19 Mart operasyonunun mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 42’nci buluşmada Silivri Duruşma Salonları’nın önünde bir araya geldi. Buluşmaya, Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Yeni Parti İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, Yeni Parti İstanbul Kurucu Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun, Y Yeni Parti İstanbul Kurucu Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara, Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün, tutuklu yakınları, kitle örgütü temsilcileri ve gazeteciler katıldı.
Hak ihlalleri devam ediyor
“Beklentilerimiz, demokrasinin ve insan haklarının gerektirdiklerinden daha fazlası değil”
Bir yılı aşkın süredir Silivri’de tutuklu bulunun İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada “Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukların artık bir simgesi hâline gelen Silivri’de yine sevdiklerimizin yanında, adaletin peşindeyiz. 8 Temmuz’da, İBB Davası’nın 1. Celsesi; İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı, milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına izin verilmeden tamamlanmıştı. Bir ayı aşkın aranın ardından ikinci celse başladı. Bu celsede de yaşanan hukuksuzlukların ve hak ihlallerinin devam ettiğini üzülerek görüyoruz" dedi.
2 yıla yakın süre oldu
Ailelerin yaklaşık 2 yıla yakın bir süredir büyük bir bekleyiş, belirsizlik ve adalet arayışı içerisinde olduğunu ifade eden İmamoğlu; “Oysa talep ve beklentilerimiz, demokrasinin ve insan haklarının gerektirdiklerinden daha fazlası değil. Savunma hakkı, masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılama gibi hukukun en temel ilkelerini konuşuyoruz. 2026 Türkiye’sinde hala bu kavramları konuşmak ve savunmak zorunda kaldığımız için ülkemiz adına büyük bir acı duyuyoruz” ifadelerini kullandı.
İletişimde zorlanıyoruz
Duruşmaya özel olarak cezaevi kompleksinin hemen yanında yeni bir duruşma salonu inşa edilmesinin bile aslında içinde bulunan durumu çok iyi anlattığına işaret eden İmamoğlu şuhları söyledi; “Duruşma salonunun içine girdiğinizdeyse fotoğraf daha da netleşiyor. İddia makamının, mahkeme heyetiyle birlikte kürsüde ve daha yüksekte oturduğu bir mahkeme salonundan söz ediyoruz. Tam bir kuyu tipi duruşma salonu yani. Oysa, hukukun üstünlüğünün esas olduğu demokratik ülkelerde duruşma salonları, adil yargılanma hakkını güvence altına alacak şekilde düzenlenir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, inşa ettiği devasa yapılarla değil; demokrasisinin niteliği, adalet anlayışı ve insan haklarına verdiği değerle ölçülür. Bu yapıların tasarımı yalnızca mimari tercihler değildir; aynı zamanda ülkenin adalet anlayışını ve gelecek vizyonunu da yansıtır. Savunmanın müvekkiliyle sağlıklı iletişim kurabilmesi, basının yargılamayı takip edebilmesi ve taraflar arasındaki eşitliğin korunması çağdaş bir hukuk devletinin temel standartlarıdır. Biz ise bugün, dünyanın en büyük duruşma salonlarından biri olduğu söylenen bu salonda tam tersini yaşıyoruz. Avukatlar müvekkilleriyle aralarındaki mesafe nedeniyle iletişim kurmakta zorlanıyor. Kamuoyunu bilgilendiren basın mensupları mahkeme heyetini ve savunma yapanları görmekte, duymakta güçlük çekiyor. Aileler sevdiklerini göremeyecek kadar uzakta oturuyor. Aylardır ayrı kaldıkları yakınlarını görebilmek için duruşmayı dürbünle takip etmek zorunda kalan aileler var.”
Tutuksuz yargılama esas olmalı
Adaletin dünyanın en büyük, en gösterişli duruşma salonlarını yapmakla sağlanamayacağını belirten İmamoğlu; “Adalet; ancak savunma hakkının eksiksiz kullanılabildiği, masumiyet karinesinin korunduğu, hukukun herkes için eşit işlediği bir yargı düzeniyle sağlanabilir. Her zaman söylediğimiz gibi, elbette herkes yargılanabilir. Kamu adına hizmet veren herkes için hesap verebilirlik temel bir sorumluluktur. Yargılamanın devam etmesinden hiçbir çekincemiz yok. Aksine biz varsa bütün delillerin ortaya konmasını, bütün iddiaların araştırılmasını ve herkesin özgürce savunma yapmasını talep ediyoruz. Biz adil, eşit ve tarafsız bir yargılama istiyoruz. Tutuklu yargılamanın peşinen cezalandırma yöntemi olarak kullanılmasına artık bir son verilmeli; tutuksuz yargılama esas olmalıdır. Bu mesele yalnızca Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının meselesi değildir. Bu bir hak, hukuk, adalet meselesidir” dedi.
Hak hukuk adalet diyeceğiz
Adaletin ve hukukun, herkesin en temel ihtiyacı; toplumsal huzur ve barışın dayanak noktaları olduğunun altını çizen İmamoğlu şunlharı söyledi; “Bir ülkede barış, tüm vatandaşlara ait bir kavramdır. Toplumsal barış ve huzur tüm vatandaşların hukuk önünde eşit olduğu takdirde sağlanabilir. Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz. Bir taraftan yapıp bir taraftan yıkarak huzur sağlayamazsınız. 86 milyonu eşit şekilde kucaklamadan, herkesin hak ve hukukunu korumadan Türkiye’de barıştan söz etmek mümkün değildir. İnsanların hiçbir somut delil olmadan yıllarca tutsak edildiği bir toplumda; barış da adalet de demokrasi de tutsaktır. Aile Dayanışma Ağı olarak sevdiklerimize kavuşana, tutuksuz yargılama esas olana, hukukun herkes için eşit ve eksiksiz işlediği bir Türkiye’ye ulaşana kadar dayanışmamızı sürdüreceğiz. Hak, hukuk, adalet demekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bu yolda bizimle birlikte olan, desteklerini sunan ve dayanışmamıza güç katan herkese sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum"