“Casusluk” suçlamasıyla tutuklu yargılanan gazeteci Merdan Yanardağ, mahkemede yaptığı savunmada iddianameyi sert sözlerle eleştirdi. Yanardağ, davanın hukuki değil siyasi olduğunu savunarak, sürecin doğrudan muhalefeti hedef aldığını ileri sürdü.
Savunmasına davayı izleyen iki isme dikkat çekerek başlayan Merdan Yanardağ, “Bu ülkede kısa süre sonra Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu’nu dinledik. Bu dava esas olarak siyasal niteliktedir” diyerek, davanın temelinin “ideolojik önyargılarla hazırlanmış bir metin” olduğunu ifade etti.
“Devletin Zor Aygıtlarıyla Siyaset Dizayn Ediliyor”
İktidara yönelik sert eleştirilerde bulunan Yanardağ, yargı süreçlerinin siyaseti şekillendirmek için kullanıldığını öne sürerek, “Rakiplerini adliye ve kolluk eliyle etkisizleştirmeye çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız” dedi.
“İddia Mantık Dışı”
İddianamede yer alan suçlamaların somut delilden yoksun olduğunu belirten Yanardağ, “Hangi gizli belge ele geçirilmiş? Hangi devlet sırrı açıklanmış? Suçlamanın dayanağı akademik tezler. Bunlar yumurtasız omlet yapmaya çalışıyorlar” diyerek savunmasını sürdürdü.
“TCK 328’e Göre Suç Unsuru Yok”
Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesine dikkat çekerek, casusluk için “yabancı devlet yararı” ve “gizli bilgi temini” şartlarının bulunması gerektiğini söyleyen Yanardağ, “Ne yabancı devlet var ne gizli bilgi. Bu durumda suçun unsurları yok” ifadelerini kullandı.
“Tele1’i Susturmak İstiyorlar”
Davaya konu olan TELE1 hakkında da konuşan Yanardağ, operasyonun iki hedefi olduğunu savundu:
1- TELE1’e el koymak
2- Muhalefeti etkisizleştirmek
“TELE1, gazetecilerin kurduğu bağımsız bir medya kuruluşudur. Bu nedenle hedef alındı” dedi.
“Seçimleri Suç Sayan Bir İddianame”
Yanardağ, iddianamenin seçim sonuçlarını tartışmalı hale getirmeye çalıştığını ileri sürerek, “2019 ve 2024 seçimlerini manipülasyonla kazanılmış gibi göstermeye çalışıyorlar” dedi.
İddianamede, Ekrem İmamoğlu’nun seçim başarısının medya manipülasyonuna bağlandığını belirten Yanardağ, “Televizyon yayınıyla seçim kazanıldığı iddiası deli saçmasıdır” ifadelerini kullandı.
“Siyaset Yapmak Suç Sayılıyor”
İddianamenin temel hakları kriminalize ettiğini de savunan Yanardağ, “Seçimlere katılmak, bir adayı desteklemek, yayın yapmak suç sayılıyor” ifadeleriyle, davanın iki yönlü bir operasyon olduğunu, bunlardan birinin CHP ve belediyelere yönelik baskı, diğerinin ise medya ve muhalefetin susturulması olduğunu iddia etti.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun da hedefte olduğunu savunan Yanardağ, yargılama devam ederken kanalın satışa çıkarılmasını eleştirdi. Yanardağ, “Dava sonuçlanmadan el koyma ve satış girişimi niyeti açıkça gösteriyor” dedi.
Kendisi hakkında sıralanan suçlamaların büyük bölümünün basın faaliyetlerinden kaynaklandığını belirten Yanardağ, “Hakkımdaki davaların neredeyse tamamı beraatle sonuçlandı” ifadelerini kullandı.
“Bu Kadar Kirli Bir Seçim Görmedim”
İfadesinde uzun yıllardır siyaseti yakından takip ettiğini belirten Merdan Yanardağ, son seçim sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu:
“Çocuk yaşlardan beri siyasetle ilgileniyorum. Birçok seçim gördüm ama bu kadar kirli bir seçim dönemine tanıklık etmedim. Deyim yerindeyse seçim çalındı.”
Seçimlerin adil olmayan koşullarda gerçekleştiğini öne süren Yanardağ, kara propaganda ve iftiraların yeterince tartışılmadığını savundu.
“Tartışma Kişilere İndirgenmiş”
Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi içindeki “değişim” tartışmalarına da değinen Yanardağ, sürecin yanlış bir zeminde yürütüldüğünü, “Tartışma ideolojik ve politik bir yenilenme yerine genel başkan değişimine indirgenmiş durumda. Bu yanlış bir tartışmadır” sözleriyle ifade etti.
Programlarında bu yaklaşımı eleştirdiğini belirten Yanardağ, değişimin ancak ideolojik ve programatik bir çerçevede anlamlı olacağını söyledi.
“Kılıçdaroğlu’nu Eleştirdim Ama Destekledim de”
İddianamede yer alan yayın içeriklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yanardağ, programlarının çarpıtıldığını savundu.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerinin bağlamından koparıldığını belirten Yanardağ, şu ifadeleri kullandı:
“Yüzde 48 oy her şeye rağmen önemli bir başarıdır ve sahip çıkılması gerekir dedim. Bu, Kılıçdaroğlu’na örtük bir destektir.”
Yanardağ, seçim yenilgisinin tek bir kişiye yüklenmesini “bilimsel olarak yanlış” bulduğunu da vurguladı.
“İmamoğlu Eleştirileri de Dosyada Yok”
Yanardağ, iddianamenin eksik ve seçici hazırlandığını öne sürerek, bazı yayınların dosyaya dahil edilmediğini söyledi.
Ekrem İmamoğlu’nu eleştirdiği programların iddianamede yer almadığını belirten Yanardağ, “29 Mayıs, 7 Haziran, 19 Haziran, 20 Haziran programları alınmamış. Oysa bu yayınlarda İmamoğlu’nu da sert şekilde eleştiriyorum” dedi.
“Seyirciden Gelen Soruları Sordum”
Programlarında yönelttiği soruların kendisine ait değil, izleyicilerden gelen sorular olduğunu vurgulayan Yanardağ, suçlamalara şu sözlerle karşı çıktı:
“Seyirciler ‘Sandıkları korudunuz mu?’ diye soruyor, ben bunu aktarıyorum. Bu nasıl suç olabilir?”
“Casusluk İddiası Gerçek Dışı”
İddianamede yer alan “televizyon üzerinden casusluk” iddiasını eleştiren Yanardağ, bunun mantık dışı olduğunu söyledi:
“Bir televizyon programı üzerinden casusluk yapıldığı iddia ediliyor. Böyle bir şey olabilir mi?”
Yanardağ, dosyada herhangi bir gizli belge ya da devlet sırrı bulunmadığını da dile getirdi.
“MASAK Raporu da Çarpıtıldı”
Soruşturma kapsamında hazırlanan Mali Suçları Araştırma Kurulu raporuna da değinen Yanardağ, kendisi hakkında bir bulgu elde edilemeyince yakın çevresinin incelendiğini iddia etti:
“Hiçbir şey bulamayınca yakınlarımıza bakmışlar. Orada da bir şey bulamayınca raporu eğip bükmüşler.”
“Bu Kötü Niyet Göstergesi”
Tüm sürecin kötü niyetli olduğunu savunan Merdan Yanardağ, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Ortada hukuki değil, siyasal bir iddianame var. Bu yaklaşım baştan sona kötü niyet göstergesidir.”