Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Kapalı
21°
Ara

Pazar günü İstanbul'a karışmak...

YAYINLAMA:
Pazar günü İstanbul'a karışmak...

Serin bir yaz günü. Takvim pazar gösteriyor. Alarm kurmadan uyanılmış, kahve demlenmiş, camdan içeri hafif bir rüzgâr giriyor. İşte tam böyle günlerde insanın aklına aynı soru düşüyor:

“Bugün İstanbul'da ne yapsam?”

Sorunun cevabı aslında kişiden kişiye değişiyor ama seçenekler yıllardır aynı. Beyoğlu mu? Kadıköy mü? Yoksa Adalar mı?

Beyoğlu'nu seçenler biraz geçmişin peşinden gider. İstiklal Caddesi'nde yürürken sadece insanlar arasında değil, zamanın içinde de dolaşırsınız. Galatasaray Lisesi'nin önünden geçerken başka bir İstanbul'a selam verir, ara sokaklarda kaybolurken yeni bir hikâyeye rastlarsınız. Bir kahve molası, eski bir plakçı, tarihi bir pasaj... Beyoğlu bazen yorucu olabilir ama her zaman anlatacak bir hikâyesi vardır.

Kadıköy ise başka bir ruh hâlidir. Daha rahat, daha telaşsız, daha günlük. Moda sahiline inersiniz, çimenlere oturmuş gençleri görürsünüz. Bir kitapçıya girer, sonra hiç planlamadığınız bir kafede saatlerin nasıl geçtiğini anlamazsınız. Kadıköy insanı acele ettirmez. "Biraz daha kal" der.

Bir de Adalar vardır.

Belki de yazın en güzel kaçamağıdır. Vapura binerken şehir yavaş yavaş arkada kalır. Telefon çekse de insanın dünyayla bağı biraz azalır. Martı sesleri, deniz kokusu ve iskeleye yaklaşırken hissedilen o tatlı huzur... Büyükada'nın sokaklarında yürürken ya da Heybeliada'da çay içerken İstanbul'un aslında ne kadar güzel bir şehir olduğunu yeniden hatırlarsınız.

Aslında mesele Beyoğlu, Kadıköy ya da Adalar değildir.

Mesele, haftanın altı günü koştururken ihmal ettiğimiz o küçük mutlulukları hatırlamaktır. Bir vapur yolculuğu, gölgede içilen bir çay, sevilen biriyle edilen sohbet ya da tek başına çıkılan kısa bir yürüyüş...

İstanbul bazen trafik, kalabalık ve gürültü olarak anlatılır. Haklılık payı da vardır. Ama serin bir yaz pazarında, doğru saatte ve doğru yerdeyseniz, bu şehir dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğunu yeniden gösterir.

O yüzden bugün evde oturup düşünmeyin.

Beyoğlu'na gidin, Kadıköy'e geçin ya da ilk vapura atlayıp Adalar'a kaçın.

Çünkü bazı pazar günleri evde geçirilmek için değil, İstanbul'a karışmak için vardır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *