Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
10°
Ara
Damga Gündem Mertçe Konuşalım

Mertçe Konuşalım

Damga Gazetesi İmtiyaz Sahibi Gazeteci Mehmet Mert, DAMGA TV You Tube kanalında gündemi değerlendirdi. Siyasetten sanata, spordan magazine farklı başlıkları kendine özgü uslubuyla yorumlayan Mert, her Pazartesi yeni konularıyla izleyecilerinin karşısına çıkmaya devam ediyor

Okunma Süresi: 8 dk

ATATÜRKLE SORUNU OLANIN AKLIYLA SORUNU VARDIR!

CHP'den AK Parti'ye geçen Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde Atatürk'ün fotoğrafını kaldırıp tepkiler sonrası yeniden yayımlamasınının bilinçli bir hareket olduğunu söyleyen Mert “Bilinçli bir tercih çünkü AK Parti'de siyaset yapanların çoğu biraz maalesef Atatürk düşmanlığı, Cumhuriyet düşmanlığı, Atatürk handikapı yüzünden orada olduklarını düşünüyorlar. Ve sanki böyle Atatürk'e biraz söylerken, Atatürk'ün fotoğrafını indirirken falan, sanki AK Parti ya da kendi partileri yükselecek, Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, CHP'liler küçülecek, zayıflayacak gibi bir zihne sahipler. Tıpkı AK Parti'nin kurulduğu yıllarda bugünkü Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan da öyle bakıyordu. Atatürk'ün ağzını ağzına almıyordu. Gazi Mustafa Kemal Paşa diye bahsederdi. İlk FETÖ olayında, 15 Temmuz 2016'da gördük ki hemen Atatürk'e sığındılar. Atatürk'ü savunmaya başladılar. Atatürkçülükten bahsetmeye başladılar. Bugün Sayın Erdoğan işte meclis açılışında bazen Anıtkabir'de yaptığı konuşmalarda. Atatürk diye bahsetmeye başladılar. Hala AK Parti içerisinde, Atatürk'le sorunu olan insanlar olduğunu düşünüyorum. Bu sorunlu insanlar Atatürk'ün resmini görmeye tahammül edemiyor. Atatürkçü insanlara tahammül edemiyorlar. Oysa Atatürk sayesinde oradasınız. Atatürk sayesinde bu ülkede huzurlu bir şekilde yaşıyorsunuz. O koltuklarda oturuyorsunuz. Atatürk'le bu ülkede sorunu olan bir adamın kendiyle, dünyayla, aklıyla, beyniyle sorunu olduğunu düşünüyorum. Bu adamlardan artık kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu adamların değil siyasi hayatımızda yani hayatın hiçbir alanında hiçbir yerinde olmaları gerekmiyor.

Kentsel dönüşümle ilgili çok şikayet alıyorum 

EMKA Ulu Sitesi sakinlerinin dile getirdiği kentsel dönüşüm de yaşanan sıkıntılar ve Ekol Grup İnşaat'ın bu iddialara karşı açıklamalarını bir kez daha yorumlayan Mert “Bana çok sık  şikayetler geliyor kentsel dönüşümle alakalı. EMKA’yı da biz yazdık, çizdik. Ne dedik? Orada 312 kişi oturuyor. Bize ilk önce gelenlerin iddiası şuydu, %51’i bulmak için Ekol Grup diye bir yerin zorla insanlara imza attırdığı yönündeydi. Onu yazdık. Sonra başka bir grup geldi, dedi ki biz Ekol'den memnunuz, projelerinden memnunuz, herhangi bir zorlama yoktur, biz kentsel dönüşüme binamızın girmesini, yıkılmasını, bitmesini istiyoruz. Anlaşıldığı üzere orada iki grup var. Çoğunluk Ekol'ü istemekten yana ve yıkılmasından yana. Azınlık bir grupta işte herhalde halinden memnun. Kentsel dönüşümü geciktirmeye çalışıyor. Biz görevimizi yaptık. Gazetecilik üzerine her iki tarafa da yer verdik. Bundan sonra iş biraz hukukun, biraz artık oradaki oturanların, EMKA’nın, bütün bu gelişmelerin EMKA da oturanların lehine olmasını umuyorum. Ekol Grup da inşallah bana açıkladığı gibi projesini tam eksiksiz, sorunsuz yapar ve iş yolunu bulur. Çünkü bizim amacımız doğruyu güzeli bulmak, temiz iş yapmak, yasal iş yaptırmak. Yoksa herhangi bir, hiçbir şirketle, inşaat şirketiyle, siteyle, kişiyle bu anlamda bir beklentimiz, bir anlaşmamız, bir görüşmemiz olamaz.

Cezaevi bazen tedbirdir 

CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol'un tutukluluk sürecini doğru buluyor musunuz?” sorusunu yanıtlayan Mert, “Yargı değilim, hakim değilim, savcı değilim. Tutuklandı. Buna hemen şöyle bir yorum yapabilirim. Birincisi Mansur Yavaş'ın yorumunu değerlendirelim. Mansur Yavaş ne diyor? 'Bu adam tamam, Ankara'da yaşıyor, kaçmaz, göçmez, tamam suçlanıyorsa yargılayın ama tutuksuz yargılayın' diyor. Öte yandan bugün cezaevinde yatan bütün bu tür buna benzer suçlardan tutuklananın tamamının arzusu ve isteği bu. Bizi yargılayın, tutuksuz yargılayın. Eğer olur da ceza alırsak, götürün. Bu siyasi yargılama denilen İBB yargılamasında, diğer belediyelerin yargılamasında en büyük halkın, toplumun, kamuoyunun beklediği bu. Ben de şuradan bu aklımla, bu beynimle diyorum ki ya bir adamı tutuksuz yargılayabilir miyim? Evet yargılarım. Neden yargılamıyorum ama bu adam kusur işlemişse, dışarıdaysa aynı hataları yine yapabilir. Dolayısıyla cezaevi bazen tedbirdir. Ben de öyle düşünüyorum. Yani CHP Ankara İl Başkanı'nın neler yaptığını ben bilmem. Mutlaka dosyası vardır.  Tutuklanmasını doğru bulup bulmamak bize düşmez. Her seferinde bu tür sorular bana geldiğinde söyleyeceğim şey şudur. Yargının, adaletin bir kişiye A partili B partili diye bakmaması, herkese eşit davranması, kusur işlemişse herkese aynı şekilde davranması ve bu toplum nezdinde de müthiş bir vicdan rahatlığına yol açacaktır, müthiş bir huzura yol açacaktır. Yargımızın da eli rahatlayacak, siyasetçilerimizin de eli rahatlayacaktır."

Koltuklarını değişik amaçlarla kullanıyorlar 

Bolu Belediyesi bünyesindeki Bolusev Vakfı üzerinden kurban bağışı adıyla para toplanıp kurban kesilmediği iddiaları ve  Tanju Özcan'ın 'hatırlamıyorum' şeklindeki savunmasını değerlendirdi: 

“Maalesef Tanju Özcan'ın çok yanlış bir belediye başkanı olduğunu, yanlışlara imza attığını, yanlış işler yaptığını, bunu kendi meclis üyesi de işte dile getirdi. O makamı başka şekilde kullanmış. Ortaya çıktı, çıkıyor. Tanju Özcan eski milletvekilidir. Evet, Bolu'da sevilen, sayılan, popülaritesi olan biri ama maalesef Tanju Özcan gibiler, Uşak'ta olduğu gibi o popülaritesini daha makul, daha sağlıklı, daha doğru, daha temiz, daha demokrat bir yönetim uygulamak yerine o gücünü, o koltuğu, o kendisine güvenenlere oy verenleri yanıltarak daha değişik şekilde kullanmış.  Kurban bağışı alıp kurban olmamak nedir? Makamını kullanıp onu bunu göreve getirmek nedir? Bolu'nun imkanlarını bütün Bolulara eşit kullanmak varken belli adamlara peşkeş çekip belli adamları öldürmek, yıkmak, dükkanını parçalamak nedir? Bunlardan her partide var. Bak, bunlardan her partide var. CHP'liler bugünlerde çok öne çıktığı için biz bunlara CHP'li diyoruz. Ya bunlar CHP'li falan değil kardeşim. Bunlar CHP flamasını kullanıp iş çeviren adamlar. AK Parti içerisinde yok mu bunlar? AK Parti kendi içinde daha kolay bunları temizliyor. CHP bunu temizlemekte zorlanıyor. Neden? Adam zaten daha hala Genel Başkan'ın seçildiği kurultayı bile temize çıkaramamış. Temizleyememiş onu. Yani kurultayı temizleyemeyen bir adam, Bolu’ya nasıl gücü geçsin, Uşak'a nasıl gücü geçsin, bir takım belediyelere, ilçe belediyelerine nasıl gücü geçsin?”

Şampiyon olursak kendimize geleceğiz 

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Saadettin Saran'ın Süper Lig'in bitimine 5 hafta kala verdiği  şampiyonluk mesajını yorumayan Mert şunları söyledi: “Fenerbahçeliler olarak Kocaeli'nin beraberliğiyle sevindik. Fenerbahçe 5 maçını kazanırsa şampiyon olacak. Fenerin başka rakibi yok. Saadettin Saran'ın da gelmesiyle aslında ilk kupasını aldı böyle Süper Kupa'yı aldı. Sonra fena gitmedi takım. Saran'ı da eleştirdik, eleştiriyorum hala. Yani niye bunlara ne gerek vardı şimdi? Fenerbahçe bugün 2 tane santroforu olsaydı belki de 10 puan önde şampiyonluğunu çoktan ilan etmişti. Ben Saran'ın hala bütün bunlara rağmen bir kişinin, bir yöneticinin fedakar olmadığı sürece, çok para harcamadığı sürece, organize olmadığı sürece, iyi bir ekip kurmadığı sürece başarılı olacağını düşünmüyorum. Yani Fener şampiyon olsa Saadettin Saran yine kongre yapacak, seçilecek. Bir taraftan üzülüyorum çünkü Saran'ın uzun soluklu Fenerbahçe başkanlığını götüreceğini düşünmüyorum. Götürse bile başarıya götüreceğini düşünmüyorum. Evet, 5 hafta var önümüzde. 5 haftada dananın kuyruğu kopacak. Eğer Fenerbahçe bütün maçlarını alırsa şampiyon olacak. Galatasaray'ında zaten doğru gitmediği belliydi. Kardeşim Galatasaray'da olmasın ya. Okan Buruk 4 senede 2 sefer, 3 sefer şampiyon oldu. Biraz da başkalarına bırakmak lazım. Fener'in şampiyonluğu tahmin ediyorum Türkiye'de çok harika bir olaya da sahne olacak. Türkiye'nin yarısı mutlu olacak. Bayraklarımızı asacağız böyle. Yeniden kendimize geleceğiz. Ne diyeyim hani korkuyorum Fener şampiyonu olacak demeye. Çünkü hemen her şey olabilir. Sağlık olsun.

Hadise çok hoş kadın 

Son zamanlarda Hadise'nin sahne tarzı ve kıyafetleri ile ilgili yapılan eleştirilere katılmayan Mert, sanatçıların giyim konusunda özenli olması gerektiğini söyledi: “Hadise çok seksi bir sanatçı. Zaten eski Hadise'ye bakın, estetikten önceki Hadise ile alakası yok. Vücuduna bakan, kendine bakan,  çok hoş bir kadın. Hoş kadınların da böyle kıyafetleriyle, tipleriyle, fizikleriyle gündeme gelmesini normal yorumluyorum. Sanat zaten biraz da göze hitap etmektir. Yani sokakta rahat giyin, sahnede farklı giyin tabi kardeşim. Bazı sanatçılar var işte. Mesela hafta sonu Mahsun Kırmızıgül'ü izledim. İki buçuk saat sahnede kaldı. Aynı kıyafet, aynı ceket, aynı pantolon, aynı kravat. Git, değişik bir gömlek giy mesela. Saçını böyle dağıt.  Mesela Ajda Pekkan'ı bu anlamda tebrik ediyorum. İki sene önce açık havada izlemiştim Ajda Pekkan'ı. En az dört sefer kıyafet değişti. Bir de bazen şeyler oluyor. Adam konsere çıkmış mesela. Özellikle bu mahalli müziklerinde oluyor. Restoranlarda, kafelerde işte. Pijamayla gelmiş, sahneye çıkıyor. Pijamayla şarkı söylüyor.  Yapmayın bunları. Zamanımı alıyorsun, göz zevkimi alıyorsun, paramı alıyorsun diyorum ben böyle kişilere. "

İnsanın tarzı önemli

Giyimde tarz mı marka mı sorusunu yanıtlayan Mert tarzın öne çıktığını ifade etti: Tarzı. Kimi insan vardır, dünyanın en iyi markasını giyer, kuşanır. Kadını, erkeği fark etmez. Onun bir aurası yoksa, tarzı yoksa, yapısı tipi yoksa giydir ona.  Hani bizim bir laf var ya, eşek aynı eşek, çulu değişse de. Kimi de arkadaş, hani ben kendi adıma şanslıyım. Parasız zamanlarımda, gençliğimde Topkapı'dan falan giyinirdim. Arkadaşlar derdi, nereden buluyorsun bu kıyafetleri? Ben de onlara “İtalya'da akrabam var, o gönderiyor” derdim; alakası yok oysa. Mesela sanatçıların çoğu hani ben sanatçıyım işte, marka giyeyim, tarzı yaratayım, kendime göre bir kıyafet uydurayım derdine düşmüş. Yani giy kardeşim ya. Giyilen ne, altı üstü ne? Giy bir pantolon, tişört çık. Özgür olduklarını düşünmüyorum. Tamamen böyle algıya, çevreye, görsele yöneldiklerini çoğunun düşünüyorum. Yanlış yapıyorlar. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *