Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
10°
Ara
Damga Gündem Bir çocuk karanlığa tek başına düşmez!

Bir çocuk karanlığa tek başına düşmez!

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırıları, bireysel olayların ötesinde toplumsal bir kırılmaya işaret ediyor. Psikolog Esma Dilber Kodak, yaşananların ardındaki ortak sorumluluğa dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu; “Bir çocuk karanlığa tek başına düşmez” dedi

Okunma Süresi: 2 dk

HABER:

CANAN İSPİR


Türkiye, son iki günde okullarda yaşanan kanlı saldırı haberleriyle sarsıldı. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da meydana gelen olaylar, yalnızca iki şehirde yaşanan trajediler olarak değil, toplumun genel ruh haline dair derin bir sorgulamayı da beraberinde getirdi. Psikolog Esma Dilber Kodak, yaşananları değerlendirirken meselenin yalnızca bireysel ya da yerel olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Son günlerde Maraş ve Siverek’ten gelen okul haberleri, yalnızca iki şehirde yaşanmış iki acı olay değil; toplum olarak neyin içinde yaşadığımızı yüzümüze vuran ağır bir uyarı. Çünkü bu mesele tek başına bir çocuğun, bir ailenin ya da bir okulun sorunu değil. Bu, hep birlikte içinde bulunduğumuz iklimin sorunu.”

İhmal olduğu çok açık

Şiddetin giderek daha görünür hale geldiğine dikkat çeken Kodak, çocukların bu karanlıkla tek başına karşı karşıya kalmadığını belirterek, “Kahramanmaraş’taki olayda bir çocuğun silaha ulaşabilmiş olması, bize sadece bir güvenlik açığını değil, yetişkinlerin sorumluluğunu da gösteriyor. Bir çocuk kendi başına bu kadar büyük bir karanlığın içine düşmez; mutlaka bir ihmal, bir körlük, bir görmezden gelme eşlik eder” dedi.

Sevgi kadar sınır da gerekli

Çocuk yetiştirme anlayışına da değinen Kodak, sevgi ile sınır arasındaki dengenin önemine işaret ederek, “Çocuk dediğimiz varlık, her istediği yapılan değil; sevgi kadar sınırla, ilgi kadar kuralla, anlayış kadar sorumlulukla büyür. Sevmek bazen sarılmaksa, bazen de ‘hayır’ diyebilmektir” ifadelerini kullandı.

Şiddetin normalleşmesi

Sanal dünyada şiddetin normalleşmesine de dikkat çeken Kodak, bazı çocukların gerçek ile oyun arasındaki sınırı kaybedebildiğini belirtti. Toplumdaki hızlı suçlama refleksine de değinen Kodak, “Bir video üzerinden etiket yapıştırmak, bir grubu hedef göstermek, suçu hızla bir ötekine devretmek; bunların hiçbiri meseleyi anlamak değil, sadece içimizde biriken öfkeye yön aramaktır” dedi.
 

Merhameti ne zaman kaybettik?
Kodak, sözlerini şu çarpıcı soruyla tamamladı: “Biz ne zaman merhameti bu kadar kaybedip öfkeyi bu kadar büyüttük?” Bu sorunun yalnızca duygusal bir çıkış değil, aynı zamanda toplumsal bir yüzleşme çağrısı olduğunu vurgulayan Kodak, çözümün başkalarını suçlamak yerine bireysel sorumlulukla yüzleşmekten geçtiğini ifade etti.


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *