HABER MERKEZİ
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ocak 2026 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) ve Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerine ilişkin açıklama yaptı. Gürer, verilerin üretimde maliyet baskısının sürdüğünü gösterdiğini belirterek, artan maliyetlerin hem üreticiyi hem de tüketiciyi etkilediğini ifade etti. TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 8,46 artarak son yedi ayın en yüksek seviyesine çıktığını hatırlatan Gürer, “İktidar enflasyonun düştüğünü anlatıyor ancak TÜİK’in kendi verileri üretimde yangın olduğunu gösteriyor. Üretici enflasyonu bir ayda yüzde 8’den fazla artıyorsa, bu durum birkaç ay sonra market raflarında yeni zam dalgası anlamına gelir” dedi.
Pazar arabaları boş kaldı
Meyvede yıllık artışın yüzde 109’u geçtiğini, sebzede ise sadece bir ayda yüzde 30,43’lük artış yaşandığını belirten Gürer, “Bir yılda iki katından fazla artan meyve fiyatı, dar gelirlinin sofrasından eksilen öğündür. Sebzede bir ayda gelen yüzde 30’luk zam, mutfaktaki yangının ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Düşük asgari ücretle, düşük emekli maaşıyla pazar arabasının neden boş kaldığı bu rakamlarda gizli” diye konuştu.
Girdi maliyetlerinde artış sürüyor
Tarım-GFE verilerine de dikkat çeken Gürer, Aralık 2025 itibarıyla endeksin yıllık yüzde 33,15 arttığını ifade etti. Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yıllık artışın yüzde 34,48, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerde ise yüzde 25,56 olduğunu belirten Gürer, alt kalemlerdeki artışlara ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Veteriner harcamaları yüzde 72,78 artmış. Gübre ve toprak geliştiricilerde artış yüzde 44,95. Tohum ve dikim materyali yüzde 38,98, hayvan yemi yüzde 34,37 yükselmiş. Bu tablo, çiftçinin üretime başlarken nasıl bir maliyet duvarıyla karşılaştığını gösteriyor. Girdi maliyetleri düşmeden üretim maliyetinin gerilemesi mümkün değildir.”
Maliyet artışı katlanarak artıyor
Üretim aşamasındaki maliyet artışlarının tüketici fiyatlarına zincirleme şekilde yansıdığını ifade eden Gürer, “Tarlada yüzde 8 artan maliyet, market rafında çok daha yüksek oranlara çıkıyor. Bu zincirde üretici de tüketici de kaybediyor” dedi. Meyvede yıllık artışın yüzde 109’a ulaşmasının doğrudan tüketici fiyatlarını etkilediğini belirten Gürer, “Geçen yıl 200 liraya dolan mütevazı bir meyve sepeti bugün 400 liraya çıktı. Bu, en temel gıda ürünlerinde yüzde 100 artış demektir. ‘Enflasyon düştü’ denilen bir ortamda halkın sofrası küçülüyor” ifadelerini kullandı. Sebze fiyatlarındaki artışın emeklilerin alım gücünü de etkilediğini dile getiren Gürer, “Bayram ikramiyesi daha hesaba yatmadan pazarda eriyor. Emekli torununa harçlık vermeyi değil, indirimli ürün kovalamayı düşünür hale geldi” dedi. Gürer, bayram ikramiyesinin en az asgari ücret düzeyine çıkarılması gerektiğini de ifade etti.
Girdi maliyetleri çok etkili
Tarımda girdi maliyetlerinin kontrol altına alınmasının önemine dikkat çeken Gürer, “Yem, gübre, ilaç, tohum, mazot, su ve elektrik giderleri kontrol altına alınmadan gıda fiyatlarını düşürmek mümkün değildir. İktidar fahiş fiyatı engelleyen değil, seyreden konumdadır. Oysa destekler tohum toprağa düşmeden başlamalı, üretici korunmalıdır” dedi. Tarımın stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Gürer, “Üretici ayakta kalmazsa tüketici uygun fiyata gıdaya erişemez. Tarımda planlama, girdi desteği ve etkin piyasa denetimi sağlanmadıkça hem tarladaki eziyet hem mutfaktaki yangın büyümeye devam edecektir” diye konuştu.