İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davası, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin yeni duruşma salonunda 99’uncu gününde görüldü. Savunmasının ilk bölümünü önceki gün yapan İmamoğlu, ikinci gün de mahkeme heyetine hitap etti. Duruşmayı Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çok sayıda avukat ve izleyici takip etti. İstanbul’da önceki gün yaşanan yoğun yağış ve sel felaketinde hayatını kaybeden iki yurttaş için başsağlığı dileyerek başlayan İmamoğlu, İstanbul’un 1986’dan bu yana en yoğun yağışlarından biriyle karşılaştığının belirtildiğini söyledi. Yaşananların yalnızca yağış miktarı veya altyapıyla açıklanamayacağını savunan İmamoğlu, nüfus planlaması, kentleşme sorunları, dere yatakları ve su havzalarındaki yapılaşmaya dikkat çekti. İstanbul’daki sel felaketinin kent yönetimi ve imar politikalarıyla bağlantılı olduğunu ileri süren İmamoğlu, Sazlıdere Barajı çevresindeki yapılaşmayı da gündeme getirdi. Yaklaşık 136 milyon metrekarelik su havzasının yapılaşmaya açıldığını ve bölgede yaklaşık 2 milyon kişilik nüfus için hazırlık yapıldığını savunan İmamoğlu, altyapı ve kanalizasyon sistemlerine ilişkin belirsizlikler bulunduğunu söyledi.
Yanlışı geçmişte arayın
Yaşananların geçmişte alınan kararların sonucu olduğunu dile getiren İmamoğlu, İstanbul’da rant, imar artışları ve yapılaşma politikalarının yıllardır sorun yarattığını belirtti. Kentin geleceğini ilgilendiren kararların yalnızca bugünün koşullarıyla değerlendirilemeyeceğini savunan İmamoğlu, yaşananların sorumluluğunun geçmişteki uygulamalarda aranması gerektiğini ifade etti.
Tarih sizin hükmünüzü verecek
19 Mart 2025’te başlayan operasyonları darbe olarak nitelendiren İmamoğlu, geçmişteki askeri müdahaleler ve siyasi davalarla karşılaştırmalar yaptı. Türkiye’nin darbeleri yalnızca tanklarla değil, yargı süreçleri üzerinden de tanıdığını savunan İmamoğlu, soruşturma dosyasının aylar boyunca savunmaya kapalı tutulduğunu ileri sürdü. Yassıada, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat dönemlerini hatırlatan İmamoğlu, bu süreçlerde yaşananların tarihin değerlendirmesine konu olduğunu söyledi. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ile Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın yargılanma süreçlerine değinen İmamoğlu, geçmişteki kararların bugün nasıl hatırlandığına bakılması gerektiğini belirtti. İmamoğlu, “Tarih o davaları yargıladı ve hükmü sanıklara değil, hâkimlere ve hâkim güçlere verdi. Bu millet, onları yerin dibine gömdü” ifadelerini kullandı. Geçmişte yaşananlardan ders çıkarılmadığını savunan İmamoğlu, “Tarih o davaları nasıl yargıladıysa, bu davayı da öyle yargılayacak. Hatta şu anda yargılıyor” dedi.
Yedi aydır neyi konuşuyoruz?
Davanın bugüne kadarki sürecinde iddia makamının somut delil ortaya koyamadığını öne süren İmamoğlu, soruşturma kapsamında gündeme gelen iddiaları eleştirdi. Yedi aydır aynı konuların tartışıldığını belirten İmamoğlu, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Geldiğimiz duruma bak. Neyi konuşuyoruz burada? Yedi aydır ne konuşuyoruz burada? Dedikodu. İddia makamı ne sorabildi? Hiçbir şey. Sınıfta kaldılar. Bir şey gösterdi mi size? Gördünüz mü? Görmediniz, göremeyeceksiniz. Çünkü yok.” Mal varlıklarının incelenmesi ve iddiaların açıklığa kavuşturulması için komisyon kurulması çağrısında bulunan İmamoğlu, kendi mal varlığının belli olduğunu ve gizleyecek bir şeyi bulunmadığını söyledi. Yargıçlar, hâkimler, savcılar, bakanlar, milletvekilleri ve belediye başkanlarının mal varlıklarının araştırılmasını istediğini belirten İmamoğlu, bu konuda iki kez önerge verildiğini ancak Cumhur İttifakı’nın önerileri reddettiğini savundu. Belediyeler ve kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili iddiaların da araştırılması gerektiğini dile getiren İmamoğlu, “Herkes malını, mülkünü ortaya koysun. Hesap verelim” dedi. İddiaların açıklığa kavuşturulması için ortak bir araştırma yürütülmesi çağrısını yineleyen İmamoğlu, kamuoyunun tüm sorulara yanıt verilmesini beklediğini ifade etti.
Kılıçdaroğlu dinlensin
İmamoğlu, İBB davası kapsamında CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin suçlamaya da değindi. Bu konuda eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep etti. Kılıçdaroğlu’nun o dönemdeki il başkanıyla görüştüğünü ve kendisine süreç hakkında bilgi verildiğini ileri süren İmamoğlu, “İddianamede CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın satın alınmasına ilişkin suçlama için Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” dedi. Kılıçdaroğlu’nun geçmişte yaşananlara ilişkin bilgi sahibi olduğunu savunan İmamoğlu, bu konunun mahkeme önünde açıklığa kavuşturulmasını istedi. Söz konusu iddianın aydınlatılması için tanıklık talebinin değerlendirilmesini beklediğini belirtti.
Emniyet ve savcılık sürecini anlattı
Savunmasının devamında gözaltına alınmasının ardından yaşadıklarını anlatan İmamoğlu, Vatan Emniyet’te dört gün tutulduğunu ve bu süreçte ailesinin de yaşananlara tanıklık ettiğini söyledi. Emniyetteki koşulları eleştiren İmamoğlu, ardından adliyeye sevk edildiğini ve savcılık sürecinde yaşadıklarını aktardı. İmamoğlu, İBB davasının yanı sıra “Kent Uzlaşısı” soruşturması kapsamında yaşananları da anlattı. Savcılık ve hâkimlik süreçlerinde kendisinin ve avukatlarının yeterince dinlenmediğini öne süren İmamoğlu, yargılama sırasında karşılaştığı tutumlara tepki gösterdi. Dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şu anki Adalet Bakanı Akın Gürlek ile yaşadığı randevu sürecine de değinen İmamoğlu, başsavcılık görevine atanmasının ardından kendisinden görüşme talep ettiğini söyledi. İmamoğlu, 30 Ekim 2025 için randevu verildiğini, ancak Esenyurt Belediyesi’ne yönelik operasyonun gerçekleştirildiği gün randevunun iptal edildiğini ileri sürdü. Yaşananların tesadüf olmadığını savunan İmamoğlu, sürecin sistemli bir çalışma olduğunu iddia etti. Operasyonların önceden konuşulmaya başlandığını öne süren İmamoğlu, 2024 yılının mayıs ve haziran aylarında İstanbul’a yönelik bir operasyon yapılabileceğine ilişkin duyumlar aldığını belirtti.
Türk milletine ihanet ettiniz
İmamoğlu, operasyon sırasında evine yüzlerce polis geldiğini, ailesinin ve çocuklarının önünde yaşananların kendisini derinden etkilediğini söyledi. Hakkındaki suçlamalara karşı savunma yapmaya hazır olduğunu belirten İmamoğlu, buna rağmen yaşanan müdahalenin kabul edilemez olduğunu savundu. Kendisinin adaletten kaçmadığını ve her türlü denetime açık olduğunu ifade eden İmamoğlu, operasyonun gerçekleştirilme biçimine tepki gösterdi. İktidara ve süreci yürütenlere yönelik sert ifadeler kullanan İmamoğlu, “Siz Türk milletine ihanet etmiş insanlarsınız. Bu ülkenin insanlarına; demokrasiye, adalete, Cumhuriyet’e ihanet etmiş insanlarsınız” dedi.
İmamoğlu, savunmasında kendisine yöneltilen suçlamaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek mal varlığının araştırılmasına ilişkin çağrısını yineledi. Soruşturma ve yargılama sürecine yönelik eleştirilerini sürdüren İmamoğlu’nun savunmasını cuma günü tamamlaması, ardından çapraz sorgusunun yapılması ve avukat savunmalarına geçilmesi bekleniyor.