Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
12°
Ara

Depremi unutmamak...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Depremi unutmamak...

3 yıl önce 11 şehrimiz iki büyük depremle yıkıldı. Acının yıl dönümünde saatler 04:17’yi gösterdiğinde 86 milyon yine gözyaşlarına boğuldu. 

Tarihin en ağır felaketlerinden birini yaşadığımız 6 Şubat’ta binlerce canımızı kaybettik, milyonlarca insanın hayatını geri dönülmez şekilde değiştirdi. Aradan geçen zaman, takvim yapraklarını ilerletmiş olabilir; ancak yıkılan şehirlerin, dağılan ailelerin ve yarım kalan hayatların acısı hâlâ tazeliğini koruyor.

Depremin ilk günlerinde Türkiye tek yürek olmuştu. Yardım kampanyaları, gönüllü ekipler, arama kurtarma çalışmalarında gösterilen dayanışma hepimizin hafızasına kazındı. Enkaz başlarında bekleyen insanların umutla attığı her nefes, kurtarılan her can Türkiye’ye yeniden umut olmuştu. Ancak afetlerin en büyük gerçeği şudur: İlk günlerdeki dayanışma ve hassasiyet zamanla azalır, fakat depremzedelerin mücadelesi yıllarca sürer.

Bugün deprem bölgelerinde hayat yavaş yavaş normale dönmeye çalışsa da gerçek tablo hâlâ ağır. Kalıcı konutların tamamlanması, altyapı sorunlarının çözülmesi, ekonomik hayatın yeniden canlanması ve en önemlisi psikolojik yaraların sarılması uzun soluklu bir süreçtir. Deprem sadece binaları değil, insanların güven duygusunu da yıktı. Birçok vatandaş hâlâ gece uyurken korkuyla uyanıyor, hafif bir sarsıntı bile büyük bir travmayı yeniden canlandırıyor.

6 Şubat depremleri bize bir kez daha acı bir gerçeği hatırlattı: Türkiye bir deprem ülkesidir. Ne yazık ki bu gerçeği çoğu zaman büyük felaketlerden sonra hatırlıyoruz. Deprem gündemden düştüğünde, alınması gereken önlemler de unutuluyor. Oysa deprem değil, ihmal öldürür. Bilim insanlarının yıllardır yaptığı uyarılar, çürük yapı stokunun varlığı ve plansız şehirleşme gibi sorunlar hâlâ Türkiye’nin en büyük risklerinden biri olmaya devam ediyor.

Aradan geçen zaman yaraları sarmak için değil, ders çıkarmak için de bir fırsat olmalıdır. Daha sağlam şehirler kurmak, denetim mekanizmalarını güçlendirmek, kentsel dönüşümü rant değil güvenlik odaklı yürütmek artık bir tercih değil zorunluluktur. Aksi halde yaşanan acılar tekrar eder, kayıplar katlanarak büyür.

Deprem bölgelerinde yaşayan vatandaşların en büyük beklentisi ise unutulmamak. Kameralar çekildiğinde, gündem değiştiğinde, verilen sözlerin de unutulmasından endişe ediliyor. Oysa gerçek dayanışma, felaketin sıcaklığı geçtikten sonra da devam edebilendir. Çünkü deprem birkaç dakika sürer, ama etkileri nesiller boyu devam eder.

6 Şubat, Türkiye için sadece bir tarih değildir. Aynı zamanda sorumluluk, vicdan ve bilinç sınavıdır. Eğer bu acıdan gerekli dersleri çıkarabilirsek, kaybettiğimiz canların hatırasına karşı görevimizi yerine getirmiş oluruz. Aksi halde her yıl 6 Şubat geldiğinde sadece yas tutan, fakat değişmeyen bir toplum olarak kalırız.

Unutmamak ve unutturmamak… Belki de bu felaketin bize bıraktığı en büyük sorumluluk budur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *