Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
10°
Ara

Çocukların öğrettiği cumhuriyet

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Çocukların öğrettiği cumhuriyet

Bazen bir fotoğraf, uzun nutuklardan daha güçlüdür. Bazen birkaç çocuğun yaptığı küçük bir hareket, bir toplumun hafızasını yeniden hatırlatır. Adana’da geçtiğimiz günlerde etkili olan şiddetli fırtına sırasında çekilen o görüntü de işte tam olarak böyle bir anlam taşıyor. Rüzgârın savurduğu yağmurun altında, devrilmesin diye Atatürk büstünün etrafında toplanan çocuklar… Islanan kıyafetlerine, üşüyen ellerine rağmen oradan ayrılmayan küçük yürekler.

O an sadece bir büst korunmadı; aslında bir değer, bir hafıza ve bir ortak kimlik korundu.

Fırtına doğanın gücünü gösterirken, çocuklar da insanın vicdanını gösterdi. Belki kimse onlara “gidin ve koruyun” demedi. Belki öğretmenleri yanında değildi, belki kameraların çektiğinden bile haberleri yoktu. Ama içlerinden gelen bir refleksle hareket ettiler. Çünkü bazı değerler öğretilmez; hissedilir.

Bugün sık sık gençlerin duyarsız olduğundan, yeni neslin geçmişle bağ kuramadığından söz edilir. Sosyal medyada büyüyen bir kuşağın tarih bilincinden uzak olduğu yönünde eleştiriler yapılır. Oysa Adana’daki o görüntü, bu genellemelerin ne kadar yüzeysel olduğunu bir kez daha gösterdi. Demek ki mesele gençlerin ilgisizliği değil; onlara güvenmemekmiş.

Cumhuriyet yalnızca kitap sayfalarında kalan bir tarih değildir. Cumhuriyet, bazen yağmur altında bir büstün önünde nöbet tutan çocukların gözlerinde yaşar. Çünkü Atatürk, sadece bronzdan yapılmış bir heykel değil; bağımsızlık fikrinin, eşit yurttaşlık anlayışının ve geleceğe duyulan umudun sembolüdür.

O çocuklar siyaseti bilmiyor, ideolojik tartışmaları anlamıyor olabilir. Ama bir şeyi çok iyi biliyorlar: Saygı. Geçmişe duyulan saygı, ortak değerlere sahip çıkma duygusu ve kendilerini bu ülkenin bir parçası hissetme bilinci…

Aslında en çarpıcı olan da buydu. Yetişkinlerin çoğu fırtınadan kaçacak bir yer ararken, çocuklar bir değeri korumayı seçti. Bu görüntü bize şunu hatırlattı: Gelecekten umudu kesmek için henüz çok erken.

Toplumlar yalnızca büyük liderlerle değil, o liderlerin mirasını anlayan nesillerle ayakta kalır. Eğer bir ülkede çocuklar yağmur altında bir simgeyi korumayı görev biliyorsa, o ülkede ortak hafıza hâlâ canlıdır.

Bugün tartışmalarla, kutuplaşmalarla yorulan Türkiye’nin belki de en çok ihtiyacı olan şey tam da bu sade ama güçlü duygudur: Ortak değerlerde buluşabilmek.

Adana’daki o çocuklar bize siyasetin ötesinde bir şey anlattı. Cumhuriyetin yalnızca geçmişte kurulmadığını, her nesil tarafından yeniden sahiplenildiğini gösterdi.
Fırtına elbet dindi. Yağmur durdu. Sokaklar kurudu.
Ama geriye kalan o görüntü, uzun süre hafızalardan silinmeyecek: Küçük bedenleriyle büyük bir mirası koruyan çocuklar…
Belki de Cumhuriyetin en sağlam teminatı tam olarak budur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *