İsrail’de siyasi gündemi hareketlendiren önemli bir gelişme yaşandı. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki koalisyon, ülkenin 27 Ekim 2026’da erken genel seçime gideceğini açıkladı. Böylece İsrail, Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırıları sonrasında başlayan Gazze savaşı, Lübnan sınırındaki çatışmalar ve İran ile yaşanan askeri gerilimlerin gölgesinde ilk kez sandık başına gitmeye hazırlanıyor.
Koalisyon yetkilileri, seçim kararının parlamentoda gerekli sürecin tamamlanmasının ardından kesinleştiğini duyurdu. Seçim kampanyalarının önümüzdeki haftalarda başlaması beklenirken, güvenlik politikaları, ekonomik toparlanma ve savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinin seçim yarışının en önemli başlıkları olacağı değerlendiriliyor.
Siyasi istikrarsızlık
İsrail’de son üç yılda yaşanan siyasi istikrarsızlık nedeniyle ülke peş peşe seçimlere gitmişti. Ancak bu kez süreç, ülkenin tarihindeki en zorlu güvenlik krizlerinden birinin ardından gerçekleşecek. Gazze’de devam eden operasyonlar, kuzey sınırındaki güvenlik endişeleri ve İran ile yaşanan gerilim, seçmen davranışını doğrudan etkileyebilecek faktörler arasında gösteriliyor.
Gazze politikası
Siyasi analistler, Netanyahu’nun seçim kampanyasında ulusal güvenlik söylemini ön plana çıkaracağını öngörüyor. Muhalefet ise hükümeti savaşın yönetimi, ekonomik maliyetler ve uluslararası arenada İsrail’in artan diplomatik yalnızlığı nedeniyle eleştiriyor. Özellikle son aylarda artan savunma harcamalarının bütçeye etkisi ve hayat pahalılığı, seçmenlerin en fazla önem verdiği konular arasında yer alıyor.
Kamuoyu yoklamalarının seçim tarihi yaklaştıkça büyük önem kazanması bekleniyor. İsrail’in çok parçalı siyasi yapısı nedeniyle hiçbir partinin tek başına iktidara gelmesi zor görülüyor. Bu nedenle seçim sonrasında yeniden uzun sürecek koalisyon görüşmeleri yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre 27 Ekim’de yapılacak seçimler yalnızca İsrail’in iç siyasetini değil, Orta Doğu’daki dengeleri de etkileyebilir. Yeni kurulacak hükümetin Gazze politikası, İran ile ilişkiler ve ABD başta olmak üzere Batılı müttefiklerle yürütülecek diplomasi açısından belirleyici bir dönemin başlaması bekleniyor.