Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Hafif yağmur
10°
Ara

İstanbul’un Taşı Toprağı Altın mı?

YAYINLAMA:
İstanbul’un Taşı Toprağı Altın mı?

 Bir şehir düşünün: Aynı sokakta hem hayaller satılır hem hayal kırıklıkları. “İstanbul’un taşı toprağı altın” derler. Bu söz şehre ilk gelenlerin bavuluna umut olarak konur; yıllar sonra bavuldan çıkan şey çoğu zaman yorgunluktur. Peki gerçekten altın mı İstanbul’un taşı toprağı yoksa altın sandığımız şey buraya yüklediğimiz anlam mı?

   İstanbul, vaatkâr bir şehir. Yeni gelen herkese bir ihtimal fısıldar: “Belki senin hikâyen burada değişir.” Bu ihtimal, insanı sabahın köründe yola düşürür, akşamın geç saatlerinde eve döndürür. Şehir bazen bir fırsatlar cenneti gibi parlar bazen de insanın enerjisini yavaş yavaş emen bir labirente dönüşür. Burada yaşamak sadece yaşamak değildir sürekli “tutunmak”tır.

İmkanların Şehri

   İstanbul’da altın olan şey toprak değil imkânlardır. Aynı mahallede üç kuşak bir arada yaşayan da vardır tek odalı evde koca hayaller kuran da. Bir gününüz iş aramakla ertesi gününüz yeni bir hayata başlamakla geçebilir. Bu şehirde başarı tesadüf gibi görünür ama çoğu zaman görünmeyen bir emeğin sonucudur. Kimse altını sokakta bulmaz. İstanbul’da altın sabırdan çıkar.

   Şehrin kalbi kalabalıkta atar. İstanbul’da yaşamak yalnız kalabalıkta yürümeyi öğrenmektir. Bir vapurda yan yana oturup birbirine dokunmayan hayatlar vardır. Yine de o vapur iki kıtayı birbirine bağlarken insanın içindeki mesafeleri de kısaltır. Boğaz’ın ortasında rüzgâr yüzünüze vurduğunda “İyi ki buradayım” dediğiniz anlar olur. O anlar İstanbul’un size verdiği küçük altınlardır.

Yorucu Ama Büyüten Bir Şehir

   İstanbul, insanı yorar. Yollar yorar, kalabalık yorar, yetişme telaşı yorar. Ama aynı zamanda büyütür. Burada yaşamak hızlanmayı öğrenmektir; bazen de yavaşlamayı arzulamaktır. Bu şehir size her şeyi aynı anda sunar. Gürültüyü de sessizliği de kalabalığı da yalnızlığı da. Bir akşam Galata Kulesi’nin etrafında kalabalığa karışırsınız ertesi sabah Moda Sahili’nde bir bankta tek başınıza oturup hayatı düşünürsünüz. İstanbul insana çok yüzlü bir ayna tutar.

Burada Yaşamanın Anlamı

   İstanbul’da yaşamak, konforlu bir hayatın garantisi değildir ama hikâyesi olan bir hayatın davetidir. Bu şehir insanı bazen kırar ama çoğu zaman da yeniden kurar. Taşı toprağı altın değildir ama insanın içindeki potansiyeli kazıyan bir topraktır. Kazdıkça yorulursunuz ama bazen gerçekten bir parça altın bulursunuz: Bir dostluk, bir fırsat, bir “başardım” anı...

   Sonuçta İstanbul, herkese zenginlik vaat etmez ama herkesin hikâyesine bir ağırlık, bir derinlik katar. Belki de bu yüzden ne kadar şikâyet etsek de kolay kolay vazgeçemeyiz. Çünkü bazı şehirler yaşanmaz, yaşanır gibi yapılır. İstanbul ise insanı yaşarken dönüştürür.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *