Metrobüs’e veda...
İstanbul’da sabah saatleri artık saatle değil metrobüs doluluk oranıyla ölçülüyor. Peron kalabalıksa geç kalınmıştır, araç doluysa gün zor geçecektir. Bir ulaşım aracı düşünün ki yıllarca “çözüm” diye sunuldu bugün ise sorunun kendisi haline geldi. Metrobüs, İstanbul’u bir yerden bir yere taşıyor olabilir ama artık bu şehri taşımaya gücü yetmiyor.
Metrobüs, geçici bir akıl yürütmenin kalıcı sonucu gibi. Hızlı ve pratik olmasıyla kısa vadede işe yaradı. Ancak İstanbul büyüdü, nüfus arttı, yolculuk mesafeleri uzadı. Metrobüs hattı ise aynı kaldı; sadece kalabalıklaştı. Sabah ve akşam saatlerinde yaşanan izdiham, toplu taşıma değil, toplu çile hali oldu. Kimse rahat etmiyor, kimse mutlu değil; sadece herkes yetişmeye çalışıyor.
Sorun yalnızca yoğunluk değil. Metrobüs lastik tekerlekli bir sistem; trafikle, hava koşullarıyla, yolla doğrudan ilişkili. En küçük aksaklıkta tüm hat kilitleniyor. Bir arıza, binlerce insanın gününü etkiliyor. Bu kadar kırılgan bir sistemin, bu kadar büyük bir kentin ana omurgası olması başlı başına bir çelişki.
Metrobüs emekli edilmeli
İstanbul’un ihtiyacı artık net: raylı sistem. Metro, tramvay, banliyö hatları… Raylı sistem demek, öngörülebilir zaman demek. Kaçta binersen, kaçta varacağını bilmek demek. Metrobüste bu yok. Raylı sistem, lastiğe değil plana dayanır. İstanbul’un artık daha planlı bir ulaşıma ihtiyacı var.
Raylı sistemler yalnızca konfor değil, adalet de sağlar. Çünkü kalabalığı yerin altına alır, yüzeyi şehre bırakır. Yollar rahatlar, hava kirliği azalır, zaman kazanılır. Metrobüs ise kalabalığı daha da görünür kılar; sıkışıklığı normalleştirir. Oysa bir şehir, insanına sıkışmayı öğretmemeli.
Kalıcı çözüm
Bugün metrobüs hattı boyunca yaşayan milyonlarca insan, aslında raylı sistem vaadiyle yıllardır oyalanıyor. Küçük iyileştirmeler, geçici ek seferler, biraz daha uzun araçlar… Bunlar pansuman. İstanbul’un yarası derin. Bu yarayı tekerlekle değil rayla sarmak gerekiyor.
Raylı sistem inşa etmek pahalı olabilir. Ama metrobüsle kaybedilen zaman daha pahalı. Her gün işe geç kalan, eve yorgun dönen, hayatından saatler eksilen insanların bedelini kim hesaplıyor? Ulaşım, sadece bir yerden bir yere gitmek değildir; yaşam kalitesidir.
İstanbul artık metrobüsü konuşmamalı, aşmalı. Metrobüs, bu şehrin gençlik hatırası olarak kalsın. İstanbul büyüdü; yükü arttı, temposu değişti. Bu şehir, lastik üstünde sallanarak değil; ray üstünde ilerleyerek nefes alabilir.
İstanbul’un sorunu hız değil kapasite. Bu kapasite artık metrobüsle taşınamıyor.