Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
9°
Ara

Vicdana idam kabul edilemez

YAYINLAMA:
Vicdana idam kabul edilemez

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, oyuncu Görkem Sevindik’e yönelik kullandığı sözler sadece bir kişiyi hedef almıyor. O sözler, zulme itiraz eden herkese verilmiş açık bir gözdağı taşıyor. Sevindik baba olur mu, onu Allah bilir. Ama sizin temsil ettiğiniz anlayışın merhametle, vicdanla ve insanlıkla bağının giderek koptuğu çok açık.

Bir oyuncu sosyal medyada gördüğü bir görüntüden etkileniyor. Çocuklarına son kez bakan insanları görüyor. Bir baba olarak sarsılıyor. Sonra da tepkisini gösteriyor. Normal olan budur. İnsani olan budur. Asıl anormal olan ise buna bile tahammül edemeyen siyasi dildir.

Eşref Rüya dizisinin oyuncularından Görkem Sevindik’in, Filistinli esirlere ilişkin paylaşımı sonrası hedefe konulması son dönemin en çarpıcı gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Artık sadece insanlar değil, merhamet duygusu da cezalandırılmak isteniyor. Bugün mesele bir dizi oyuncusu değildir. Mesele, zulme itiraz eden herkesi susturma arzusudur.

Bugün yayımlanan haberlerde Sevindik’e yönelik boykot çağrıları ve İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in hedef gösteren sözleri yer aldı. Bu çıkışın, İsrail’in Filistinlilere yönelik idam cezasını genişleten yasal düzenlemesinin hemen ardından gelmesi de ayrıca dikkat çekicidir. Çünkü baskı, önce hukuk diliyle kurulur; sonra siyasetin diliyle büyür, en sonunda da insanın acıya verdiği tepkiyi bile tehdit olarak görmeye başlar.

Mesele bir oyuncu değil

Bir sanatçı konuştuğunda rahatsız olan iktidar dili, aslında sözün gücünden korkuyordur. Çünkü sanatçı bazen siyasetçinin söyleyemediğini bir cümleyle söyler. Bazen bir annenin, bazen bir çocuğun, bazen de çaresiz bırakılmış bir halkın sesi olur. İşte tam da bu yüzden sanat dünyasından gelen bir itiraz, sıradan bir sosyal medya paylaşımı gibi görülmez. Görülmez, çünkü etkisi vardır.

Görkem Sevindik’in yaptığı şey siyasi hesap değil, vicdani bir reflekstir. Buna karşı verilen sert tepki ise tek başına çok şey anlatıyor. Zulme karşı çıkan sözü bastırmak isteyenler artık sadece meydanlardan değil, ekranlardan da korkuyor.

Korkutan şey sözün kendisi

Burada dikkat çekici olan başka bir nokta daha var. Bir yanda devlet gücü, yasa dili, tehdit dili ve ceza dili var. Diğer yanda ise tek başına bir insanın “Bu yanlıştır” deme cesareti. Bugün dünyanın birçok yerinde asıl kavga tam da burada yaşanıyor. Güç, gerçeği susturmak istiyor. Vicdan ise hiç değilse cümlesini kurmaya çalışıyor.

Bir oyuncunun paylaşımına dahi tahammül edilememesi, meselenin ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Çünkü baskı düzenleri sadece karşıtlarını susturmakla yetinmez. Zamanla acıya verilen tepkiyi, merhameti ve insan kalma çabasını da suç gibi göstermeye başlar.

Susmak da bir taraf olmaktır

Bugün herkes aynı cümleyi kurmak zorunda değil. Herkes aynı yerden bakmak zorunda da değil. Ama çocukların, ailelerin, mahkûmların ve sivillerin hayatı söz konusu olduğunda insan kalabilmek gibi ortak bir sorumluluğumuz var. Bir oyuncu bunu hatırlattı diye hedefe konuyorsa, orada sadece bir kişiye saldırı yoktur. Orada kamusal vicdana gözdağı vardır.

Bu yüzden mesele Görkem Sevindik meselesi değildir. Mesele, zulme karşı çıkan bir cümlenin bile tehdit sayıldığı bir dünyanın nereye sürüklendiğidir. Bir oyuncuya “sınırını bil” diyenler, aslında herkese aynı mesajı veriyor: Gör, ama konuşma. Bil, ama söyleme. Acıyı fark et, ama tarafını belli etme.

Oysa bazen insan olmanın en açık tarafı, zulmün karşısında durmaktır.

Son bir not daha: Dünya bugün sadece Gazze’deki zulmü değil, bölgenin tamamını içine çekebilecek yeni bir yangını da endişeyle izliyor. Sert açıklamalar, tehditler ve güç gösterileri birbirini izliyor. Ama bütün bu karanlığın içinde asıl ihtiyaç duyulan şey yine aynı: daha fazla silah değil, daha fazla vicdan.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *