Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
8°
Ara

Küba yol ayrımında

YAYINLAMA:
Küba yol ayrımında

ABD 66 yıldır Küba ile uğraşıyor. Trump adaya ambargonun vitesini bu defa fena arttırdı. Yeni Venezuela yönetiminin Küba'ya petrol sevkiyatını yasakladı. Küba'ya petrol sevkiyatı yapacak üçüncü ülkeleri tehdit etti, ilave gümrük vergileri koyacağını duyurdu. Bildiğim kadarıyla Cezayir ve Rusya dışında Küba'ya petrol tedarik edebilecek ülke kalmadı.  Günümüz koşullarında Cezayir’in Trump’a meydan okuyarak Küba'ya tanker göndermesi gerçekçi durmuyor, öte yandan, Rusya'nın gönderdiği iki tankerin yolda oldukları basına yansıdı.

 

Atandığım 2012 yılında, Küba'nın ithalatı 14 milyar ihracatı ise 6 milyar dolardı. Başka deyişle ithalatı ihracatın neredeyse iki buçuk katı kadardı. Sadece gıda maddeleri ithalatına 2 milyar dolar ödendiğini unutmuyorum. Küba hazinesinin biriken dış borçları ödemekte sıkıntı yaşadığı herkesin malumuydu. Borçların önemli bir bölümünün Avrupalı ülkeler (Paris Club) tarafından silinmesine rağmen, döviz kıtlığı, Küba'nın en temel sorunu olmaya hep devam etti.

 

Bu eksiğini kısmen turizm gelirleriyle kapatırken,  açığı, daha ziyade yurt dışına gönderdiği sağlık ordusunun maaşları üzerinden denkleştirmeye  çabaladığı biliniyordu. Bu iki kalemden 7-8 milyar dolar topladığını tahmin ederdik, zira hükümet doktor ve sağlık hizmeti ihracından kaynaklanan meblağları hiçbir zaman açıklamazdı. Yurt dışında yaşayan Küba kökenlilerin yolladığı dövizlerin de şanslı ailelerin alım gücüne ciddi katkı yaptığını ve döviz rezervleri için önemli bir kaynak teşkil ettiğini ilave edelim.

 

Küba'nın soğuk savaş yıllarında başta SSCB olmak üzere doğu bloğuna şeker ihraç edip, karşılığında petrol ithal etmek suretiyle enerji açığını kapattığını biliyoruz. Sosyalist dayanışma çerçevesinde, şekeri dünya fiyatlarının üzerinde satan, petrolü ise rayiç fiyatların altında satın alan Küba'nın bu yapay dış ticaret dengesi SSCB'nin dağılması sonrasında tepetaklak oluverdi. Döviz gelirleri, petrol ve diğer ithalatın karşılanmasına yeterli olmayınca, Küba halkı, 1991 ila 2000 arasında çok zor bir dönem geçirdi.

 

Bu akaryakıtsız, elektriksiz ve derin gıda sıkıntısı çekilen yıllar “periodo especial” adıyla Küba tarihinde yerini aldı. Galiba ve maalesef 2026 yılı mazlum Küba halkı için ikinci bir “periodo especial” döneminin başlangıcı oldu. Şubat başından itibaren Küba'ya petrol ulaşmıyor, petrol ile çalışan enerji santralleri ülkeye yeterli elektrik sağlayamıyor. Çöküşün eşiğindeki Küba'ya tabiatıyla artık turist de gitmiyor, dışarıda görev yapan Kübalı doktorlar ve diğer görevlilerin sayısı da son 10 yılda iyice düştü. Velhasıl döviz de bitti, petrol de kalmadı, elektrik de gitti. Sıra devrime ve sosyalist sisteme mi geldi acaba?

 

Küba'nın şu andaki durumu bir felaket, ülke savaştan çıkmış gibi, çöpler günlerdir birikiyor, elektrik yok, benzin yok, hastaneler yarım kapasite, odun ateşinde yemek pişirenler var, gıda maddelerinin temininde güçlükler her geçen gün artıyor. Akaryakıt stokları ne kadar daha dayanır bilinmiyor. Peki ne olur? Bu sualin cevabını kimse bilmiyor. Bildiğim kadarıyla Küba konusu dışişleri bakanı Marco Rubio’ya teslim edilmiş vaziyette. 2-3 hafta önce, İspanyol ve Meksika basınında Raul Castro'nun torununun ABD'li yetkililerle görüştüğü iddia edilmişti.

 

Küba'da görev yapmış, gelişmeleri takip etmiş ve Küba insanına sevgi saygı duyan bir emekli olarak Küba'nın bu krizden en az zararla ve en kısa zamanda çıkmasını arzu etmekle birlikte, bu temennimin gerçekleşmesinin ne denli zor olduğunun da bilincindeyim. Açık konuşmak gerekirse, Ķüba sırtını önce SSCB'ye ardından Venezuela'ya dayayarak gemisini yürütmenin faturasını ödüyor. Sorunlarını başka ülkelerin desteğine ve anlayışına güvenerek çözmekten vazgeçme zamanı gelmiş olmalı.

 

Küba yönetimi büyük krizin (periodo especial) ertesinde, 2000’li yılların başlarında, ülke ekonomisinde sorunlar olduğunu kabul ile çeşitli reform  tedbirleri paketleri geliştirmiş, yeni yabancı sermaye yasasını kabul etmiş ve özel sektöre imkanlar tanıyarak, ekonomiyi düzeltmeye, refahı arttırmaya çaba göstermiştir. Hükümetin bu gayretlerini Havana’dan pürdikkat takip ettim. Ancak bu reform çabaları yeterli olmadı. İşler iyi gitmedi, durum düzelmedi. En önemli gelir kaynaklarından şeker üretimi bir türlü artmadı, bilakis her sene tedricen düştü (8 milyon tondan 1 milyon tonun altına).

 

Bu haleti ruhiye ile ülkenin durumuna dair bazı tespit ve önerilerimi dile getireyim: Küba yönetimi bir yol ayrımında, ambargo bir gerçek, bugünkü sistem ile asgari refah sağlanamıyor, bu sebeple huzursuzluk artıyor. Yeni reçeteler aranmak zorunda. Komünist partiyi muhafaza ederek ekonomiyi liberalleştirmek mümkün. Çin ve Vietnam bu metotla ülkelerini kalkındırdılar. Küba’da aynı yolu deneyerek kalkınabilir. Torun Castro herhalde bu derin konuları Marco Rubio’nun ekibiyle masaya yatırmıştır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *