Erdoğan için Abdullah Gül ne ise İmamoğlu için de Çalık oydu!
525 gündür tutuklu bulunan Beylikdüzü’nün 2024 yerel seçimlerinde yüzde 52.83 oy oranı ve 112.163 oy ile seçilmiş Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık Cumhuriyet Halk Partisi’nden kopmadı.
Yine tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 2014 – 2019 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde sağ kolu görevinde bulundu.
İmamoğlu İBB Başkanı olduktan sonra ise en yakınındaki isimdi, olası bir İmamoğlu’nun İBB’den ayrılması durumunda yerine atayacağı isimdi.
Bir nevi daha önceden Recep Tayyip Erdoğan için Abdullah Gül ne ise Ekrem İmamoğlu için de Mehmet Murat Çalık oydu.
Erdoğan ile Gül’ün arası Gül cumhurbaşkanı olduktan sonra açıldı bir türlü düzelmedi.
İmamoğlu ile Çalık’ın arası da aslında 2024 yerel seçimleri öncesi açıldı.
İkili arasında hep soğuk rüzgarlar esti.
Çalık aslında Ertan Yıldız gibi İmamoğlu’ndan kopmayı denedi fakat o kadar ortaklıklar vardı ki kopmak kolay olmadı.
İkilinin arası ilk 2024 seçimleri öncesi açıldı!
İmamoğlu ile Çalık’ın arası 2024 yerel seçimleri öncesi Mehmet Murat Çalık’ın o zamanlar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yakınlaştığında açılmaya başladı.
Kılıçdaroğlu’nun eşi Sevim hanım Çalık’ın ‘Okullarda aç öğrencimiz kalmasın’ kampanyasında büyük destek oldu.
Sık sık Beylikdüzü’ne geldi.
Çalık ailesi sık sık Kılıçdaroğlu’nun evinde kaldı.
Selvi Kılıçdaroğlu ile Mehmet Çalık’ın eşi Zehra Çalık çok yakın dost oldular.
Ekrem İmamoğlu son yıllarda kendisine uzak duran Kemal Kılıçdaroğlu ile en yakın arkadaşının bu dostluğundan rahatsız oldu.
Hatta 2024 yerel seçimlerinde Çalık’ın aday yapılmayacağını İstanbul’dan uzaklaştırmak için İzmir’den ağdalaştırılacağını ben yazdım.
Mehmet Murat Çalık ise bu esnada İmamoğlu’na kamuoyuna açık alanda asla yanlış yapmazken arada bir çok yakın dost ortamlarında eleştirilerde bulundu.
Örneğin Ekrem Başkanın İBB Başkanlığına daha çok ağırlık vermesi gerektiğini, cumhurbaşkanı adaylığının zamanı olmadığını, Beylikdüzü’nden İBB’ye gittiğinde kendilerine çok borçlu bir belediye bıraktığını sık sık ben duyuyordum.
Bu da siyaset yapanlar arasında olması gereken eleştirilerdi.
Fakat, İmamoğlu o kadar güçlüydü ve o kadar hırslanmıştı ki çok küçük eleştirilere bile tahammül etmeyen bir anlayış sergiliyordu.
Neyse sonuçta Çalık yeniden Beylikdüzü Belediye Başkanı oldu.
Fakat bu defa İB operasyonları yaşandı.
Peki Çalık neden CHP’de kaldı?
Şimdi birileri Mehmet Çalık’ın CHP’de kalmasına; ‘Efendim bu bir politika, yok danışıklı dövüş, yok şöyle yok böyle’ diyebilir.
Ben size net olarak aktarayım.
Şu anda Silivri dışında başka türlü bir beklenti var Silivri zindanlarında bulunan isimler dışardaki beklentiden pek umutlu değiller.
Yani Silivri dışında her ne kadar; Ekrem İmamoğlu yakında tahliye olacak, en kötü milletvekili olacak, muhalefetin adayı cumhurbaşkanı olacak, 25 yıllık iktidar devrilecek sloganları atılsa da.
Tutuklu bulunan isimler bu söylemlere inanmakta zorlanıyorlar.
Mehmet Murat Çalık da bir taraftan sağlık sorunları ile, diğer taraftan başta annesi olmak üzere kendisini seven ailesinin üzüntüsü ile boğuşurken artık tek derdinin özgürlüğüne ve ailesine kavuşmak olduğunu düşünenlerden.
Tamam Ekrem İmamoğlu ile bir ekip oldular, yola çıktılar, siyaset yaptılar, mücadele gösterdiler.
İmamoğlu olmasaydı Çalık bugün sıradan bir harita mühendisi veya müteahhitti.
Fakat işlerin buraya gelmesinde İmamoğlu’nun yanında bulunan herkes baş sorumlu olarak Ekrem İmamoğlu’nu gösteriyorlar.
Evet dün Ekrem İmamoğlu bu kişilerin belediye başkanı, lideri, emir aldıkları bir rehberleriydi.
Gelinen bu noktada Ekrem İmamoğlu’nun da eli kolu bağlı olduğundan artık herkes kendince bir yol çizmeye başladı.
Ve böyle düşünenler de artık İmamoğlu CHP’den istifa etti, Yeni Parti’ye geçti ben de geçeyim düşüncesine girmedi.
Mehmet Murat Çalık aynen öyle bir karar aldı, açıklamasında da açık ve net ifade ettiği gibi; ‘Açıkça ifade etmek isterim ki; Yoluma, bugün bulunduğum yerde, Cumhuriyet Halk Partisi’nde devam edeceğim. Herkesin kendi hür iradesiyle aldığı ve alacağı kararlara saygılıyım. Bunu demokrasinin doğal bir parçası olarak görüyorum. Çünkü benim için siyaset; bir makam sahibi olmak değil, inandığın değerlere sahip çıkabilmektir.’ Diye belirtmiş.
Ben bu açıklamadan aynen şunu anlıyorum.
Mehmet Murat Çalık’ın bundan sonra tek hedefi; özgürlüğüne, ailesine ve sağlığına kavuşmak. Bu beklenti dışında gelişecek siyasi durumlardan uzak bir hayat sürmeyi amaçlıyor.
İşte Mehmet Murat Çalık’ın açıklamasının tamamı;
“Sevgili Beylikdüzülü Komşularım, Değerli Yol Arkadaşlarım, Devam eden yargılama sürecinde bugüne kadar tüm dikkatimi, şahsıma yöneltilen isnatlara cevap vermeye ve hakkımda beyanda bulunan kişilere sorularımı mahkeme huzurunda yöneltmeye verdim.
Ancak son günlerde siyasi duruşum hakkında yapılan değerlendirmeler nedeniyle, bazı hususları kamuoyuyla açık ve samimi bir şekilde paylaşma ihtiyacı duydum.
Ben hayatım boyunca makamların, unvanların ya da içinde bulunulan şartların değil; inandığım değerlerin ve ilkelerin yol göstericisi olduğuna inandım.
Bugün de aynı yerde duruyorum.
524 gündür özgürlüğümden mahrum olduğum bu zorlu süreçte, yalnızca hukuki ve siyasi açıdan değil, sağlık açısından da ağır sınavlardan geçtim.
Ancak bütün bu yaşadıklarıma rağmen umudumu, mücadele azmimi ve adalete olan inancımı hiçbir zaman kaybetmedim.
Çünkü insanın en zor zamanlarda sahip çıktığı değerler, aslında onun gerçek karakterini ortaya koyar. Dolayısıyla ben yine aynı Mehmet olacağım. Aynı değerleri, aynı insani ve ahlaki erdemleri savunmaya devam edeceğim. Yıllardır yürüdüğüm yolda, inandığım değerlerle yürümeye devam ediyorum. Benim için mesele kişiler değil, ilkelerdir; günlük siyasi hesaplar değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet değerleridir.
Cumhuriyet Halk Partisi benim için yalnızca bir siyasi parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi ile bağım, ailemden gelen köklü bir siyasi aidiyete dayanmaktadır. Bu bağ, kişisel beklentilerin çok ötesindedir.
Cumhuriyet Halk Partisi; Cumhuriyetimizin kurucu değerlerinin, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin ve halkın iradesinin taşıyıcısıdır. Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olarak gördüğü Cumhuriyet Halk Partisi’nde mücadele etmenin ve bu büyük kurumun bir parçası olmanın benim için ayrı bir anlamı vardır. Bu nedenle açıkça ifade etmek isterim ki; Yoluma, bugün bulunduğum yerde, Cumhuriyet Halk Partisi’nde devam edeceğim. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihi boyunca çok sesli, çoğulcu ve demokratik bir kongreler partisi oldu. İçerisinde farklı düşünceler farklı değerlendirmeler ve farklı görüşleri barındırdı. Herkesin kendi hür iradesiyle aldığı ve alacağı kararlara saygılıyım. Bunu demokrasinin doğal bir parçası olarak görüyorum. Çünkü benim için siyaset; bir makam sahibi olmak değil, inandığın değerlere sahip çıkabilmektir.
Sevgili komşularım, değerli yol arkadaşlarım, Bugün hakkımdaki iddialar mahkeme huzurunda ve hukuk zemininde tartışılmaktadır. İddianamede şahsıma yöneltilen tüm hususlara eksiksiz cevap verdim; savunmamı yaptım. Dayandığım somut belgeleri tek tek ortaya koydum, gerekli gördüğüm noktalarda sorularımı doğrudan yönelttim. Hakkımdaki iddiaların hukuk içerisinde ve delilleriyle değerlendirilmesini bekliyor, adaletin ve gerçeğin sonunda yerini bulacağına inanıyorum.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da adaletin, özgürlüğün, demokrasinin ve Cumhuriyetimizin temel değerlerinin yanında durmaya devam edeceğim. Bütün bu zorlukların içerisinde siyasi görüşü ne olursa olsun yanımda duran, sağlığım için kaygılanan, aileme destek olan ve duasını esirgemeyen herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Gösterdiğiniz dayanışmayı hayatım boyunca hiçbir zaman unutmayacağım. Hepinizi saygı, sevgi ve umutla selamlıyorum. Allah’a emanet olun. Saygılarımla.”