Mansur Yavaş'ın haykırışı doğru
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın “Melih Gökçek ve ailesi yargılanmadan hukuktan bahsedemezsiniz” çıkışını değerlendiren Mert, “Cumhuriyet Halk Partisi darmadağan oldu. Son bir yıldır İBB Başkanı içeride. Onlarca belediye başkanı içeride. Her gün bir sürpriz belediye başkanına operasyon oluyor. Mansur Yavaş da biliyor sonunda konunun ona geleceğini. Daha o başına gelmeden bir şeyler yapmak gerektiğini söylüyor. Meclisi fesh edelim. Bütün belediye başkanlıklarını bırakalım. Bütün milletvekilliklerinden istifa edelim. Dünyaya bu olanları şikayet edelim diye bas bağırıyor. E haklı bir çıkış Mansur Yavaş'ın çıkışı. Siz bu ülkede 35 yıl önceki diplomayı iptal edebiliyorsunuz. Kenan Evri'nin rütbelerini iptal edebiliyorsunuz. Peçete kağıdıyla rüşvet alan bakanı, valiyi, milyon dolarlık saat alan bakanı, milletvekilini, bütün yolsuzluğu ayyuka çıkmış. (Bülent Arınç gibi) AK Parti içerisinden kişilerce de dillendirilmiş. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'i yargılayamıyorsanız Mansur Yavaş'ın sitemi ve haykırışı doğru. Ben Mansur Yavaş'ın olası bir genel seçimde muhalefet kanadının, CHP'nin belirleyeceği aday anlamında en çok oy alacak kişi olduğunu görüyorum. Yani bütün anketler de çıkıyor. Bu operasyonların da biraz Mansur Yavaşı'ı sanki dizginleme, kenara çekme, kulağını çekme, 'bak olur da hani aday olursan senin başına da bunlar gelir korkusu' olduğunu da düşünüyorum açıkçası. Bunlar doğru şeyler değil. Cumhuriyet ülkesinde bir an önce bunlardan kurtulması lazım. Bu ülkenin huzura, düzene, nizama, adalete teslim olup yoluna devam etmesi gerekiyor.
CHP'nin içine ettiniz
CHP Lideri Özgür Özel'in Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un CHP'li belediye başkanlarına 'AK Parti'ye katılın yoksa hapse atılırsınız' şeklinde tehditte bulunduğu iddialarını şöyle yorumladı: Gerçeklik pay var ama bu kadar değildir. Özgür Bey bir çok şeyde olduğu gibi biraz abartıyor. Bugün CHP içerisinde birçok siyasinin belediye başkanı olsun, meclis üyesi olsun görev yapanların CHP'de tutunamayacağını görünce diğer partilere yöneldiğini biliyoruz. AK Parti de bu kişilerle temasa geçiyor. Önce bir bu kişilere bir bakıyorlar. Kimdir, ne iş yapıyor? Hani hangi hizmetleri var, temiz mi, değil mi falan ya da bu kişiyi biz partimize alırsak nasıl bir sorunla, durumla karşı karşıya kalırız? Eğer güçlü bir karakterse o kişi doğru. Ama bu sadece Murat Kurum üzerinden bunun yapıldığını düşünmüyorum. Yani Özgür Özel'in Murat Kurum bunları çağırdı, davet etti, söyledi. Eee? Gereksiz bir cümle. Şunu diyebilirdi: Benim belediye başkanlarım, zayıf belediye başkanlarım, zayıf düşen siyasilerim AK Parti'ye gitmek istiyor. AK Parti ile temas kuruyor. Bunlar anlaşsalar, uzlaşsalar gidecekler. Yani Aydın'da olduğu gibi. Yani bunun AK Parti ile de çok fazla alakası yok. Seninkiler gidiyorlar. Zaten kendin de söylüyorsun “Belediye başkanlarımıza iyi davranalım. Yoksa elimizde başkan kalmayacak. Ya parti değiştiriyorlar ya hapse düşüyorlar” diye. Bunu söyleme sebebinde de 2024 yerel seçimlerinde aday belirlediğiniz o kişilerin tıpkı Uşak Belediyesi'e olduğu gibi sizlerle Özel ile alışverişi olduğundan kaynaklı. Mesela neden Uşak Belediye Başkanını partiden atamıyorsun? Çünkü bir sürü iş yapmışsınız beraber. Tamam,AK Parti burada suçlu. Murat Kurum suçlu. Ama siz de suçlusunuz. Siz de kusurlusunuz Çünkü 100 yıllık CHP'nin içine ettiniz. Partiyi boşalttınız. Böyle nerede çürük elme var? Getirip Cumhuriyet Halk Partisi'nden milletvekili yaptınız, belediye başkanı yaptınız. Kaldı ki siz almadınız mı? Yani bakın CHP'ye geçen belediye başkanlarına bakın. Siyasilere bakın. Milletvekillerine bakın. Siz almadınız mı? Yani bu partiyi sadece televizyondan yönetemezsiniz. Algıyla yönetemezsiniz. Hizmetle yöneteceksiniz. Karakterle yöneteceksiniz. Duruşla yöneteceksiniz. Önce deyin ki biz CHP'ye önüne geleni almayacağız, etmeyeceğiz, transfer etmeyeceğiz. Sonra karşı laf söyleyin. Siz de alıyorsunuz, onlar da alıyor.
AK Parti başarılı ama adil değil
AK Parti'nin 25. yılı için 2027 seçimlerinde 'huzur ve istikrar' temalı kampanyasının gerçek hayatta uygulamaya koyulurken eksiklikler yaşanabileceğini ifade eden Mert, partinin genel anlamda başarılı bir siyaset yürüttüğünü söyledi: Tabii ki başarılı. Yani adamlar 25 yıldır iktidar, 25 yıldır ülkeyi yönetiyorlar, 25 yıldır hukuku yönetiyorlar, medyayı yönetiyorlar, siyaseti yönetiyorlar, STK'ları yönetiyorlar. Ama başarısızlıkları nedir? Bu yönettiklerinde herkese eşit değiller, adil değiller. Herkesi kucaklamıyorlar. Yani kendilerinden olanlara çok başarılılar. Kendilerinden olmayanlara düşmanlar. Dolayısıyla işte huzur tamam güzel, tema güzel de o temaya ne kadar uyacaklar? Yani huzur diyorsunuz bir taraftan, öbür taraftan da senden, sizden olmayanı dışlıyorsunuz, yargılıyorsunuz, korkutuyorsunuz, ülkütüyorsunuz. Bu her sektörde var. Sadece siyasette yok. Medyada var, sporda var, sanatta var, müzikte var. Ya sanatta işte adamın bir tanesi bir tweet atıyor. Normal sanatçının gösterdiği bir refleksi gösteriyor. Adamın konserlerini iptal ediyorsunuz, programlarını iptal ediyorsunuz. Bu niye yapıyorsunuz? E gazeteci var bir şey söylüyor. Hemen adamın çak diye bütün ilişkilerini kesiyorsunuz, doğuruyorsunuz. Yapmayın bunları. Bu memlekette oy veren de bu ülkenin insanıdır. Size oy veren de, vermeyen de. Size verenleri el üstünde tutup vermeyenleri ezme hakkı vermiyor iktidar size. Umarım bu huzur temalı yeni düzende AK Parti'nin eski alışkanlıklarından, kötü alışkanlıklarından vazgeçip yeni ve güzel, daha demokrat, daha kucaklayıcı, daha özgürlükçü bir anlayışla ülke yönetimine aday olur diye düşünüyorum.
1 Mayıs hak arama günüdür
Haftalık yorumunda 1 Mayıs İşçi Bayramı ile ilgili mesajlarda veren Mert şunları söyledi: Bir yerde bayram olması için orada işsizlik olmaması gerekiyor. İşçilerin halinden memnun olması gerekiyor. İyi maaş almaları gerekiyor. Tatillerini güzel geçirmeleri gerekiyor. Aileleriyle güzel vakit geçirmeleri gerekiyor. Oysa bakıyorsunuz ülkemize mesela işçilerimiz kimdir bizim? Maden ocaklarında çalışanlar, tarımda, tarlada çalışanlar, şoförler, otobüs şoförleri, belediye temizlik görevlileri. E bu da insanlara bakın. Şimdi birçok işsiz insan buralarda işe girmek için can atıyor. Ne olur beni işe alın diye. Araya torpiller falan koyuyorlar. İşe girdikten sonra bir bakıyorlar ki aslında hiç de öyle değil. Hani cennet değil burası ya da böyle oh oturduğun yerden maaş alacak bir yer değil. Dolayısıyla 1 Mayıs bayram tadında geçer mi demek tek başına doğru değil. Bayramlarda bayram yapmazsınız. Hakkınızı ararsınız. Dertlerinizi konuşursunuz. Geleceğe mesajlar verirsiniz. Eee topluma mesajlar verirsiniz. Bari bayramlarda bunları yapalım. Bunları yapmak lazım. Bu ülkede çok acı şekilde anılan mayıslarımız var. Katliamlar var. Olaylar var. Boşu boşuna insanların ölüşü var, yaralanması var. Umarım bunlardan ders çıkarırız. Bu 1 Mayıs'ta çok daha huzurlu, sağlıklı, toplumsal mesajlarla geçen bir bayramımız olur.
Galatasaray çirkef bir durumda
Mert, Fenerbahçe'nin Galatasaray karşısıda yaşadığı mağlubiyet sonrası Ederson ve Tedesco'ya gelen eleştirileri değerlendirdi: Eleştiri yapmak kolay. Ben her zaman bir bütüne bakarım. Bugün spor kulüplerimiz tamam Galatasaray başarılı ama nasıl başarılı oluyor hepimiz biliyoruz. Çirkinliklerle, çirkeflerle, saldırılarla. Şimdi adam 4 yıl üst üste şampiyon olmuş. Tabii para geliyor. Şampiyonlar Ligi'nden geliyor, UEFA'den geliyor. Şampiyonluk primi geliyor. Artı Galatasaray sadece futbola yatırım yapıyor. Futbolda ilerliyor. Diğer taraflara baktığınızda zayıf. Fenerbahçe ise bir spor kulübü eee adı altında güzel işler yapıyor. Voleybola, baskete, tenise, koşuya, atletizme yatırım yapıyor. Futbolu yönetemiyor Fenerbahçe son 10 yıldır futbolu yönetememe sebebi Aziz Yıldırım'la başlayan kişiselleşen Aykut Kocaman -Alex kavgası. İşte bir ara Sakaryalılar kavgası vardı. Sonra işte Brezilyalılar geliyor takımı Brezilyalıların grubuna çeviriyor. İtalyanlar geliyor İtalya'ya. Bugün ben teknik direktör Tedesco'nun son derece sportmen, doğru dürüst bir sporcu falan olduğunu düşünüyorum. Fakat sporda maalesef Türkiye'de özellikle bir Fatih Terim gibi çirkin çirkef olacaksınız. Soyunma odasına girdiniz mi ağzınızdan alev çıkacak. Futbolcular diye bağıracaksınız. Okan Buruk gibi çirkin olacaksınız. Çirkef olacaksınız. Futbolcularınıza sportmence davranış kurallarından bahsetmeyip çirkin kurallardan bahsedeceksiniz. Biri sana dokununca düş kolay penaltı al, kolay kırmızı kart al. Burada Tedesco-Ederson kişi ayırmaya gerek yok. Bir bütün olarak söylemek gerekiyor. Fenerbahçe son yıllarda futbolca başarısız. Başarısızlıkları da Galatasaray'la ölçüşüyor. Çünkü adamlar herkesi geçiyorlar Galatasaray'ı geçemiyorlar. Çünkü karşıda çirkin bir yönetim anlayışı var. Çirkin bir kadro var. Çirkin bir teknik direktörü var. Çirkin kardeşim yani kusura bakmayın. Dünyaya rezil oluyorsunuz. Bakın o düşüşler müşüşler nedir? Şimdi siz bu çirkinliği geçemiyorsunuz. Ederson kusurluydu. Önce bir hafta önce hatalı bir gol yedi. Derbide de kart almak için hakemin üzerine üzerine gitti. Ali Koç'un tam böyle dersler alacak şekilde kendini eğitmişti, geliştirmişti. Çocuğa bir hak daha verilmedi. Futbola gene de şöyle bakalım. Yani futbol olarak bakarım, izleyelim, orada bırakalım arkadaşlar. Hayatımıza taşımayalım. Çünkü taşırsam ben huzursuz oluyorum, mutsuz oluyorum.”
Tatlıses'in akıl sağlığı yerinde değil
Ünlü Sanatçı İbrahim Tatlıses'in asistanı Tuğçe Korkmaz'ın aralarında aşk olmadığını açıklaması ve Tatlıses'in mal varlığı ile ilgili 'Daha fazlası var' sözlerini yorumlayan Mert “Tatlıses'i daha çok konuşacağız ölene kadar. Bir gün kalkıp diyecek ki “ben çocuklarıma kuruş bırakmıyorum. Bir gün diyecek mal varlığımı buna veriyorum. Bir gün diyecek ona veriyorum. Neden? Ben İbrahim Tatlıses'in akıl sağlığının yerinde olduğunu düşünmüyorum. Kurşun zaten zedelemiş. Kurşundan sonra bir yaşlılık var. Zaten yaşlanan birçok insanlarımız eskisi gibi sürdüremiyorlar hayatlarını.
Tatlıses'in de yaşlandıkça daha da sürdüremediğini gözlemliyorum. Hayatını idare edemediğini gözlemliyorum. Sağlıklı bir durum içerisinde olmadığını düşünüyorum. Sağlıklı bir yapı ve durum içerisinde olan bir adam 50 yaşındaki oğluna, 20 yaşındaki torununa, 30 yaşındaki kızına bu lafları etmez. Tıpkı Ferdi Tayfur gibi. Bir baktık ki mal varlığını Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Türk Dil Kurumu'na falan birtım vakıflara bırakmış. Sen de öyle yaparsın. Çeker gidersin. Daha yaşarken sen bunları konuşuyorsun. E nasıl huzurlu yaşayacaksın o evde? Git hayatına bak. Sağlığınla ilgilen. Huzurunla ilgilen. Ne güzel bak paralar kazanmışsın. Onları tatlı tatlı ye. E çocuklarını da tamam idare et. Ne var burada yani? Senin kanın, senin canın. Hata yaptı, hata yapmayanlarımız mı var? Sen hiç hata yapmadın mı? Senin hata yapmadığın insan yok ki bu bu dünyada. Kaç tane sanatçıya hata yaptığını biliyoruz. Kusura bakma. Bak sen olağanüstü bir sesin var. Hala eski şarkılarını dinleyince büyük zevk alıyorum. E ne olur bu sanatınızın yanına biraz insanlık koysaydınız, biraz eğitim koysaydınız, biraz kültür koysaydınız, biraz vicdan koysaydınız fena mı olurdu?
Artık Cebeci ve Ersoy gibi isimler için çok geç
Mert, ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında tutuklanan spiker Ela Rümeysa Cebeci'nin ev hapsi şartıyla tahliye edilmesinin kariyeri açısında fayda sağlamayacağını söyledi: Mert şöyle devam etti: “Biz şimdi bu insanları nasıl biliyorduk dün? Çok ünlü, çok başarılı. İşte Mehmet Akif Ersoy'la alakalı müthiş gazeteci. Herkese ulaşıyor falan filan. Bu tamam burada bir sıkıntı yok. İnsanlar var. İşinde başarılıdır. İşinin dışında neler yapıyor? Bizi ilgilendirdikleri bölüm var ya ilgilendirmedikleri. İlgilendirmedikleri bölüm şudur. Kapalı mekanlarda kimle ne yapıyor, ne ediyor, ne düşüyor, kiminle kalkıyor bizi ilgilendirmez. Ama ilgilendiren şu. O çirkin özelliklerini kullanarak gazeteci ise haberciliğine zarar veriyor mu? Konuklarına zarar veriyor mu?
Çalışanlarına zarar veriyor mu? İzleyenlere zarar veriyor mu? Topluma zarar veriyor mu? Ona bakıyoruz. Mehmet Akif Erso ile ilgili de baktığımızda zararlar vardı. Yani çalışanlarını tehditle müdür olduğu kurumda çalıştırması, tehditle onlara sahip olmaya kalkması, tehditle, şantajla istediklerini yapması. Derdimiz buydu. Bunu konuştuk. Bunu insanlar duydular. Rümeyisa denilen hanımefendi de hani tamam sunucudur, gazetecidir ama onun dışında bu tür şeylere mazur kaldığından bahsetti. Bugün çıktı. Yarın Mehmet Akif Ersoy da çıkar. Çıksalar da artık bu tür insanlara tırnak içerisinde biz 'Damgalı eşek' diyoruz. Artık bunlar damgalı. Tırnak içinde söylüyorum. Ne olur yanlış anlaşılmasın. Damgalı eşeksin artık sen. Nereye gitsen bak geçmişe bak. Bizim damgal eşeklerimiz. Sanatçılarımız var, sporcularımız var, sunucularımız var. Artık bunlara kimse iş vermez. Kimse ekrana çıkarmaz. Kimse yazı yazdırmaz. Kimse danışmanlık vermez. Bundan sonra bunların hayatları zor olacak. Mehmet Akif Ersoy içeride dursa da içeriden çıksa da zor bir hayat onu bekliyor. Allah yardımcısı olsun. Umarım bütün bu olandan bitenden ders almıştır.