Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
23°
Ara
Damga Gündem Ortada gizli saklı bir para yok!

Ortada gizli saklı bir para yok!

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve çok sayıda tutuksuz sanık duruşmanın on birinci haftasında hakim karşısına çıktı. Savunma yapan reklamcı Yunus Göçer, “Ortada yapılmamış bir iş yok, ortada gizlenmiş bir para yok, ortada kaçırılmış bir kazanç yok” dedi

Okunma Süresi: 5 dk

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

42 sanık tahliye edildi 

Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verildi.

Kamu zararı 18 milyon TL

Savunma yapan reklamcı Yunus Göçer, "Bu yaşıma kadar devletle, kamu kurumuyla ilgili güven sarsacak tek bir davranışım olmamıştır. Eylemlerden yalnızca biriyle yargılanmaktayım. Eylem 79'da enteresan olan kısım, İBB ve iştirakleriyle 20 sözleşme yapan firmalar burada değil; olmamaları da doğru olandır. Sözleşme yapmak burada olmayı gerektirmez. Sözleşme yapmak suç teşkil etmez. İddianamedeki şirketler için iddia makamı tarafından oluşturulan genel olgu şu şekilde. 2019’da İmamoğlu’nun İBB Başkanı seçilmesiyle birlikte kurulan şirketler veya daha önce hiçbir varlık gösteremeyen şirketler üzerinden iş yapılmış gibi bir algı yaratılmıştır. Temsilcisi bulunduğum şirket, oluşan bu algıdan dolayı davaya dahil edilmiştir. Temsilcisi olduğum şirket, 2011 yılında kurulmuş olup kurulum tarihinden itibaren gerek kamuda gerekse özel sektörde birçok iş yapmıştır. Etkin pişmanlıktan yararlanan Gökhan Köseoğlu’na da huzurunuzda sordum. Köseoğlu da Tentek firmasının herhangi bir naylon fatura kestiğini söylemediğini iddia etti. Siz de dinlediniz. İddia makamı kamu zararını 18 milyon lira olarak belirtmiştir. 79'uncu eylemde BTG firmasıyla hiçbir bağlantısı olmayan Wolf Medya’nın sözleşme bedeliyle BTG’nin sözleşme bedeli toplanmış ve bir kamu zararına ulaşılmış. Bu, her iki firmanın sözleşme bedellerinin toplamına denk gelmektedir. 79'uncu eylemde iki suç isnadı mevcuttur. Tarafıma yöneltilen suçlama TCK 158 ve çeşitli bentleridir. Aynı suçlama diğer firma yetkilisine de yapılmıştır. Enteresan olan kısmı, o serbest bırakıldı, ben tutuklandım. İddianameyi incelediğimde iddia makamı beni bir eylemle yargılarken; onu 14 eylemle yargılamaktadır. Ben içerideyim, o dışarıda." dedi.

Hileli bir davranış yok 

Göçer, "80' inci eylemde kamu zararına ilişkin tek bir ne soyut ne de somut delil yoktur, sadece tanık beyanları mevcuttur. O da kamu zararına ilişkin değildir. İddia makamı sözleşmeyi yapmayıp kamu zararına delil olarak göstermiştir. Kültür A.Ş. ile yapmış olduğum bu sözleşmede hileli bir davranışım asla mevcut değildir. Kanun ve Kültür A.Ş. kuralları neyi gerektiriyorsa harfiyen onu uyguladık. İddianamede anlatıldığı gibi görünen, gizli işler yapan biri değilim. Bizim yaptığımız işler meydanlarda yapıldı. Kurduğumuz sahneleri binlerce insan gördü. Bunların hepsi kayıtlı, hepsi belgeli, hepsi denetlenmiş işler. Ortada yapılmamış bir iş yok, ortada gizlenmiş bir para yok, ortada kaçırılmış bir kazanç yok. Pandemi döneminde işler durduğunda biz de büyük zararlar gördük. Buna rağmen ekipmanlarımızı hazır tuttuk, personelimizi dağıtmadık. Sözleşme süresi 3 ay uzatılmasına rağmen bile bedelsiz hizmet vermeye devam ettik. Eğer benim niyetim suç işlemek olsaydı zarar ederek iş yapmazdım. Tanık beyanlarını, tanık beyanı mı desek, yalan mı desek onu bilemiyorum. Mal varlığı olan, çalışan sayısı olan, yaklaşık 4 milyon dolar mal varlığı olan Tentek, kalkıp yine 3-4 milyon dolar mal varlığı olan bir şirkete naylon fatura keser mi. Bu hayatın olağan akışına aykırıdır. Serdar Haydanlı ve aynı ifadeye benzer bir ifade de Kamil Taşçı’da mevcut. İkisinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak dışarı çıkma telaşından başka birşey değildir" dedi. 

  

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *