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Oktay Özel ve Mimarlar Odası Trakya Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Yeşildal konuşma yaptı.

“Mimarlar Meclisi’ni kuruyoruz”
Gecenin açılış konuşmasını yapan Ayça Yazıcı, Dünya Mimarlık Günü’nün yanı sıra Mimarlar Meclisi’nin kuruluşu açısından da önemli bir gün yaşandığını söyledi.
Mimarlar Odası’nın yalnızca bir kurum olmadığını belirten Yazıcı, Oda’yı “bir üyenin sorun yaşadığında kapısını çaldığı, genç bir mimarın mesleğe başladığında kendisini yalnız hissetmediği, deneyimli bir mimarın yıllar içinde biriktirdiği bilgisini aktardığı ve kentte yanlış giden bir mekânsal duruma itiraz edildiğinde o itirazın karşılığını bulduğu ortak bir zemin” olarak tanımladı.
Yazıcı, göreve geldikleri dönemde “Oda, üyelerinin hayatında ne kadar var?” sorusunu sorduklarını ve bu anlayışla Mimarlar Meclisi’ni kurma hedefi ortaya koyduklarını belirterek, amaçlarının Oda’yı yalnızca yönetilen bir kurum olmaktan çıkarıp üyelerinin aktif olarak söz söylediği, ürettiği ve karar aldığı bir yapıya dönüştürmek olduğunu ifade etti.
Komisyonlar genişletiliyor
Mimarlar Meclisi’nin temelini oluşturacak komisyon çalışmalarına dikkat çeken Yazıcı, afet, bilirkişilik, sağlıklı kentleşme ve planlama, yasa ve yönetmelikler, kent izleme ve yerel yönetimler, kadın, akademi ve eğitim, serbest çalışan, ofiste ve kamuda çalışan mimarlar, şantiye ve ücretli çalışanlar, yapı denetim, bilişim ve dijitalleşme ile kültürel mirasın korunması ve geliştirilmesi alanlarında komisyonların oluşturulduğunu söyledi.
Komisyonların yalnızca isimlerden ibaret olmadığını vurgulayan Yazıcı, toplantılar yapıldığını, yeni fikirlerin geliştirildiğini ve meslektaşların sorunlarının dinlendiğini belirtti.
Yazıcı, genç ve deneyimli mimarların bir araya gelmesinin mesleğin geleceği açısından önem taşıdığını ifade ederek, “İş Çıkışı Mesleki Buluşmalarımızı yaptık. Söyleşiler düzenledik. Çalıştaylar gerçekleştirdik. Bilirkişilik çalışmalarını ele aldık. Yapay zekâyı konuştuk. Restorasyonu, korumayı ve tarihi yapıların geleceğini tartıştık” dedi.
Yaklaşık 4 bin meslektaşa ulaştığı belirtilen Mimari Proje Ruhsat eğitimlerine de değinen Yazıcı, bu çalışmalarla yalnızca teknik bilgi vermeyi değil, genç ve mesleğini değiştirmek isteyen mimarlara meslek yaşamlarında rehberlik etmeyi amaçladıklarını söyledi.
“Mimarlık kentten bağımsız değildir”
Mimarlar Odası’nın yalnızca meslektaşların sorunlarıyla ilgilenmemesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, mimarlığın kentten bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi.
Kentte yapılan planların, alınan kararların, dönüştürülen kamusal alanların ve koruma altındaki yapıların takip edildiğini belirten Yazıcı, bilimsel ve mesleki ilkelerden uzak gördükleri uygulamalara karşı çıktıklarını kaydetti.
Yazıcı, yalnızca itiraz etmenin yeterli olmadığını vurgulayarak, “İtiraz etmek önemlidir. Ama alternatif üretmek daha da önemlidir” dedi.
Mimarlığın yalnızca bina üretmek olmadığını belirten Yazıcı, bebek arabasıyla kaldırımda yürüyen anneden engelli bireylere kadar herkes için nitelikli ve erişilebilir kentler oluşturulması gerektiğini ifade etti.
“Mimarın hakkı, kentin hakkıdır”
Dünya Mimarlık Günü dolayısıyla iklim krizi, afetler, teknolojik dönüşüm, yapay zekâ, konut krizi ve kamusal alanlar gibi başlıkların öne çıktığını belirten Yazıcı, meslek örgütünün üyelerinin yanında olması gerektiğini söyledi.
Yazıcı, Mimarlar Meclisi’nin “Oda’nın kolektif karar alma kültürü” olacağını belirterek, komisyonlardan gelen fikirlerin tartışılacağı, farklı görüşlerin aynı masada buluşacağı ve kararların mümkün olduğunca birlikte alınacağı bir yapı hedeflediklerini kaydetti.
“Mimarın hakkı, kentin hakkıdır” diyen Yazıcı, konuşmasını Mimarlar Meclisi’nin bütün meslektaşlara açık olduğunu belirterek tamamladı.

Ahmet Erkan: “Birlikte karar almak, birlikte yönetmek”
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Ahmet Erkan ise konuşmasında Mimarlar Meclisi’nin yalnızca bir örgütlenme modeli değil, aynı zamanda katılımcı demokrasi anlayışının bir parçası olduğunu söyledi.
Türkiye’de çeşitli alanlarda antidemokratik uygulamalar yaşandığını savunan Erkan, toplumun sorunlara tek tek bakmak yerine ortak bir perspektifle yaklaşması gerektiğini ifade etti.
Belediye başkanları ve kamu yöneticileri açısından hesap verebilirliğin önemine dikkat çeken Erkan, siyasi parti ayrımı yapılmaksızın yolsuzluk iddialarının soruşturulması ve kamu yöneticilerinin yaptıklarının hesabını verebilmesi gerektiğini söyledi.
“Hiçbir siyasi partinin arkasına sığınılarak bütün yolsuzluklarla birlikte kendinizi garantiye alacağınız bir yapı olmamalıdır” diyen Erkan, şeffaflık ve hesap verebilirliğin demokrasi kültürünün temel unsurları olduğunu dile getirdi.
“Yanlış yapanın yanlışını söylemek zorundayız”
Ahmet Erkan, Mimarlar Meclisi’nin farklı siyasi ve toplumsal görüşlerden insanların bir araya gelebileceği bir zemin olması gerektiğini ifade ederek, kişinin dini, inancı, kültürü veya etnik kökeni üzerinden ayrıştırılmaması gerektiğini söyledi.
Mimarlar Odası açısından temel hedefin “toplum hizmetinde bir mimarlık anlayışı” olduğunu belirten Erkan, sağlıklı kentleşme, yaşanabilir kentler, herkesin konuta erişebilmesi, barış, kardeşlik ve sağlıklı çevrenin temel hedefler olması gerektiğini kaydetti.
Erkan, “Kendi yandaşınızın yanlışını söylemiyorsanız, üstünü örtüyorsanız samimi değilsiniz” ifadelerini kullanarak, Mimarlar Meclisi’nin farklı kesimlerin yanlışları karşısında aynı demokratik tavrı gösterebilmesi gerektiğini savundu.
TOKİ ve tekelleşme eleştirisi
Konuşmasında mimarlık mesleğinin ekonomik yapısına da değinen Ahmet Erkan, Türkiye’de mimar ve mühendis sayısının değil, yapı üretimindeki tekelleşmenin temel sorunlardan biri olduğunu savundu.
TOKİ’nin Türkiye’deki yapı üretimindeki ağırlığına dikkat çeken Erkan, serbest çalışan mimar ve mühendislerin yeterince sürece dahil edilmediğini ileri sürdü.
Erkan, Mimarlar Odası’nın karşı karşıya bulunduğu sorunların yalnızca birkaç yöneticinin çabasıyla çözülemeyeceğini belirterek, daha geniş katılıma ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Mimarlar Meclisi”ni bu nedenle önemli gördüklerini belirten Erkan, Bakırköy’ün pilot bölge olarak öne çıktığını ifade etti.

Ovalıoğlu: “Bakırköy’ü ortak akılla yönetmeye kararlıyız”
Etkinliğe katılan Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu da Baruthane’nin tarihi atmosferinde Dünya Mimarlık Günü’nü kutlamanın kendileri açısından anlamlı olduğunu söyledi.
Baruthane’nin restorasyon sürecine değinen Ovalıoğlu, alanın kültür-sanat ve kamusal kullanım açısından değerlendirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Mimarlar Meclisi’nin kuruluşunu “Bakırköy’ün geleceğine yön verecek katılımcı yerel yönetim anlayışının kıymetli adımlarından biri” olarak değerlendiren Ovalıoğlu, kentlerin planlanmasında akademisyenlerin ve bilim insanlarının görüşlerinin karşılık bulması gerektiğini söyledi.
Ovalıoğlu, Dünya Mimarlık Günü’nün yalnızca bina ve yapıların değil, insan hayatına dokunan kent kültürünün de kutlandığı bir gün olduğunu ifade etti.
Ovalıoğlu, Mimarlar Meclisi’nin kentsel dönüşümden kamu alanlarının tasarımına, tarihi mirasın korunmasından yeşil alanların artırılmasına kadar birçok konuda belediyeye rehberlik edebileceğini ifade etti.
“Bakırköy’ü ortak akılla yönetmeye, bilim, tekniğin ve sanatın ışığında şekillendirmeye kararlıyız” diyen Ovalıoğlu, Mimarlar Meclisi’nin Bakırköy’e katkı sunmasını diledi.

Oktay Özel: “İstanbul büyük bir şansı kaybedebilir”
İBB Genel Sekreter Yardımcısı, Tarihi Kentler Birliği Genel Sekreteri Oktay Özel ise konuşmasında Baruthane’nin tarihsel geçmişi ve kamusal kullanım anlayışıyla restore edilmesine dikkat çekti.
Özel, Baruthane’nin yaklaşık 4 bin 300 metrekarelik alana yayıldığını ve dört ana binadan oluştuğunu belirterek, kampüs içerisinde kütüphane, sergi salonu ve çoklu etkinlik salonu gibi kamusal işlevlerin bulunduğunu anlattı.
Özel, Baruthane’nin ortaya çıkmasında Bakırköylülerin ve sivil toplumun verdiği mücadelenin önemli rol oynadığını belirterek, kamusal alanların korunması gerektiğini söyledi.
İstanbul’daki kentsel dönüşümün son dönemde hızlandığına dikkat çeken Özel, dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi olarak ele alınmaması gerektiğini ifade etti.
Oktay Özel, “Kent bu kadar dönüşüm içerisindeyken bu kente kamusal mekânı hâlâ niye kazandıramıyoruz?” sorusunu gündeme getirdi.
“Aynı bina, aynı yoğunluk, aynı yol”
Kentsel dönüşüm uygulamalarında mevcut yapıların yıkılıp benzer geometri ve yoğunlukla yeniden yapılmasının yeterli olmadığını savunan Özel, özellikle Bakırköy gibi yoğun yapılaşmanın yaşandığı bölgelerde dönüşümün kent bütünlüğü içerisinde ele alınması gerektiğini söyledi.
İmar haklarının artırılması ve toplulaştırmanın cazip hale getirilmesi yönündeki uygulamalara değinen Özel, mevzuat düzenlemelerinin insanın hak ettiği yaşam ortamını, yeşil alanları ve sosyal donatıları oluşturacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Oktay Özel, İstanbul’un önümüzdeki yıllarda büyük bir dönüşüm yaşayacağını belirterek, “İstanbul büyük bir şansı kaybedecek mi?” kaygısını dile getirdi.
“1 milyonun üzerinde 2000 öncesi yapı var”
İstanbul’un deprem riski taşıyan bir kent olduğunu hatırlatan Özel, kentte 2000 yılı öncesinde yapılmış 1 milyonun üzerinde yapı bulunduğunu, bunların yaklaşık 200 bininin yüksek ve çok yüksek riskli olarak değerlendirildiğini söyledi.
Kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini belirten Özel, dönüşüm sırasında İstanbul’un yaşanabilirliğinin de korunması gerektiğine dikkat çekti.
İstanbul’un yaklaşık 40 bin tarihi yapıya sahip olduğunu belirten Oktay Özel, Boğaz ve Haliç gibi doğal ve kültürel değerlerin yanı sıra tarihi yapıların da korunarak kentleşme politikasının oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Orman alanları ve merkezden yapılan planlara tepki
Özel, İstanbul’da son 1-1,5 yıl içerisinde özellikle Beykoz ve Sarıyer bölgelerinde 237 hektarlık alanın yapılaşmaya açıldığını ve özel orman statüsüne alındığını ileri sürdü.
Orman alanlarının ve doğal alanların korunması gerektiğini belirten Özel, İstanbul’un yeni yapılaşma baskısını kaldırabilecek kapasitesinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
Planlama süreçlerinde yerel yönetimlerin yetkisinin önemine de değinen Özel, İstanbul’da bazı imar planlarının merkezi yönetim tarafından hazırlanmasına tepki gösterdi.
Oktay Özel, İBB olarak halkın iradesine sahip çıkmak amacıyla İBB Meclisi’nin yetkisindeki alanların merkezi planlama süreçlerine taşınmasına ilişkin hukuki yolları kullandıklarını söyledi.

Yeşildal: “Mimarlar Meclisi yönetim kurulunun alternatifi değil”
Günün son konuşmasını TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Trakya (Bakırköy) Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Yeşildal yaptı.
Yeşildal, Mimarlar Meclisi’nin mevcut yönetim kurulunun karşısında veya alternatifi olmadığını vurguladı.
Mimarlar Meclisi’ni, Mimarlar Odası’nın tarihsel birikimini güçlendirecek, üyelerin sözünü ve iradesini karar süreçlerinin merkezine taşıyacak ve yönetim kurulunun yükünü paylaşacak demokratik bir örgütlenme zemini olarak tanımladı.
Meclisin temelini komisyonlar oluşturacak
Mimarlar Meclisi’nin temelini komisyonların ve çalışma gruplarının oluşturacağını belirten Yeşildal, bu yapılarda üretilen bilgi, deneyim ve önerilerin meclise taşınacağını söyledi.
Yeşildal, böylece karar mekanizmasının mümkün olduğunca tabana yayılmasının hedeflendiğini belirtti.
Meclis üyelerinin kişisel temsil iddiasıyla değil, görev aldıkları komisyonların ve çalışma gruplarının iradesiyle belirlenmesinin öngörüldüğünü anlatan
Yeşildal, mimarlık alanının farklı çalışma koşullarının temsil edilmesinin önemine dikkat çekti.
Kadın ve gençlere en az yüzde 40 temsil
Mimarlar Meclisi modelinin dikkat çeken başlıklarından birinin kadın ve gençlik temsiliyeti olduğunu belirten Yeşildal, kadın ve gençlerin toplam temsiliyetinin en az yüzde 40 olması gerektiğini savundu.
Bu oranın üst sınır değil, asgari güvence olduğunu belirten Yeşildal, gençlerin ve kadınların örgüt içinde daha fazla söz sahibi olmasının demokratik niteliğin temel koşullarından biri olduğunu söyledi.
Yeşildal, önerilen meclisin demokratik, toplumcu, ekolojik, özgürlükçü, gençlik temelli ve kamucu bir anlayış taşıyacağını ifade etti.
Başkan yüzde 50+1 ile seçilecek
Mimarlar Meclisi başkanının nasıl seçileceğine ilişkin de bilgi veren Yeşildal, seçimin gizli oy, açık sayım yöntemiyle yapılacağını söyledi.
Tek aday bulunması halinde dahi seçim yapılacağını belirten Yeşildal, başkan seçilebilmek için geçerli oyların yüzde 50+1’inin alınmasının şart olduğunu ifade etti.
Birden fazla aday olması halinde de aynı çoğunluğun aranacağını, ilk turda yüzde 50+1’e ulaşılamaması halinde en yüksek oy alan iki aday arasında ikinci tur yapılacağını kaydetti.
Yeşildal, bunun amacının başkanın yalnızca aday olmasına değil, meclisin çoğunluk iradesine dayanmasına olanak sağlamak olduğunu söyledi.
“Daha fazla katılım, daha fazla söz, daha fazla kolektif akıl”
Mimarlar Meclisi’nin etik sınırlarının da bulunduğunu belirten Yeşildal, meclisin TMMOB ve Mimarlar Odası’nın etik kurallarına ve ilgili mevzuata aykırı karar alamayacağını söyledi.
Şiddet, taciz, ayrımcılık, hayvanlara yönelik şiddet ve mesleki etikle bağdaşmayan davranışlara karşı tavır alınacağının altını çizdi.
Yeşildal konuşmasını, “Daha fazla katılım, daha fazla söz, daha fazla kolektif akıl. Daha fazla sorumluluk alan meclis üyeleri” hedefiyle tamamladı.
Mimarlar Meclisi’nin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir yapı değil, mimarların her gün içinde bulunduğu canlı bir örgütlenme modeli olması gerektiğini belirten Yeşildal, “Merkezileşmiş karar alma yerine tabanın sözünü, kişisel temsil yerine kolektif iradeyi, yetki yerine sorumluluğu, pasif üyelik yerine aktif katılımı savunuyoruz” dedi.

Baruthane’de Dünya Mimarlık Günü buluşması
Konuşmaların ardından katılımcılar Baruthane’de düzenlenen kokteylde bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu gecede mimarlar, Mimarlar Meclisi’nin çalışma modeli ve yeni örgütlenme yapısı üzerine görüş alışverişinde bulundu.
Buluşmada ayrıca Baruthane’de yer alan ve Cumhuriyet’in ilk döneminde yetişen kadın meslek insanlarının hikayelerini konu alan “Cumhuriyet Kadınları Sahneye Çıkıyor” sergisi de katılımcıların ilgisine sunuldu.
5 Ekim Dünya Mimarlık Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, Mimarlar Meclisi’nin kuruluşunun yanı sıra İstanbul’un kentsel dönüşümü, deprem güvenliği, kamusal alanların korunması, tarihi miras, yeşil alanlar ve katılımcı yerel yönetim anlayışı üzerine kapsamlı tartışmaların yapıldığı bir buluşmaya dönüştü