Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Ara

Made in Europe

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Made in Europe

Hepimiz dünyanın daha belirsiz bir döneme girdiğini hissediyoruz. İttifaklar daha kırılgan görünüyor, ticaret parçalanıyor ve büyük güçler daha açık bir şekilde çekişiyor. Brüksel yetkililer de, bir yasa üzerinde çalışıyorlar. Amaç, Avrupa‘da çeşitli projeleri ihaleye çıkardığında veya sübvansiyon sağladığında, bundan yararlanan şirketlerin üretimin önemli bir bölümünü Avrupa'da gerçekleştirmesi şartını getirmek.

Belli bir yaşın üzerindekiler mutlaka hatırlar. ‘Yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı‘ sloganından bahsediyorum. Sanırım ‘Yerli Malı Haftası‘ ya da resmî adıyla ‘Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası‘, her yıl 12-18 Aralık arasında okullarda kutlanan özel bir hafta. Amaç, yerli üretimin önemini vurgulamak, öğrencilere yerli ürünleri kullanmayı ve milli ekonomiye katkı sağlamayı öğretmek.

Bu AB Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné'nin önerisi de bunun bir başka şekli. AB Sanayi Komiseri Avrupa sanayilerini korumak için "Avrupa'da Üretilmiştir" (Made in Europe) stratejisini savunuyor. Sejourne, bir süre önce Avrupa genelindeki gazetelerde yayımlanan makalesinde, "İddialı, etkili ve pragmatik bir sanayi politikası olmadan, Avrupa ekonomisi rakipleri için sadece bir oyun alanı olmaya mahkumdur" diyor.

Ama günümüzdeki tüketim dünyasının bir parçası olarak, artık ürünlerin nerede üretildiği tam olarak bilmiyor. "İtalya'da Üretilmiştir" etiketli kıyafetler Bangladeş'te önceden dikiliyor ve Milano yakınlarında tamamlanıyor. Alman otomobilleri başka ülkelerdeki montaj hattından çıkıyor. Ve Apple ürünlerinin Kaliforniya'dan ziyade Çin'de üretilme olasılığı yüksek. AB Sanayi Komiseri ise "Avrupa önceliğini sonsuza dek tesis etmeliyiz" diyor.

Aslında ‘Made in.... ‘ ifadesi İngilizlerin kendi mallarını, Alman mallarının rekabetine karşı korumak için mecburi koydurdukları bir ifade… 23 Ağustos 1887’deki ‘Merchandise Marks Act’ isimli markalar yasasıyla başlamış. İngiliz bıçak, makas vesaire üreticilerin baskısıyla başlamış. O dönemler bakmışlar ki İngiltere ve kolonilerinde ucuz, kalitesiz Alman bıçakları bolca satılıyor, İngiliz kaliteli bıçak üreten firmalar rekabet edemiyor.

Alman mallarına yüksek gümrük yerine bu ifade konulmasını zorunlu tutmuşlar, böylelikle tüketicilerin bu ifade yazılı Alman mallarının kalitesiz olduğunu, dolayısıyla satın almayacağı düşünülmüş. Bir dönem de ucuz ve kalitesiz üretim deyince akla Çin malları geliyordu. Ama bilgi teknolojisi, robot, ilaç gibi on sektörde dünya lideri olmayı hedefleyen ‘Made in China’ ifadesiyle kaliteli ama uygun fiyatla üretimi hedefliyor.

‘Made in Europe‘ girişimi Avrupa’da üretim yapan iş dünyası tarafından farklı karşılandı. Tepkiler karışık. ArcelorMittal ve Tata Steel gibi çelik üreticileri, Novo Nordisk ve Sanofi gibi ilaç şirketleri, Continental, Michelin ve Pirelli gibi lastik üreticileri, Air France KLM havayolu grubu ve Fransız enerji şirketi Engie de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlerin CEO'uları tarafından destekleniyor. Ama otomobil üreticileri temkinli.

Otomobil üreticileri üretim zincirleri nedeniyle "Avrupa'da Üretilmiştir" tanımının dar kapsamlı olacağından endişe duyuyorlar. Örneğin Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, Reuters'e yaptığı açıklamada, "Ford, Avrupa'nın sanayi tabanının güçlendirilmesini destekliyor, ancak planlanan 'Avrupa'da Üretilmiştir' kuralları, İngiltere ve Türkiye gibi güvenilir ortaklara açık kalmalıdır" diyor.

Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt, başyorumunda şöyle diyor; ‘Fikir, öneri en başta mantıklı gözüküyor. Ancak endüstriyel egemenlik, montaj hatlarının sayısıyla değil, teknoloji, platformlar ve fikri mülkiyet üzerindeki kontrolle ölçülür. Bunların hepsi Avrupa dışında şirket merkezlerinde ise beklenen fayda sağlanamaz.  Avrupa, bunun bedelini ödemek zorunda kalabilir‘

“Avrupa'da Üretilmiştir” ibaresi hızla “Avrupa'da Çin tarafından üretilmiştir”e dönüşebilir; üstelik bu üretim Avrupa vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilir. Öneri siyasi açıdan uygun olabilir, ancak endüstrinin geleceği için riskli bir oyundur. Sonuç olarak, şanssız Avrupalı tüketicilerin vergileri yoluyla sübvansiyonlar, sübvansiyonların neden olduğu gereksiz yüksek fiyatlar ve en kötü senaryoda, kârlar da Çin'e akar.‘ Türkiye’nin de dahil edildiği tartışmalar şimdilik böyle. Bakalım gelişmeler hangi yöne evrilecek. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *