Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen ve aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanıklı davada ikinci hafta devam ediyor. Duruşmada ilk olarak “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “resmi belgede sahtecilik” iddialarıyla tutuklu yargılanan Rıza Akpolat’ın eşi Yeşim Akpolat’ın kardeşi Kazım Gökhan Yankılıç savunma yaptı. Daha sonra, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” iddiasıyla tutuklu yargılanan Rıza Akpolat’ın makam şoförü Mehmet Ataş savunma yaptı. “Görev yaptığım dönemde, başkanlığın ihtiyaçları doğrultusunda verilen talimatları yerine getirmekle yükümlüydüm” diyen Ataş, “Başkanımızın ve ilgili birimlerin ilettiği talimatlar doğrultusunda çalışmalarımı sürdürdüm. Tarafıma verilen görevler, tamamen kurum içi hiyerarşi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı.
Her iftiraya cevabım var
“Özel Belgede Sahtecilik, İhaleye Fesat Karıştırma, Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık, Rüşvet Almak, Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama, Haksız Mal Edinme, Suç Örgütüne Üye Olma” iddiasıyla hakkında 415 yıla kadar hapis cezası talep edilen tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat yaklaşık 4 saat sürmesi beklenen savunmasına başladı. Polat’ın ilk sözleri şöyle oldu; “Ben Beşiktaş halkının iradesiyle iki dönem üst üste rekor oyla seçilmiş bir belediye başkanıyım. Ancak bugün, 13 aydır özgürlüğü elinden alınmış bir yurttaş olarak huzurunuzda bulunmaktayım. Benim için en üzücü olan şey; başarısı 2024 yılında Beşiktaş halkı tarafından tescillenmiş bir başkan olarak makamın ve belediyenin yaklaşık 1 senedir bu iddialarla gündemde olmasıdır. Cevabını veremeyeceğim hiçbir iddia, çürütemeyeceğim hiçbir iftira yoktur.”
Suçlu muamelesi gördüm
Akpolat sözlerine şöyle devam etti: “75 yaşında hasta babamın gözleri önünde gözaltına alındım ve ilk günden itibaren suçlu muamelesi gördüm. Suç örgütü lideri ilan edilen Aziz İhsan Aktaş ile beni aynı otobüste yan yana götürdüler, topluma bir mesaj vermeye çalıştılar. Geçmişte insanlar bu suçlardan gözaltına bile alınmazken biz tutuklu yargılanıyoruz. Örgüt lideri olarak yargılanan Aziz ihsan Aktaş serbest, biz hepimiz buradayız. Masumiyet karinemiz açıkça yok sayıldı. Yargılanmak sorun değil, yargılanırız ama önemli olan masumiyet karinemizin yok sayılmasıdır. Tam bir yıldır maruz kaldığımız hukuksuzlukları düşündüğümde ve televizyon ekranlarında bu kadar yalanın nasıl bu derece fütursuzca söylenebildiğini gördüğümde, tüm bu organize kötülük karşısında nasıl mücadele edeceğimi düşündüm. Tek kişilik hücremde bir tartışma programı izlerken, “40 sayfalık bir itiraf yazdığım” yalanının günlerce, aylarca servis edildiğine tanık oldum. O kadar kendinden emin konuşuluyordu ki, beni ziyarete gelen avukatlarım ve ailem, olası bir tahliye ihtimalinde dahi insanların benim itirafçı olduğuma inanabileceğini söylemek zorunda kaldı. Geldiğimiz nokta, yaşadığımız çürümeyi açıkça göstermektedir.”
Korkup itirafçı oldular
Aziz İhsan Aktaş gibi isimlerin tehditle yönlendirildiğini anlatan Rıza Akpolat, “Önce mal varlığıyla, şirketleriyle ve tabii ki bizim bilmediğimiz bir çok sayıda tehdit edilen Aziz İhsan Aktaş itirafçı olmuştur. 13 Ocak’tan Mayıs başına kadar hiçbir beyanda bulunmazken bir anda konkordato uzatma talebi karşılanmayacağı ve temiz eller operasyonu haberleriyle tavır değiştirmiştir. Hatta Elazığ Belediyesi’nden de göstermelik dosyalar istenmiş, bu konudaki tehdit görünür hale gelmiştir. 12 Ocak gecesine kadar kimsenin tanımadığı, kamudan yüzlerce ihale alan bir iş insanı bir anda suç örgütü liderine dönüşmüştür. O güne kadar iş yaptığı kurumlarda yaptığı bir aksaklık gündeme gelmemiş, yapılan tüm denetimlerde herhangi bir bulguya rastlanmamışken bir anda her şey tersine dönmüştür. Bununla birlikte itirafçı olmuş 9 nolu koğuştan kardeşlerinin olduğu yere götürülmüştür.
Daha sonra Mustafa Mutlu itirafçı olmuştur. Gözaltına alındığında eşi 8 aylık hamileydi. Eşinin deport edilme kaygısıyla Aziz İhsan Aktaş’la beraber beyanlarda bulunmuşlardır. Mal varlığı ile tehdit edilmiş. En son annesi ile tehdit edilip çocuklarının Çocuk Esirgeme Kurumu’na bırakılabileceği ihtimalini “koğuşundaki” arkadaşlarına anlatmıştır. Bunların sonucunda kendi hazırladığı birçok dosyayı Emirhan Akçadağ ve Ozan İş’e vermiş, kendisi arka planda durup ifadelerin büyük bölümünü bunlara verdirmiştir” ifadelerini kullandı.
Beni kullanmak istediler!
Kendisini kullanmaya çalıştıklarını da belirten Akpolat şöyle konuştu; “Bana da ‘CHP Kurultayı hakkında konuş, itirafçı ol. Beşiktaş dosyasını temizleriz’ denildi. ‘Bak sana mayısa kadar süre’… Ne tesadüf ki mayısta oldu her şey. Ben 86 milyonun çocuğunu düşündüm, sadece kendi çocuklarımı düşünsem iki kelime söyler çıkardım. Ben bir tercih yaptım, çalışma arkadaşım ve ailem ile cezalandırılıyorum. Ben o gün öyle bir tercihte bulunmasaydım vatandaşların hiçbir umudu kalmayacaktı. Bu topraklarda iktidar için kendi oğlunu katleden hükümdarlar gördük. Bu kişilerin silsile halinde ‘itiraf’ etmesi bir şey değiştirmeyecektir. Biz kendimize güveniyoruz ve o kararlılıkla buradayız. İtirafçı olanlar kapının koludur, bizim davamız kapının kendisiyledir.”