Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
16°
Ara
Damga Sağlık Kan verip can veren bir aile!

Kan verip can veren bir aile!

Kartal'da yaşayan 65 yaşındaki Meryem Çağdaş, 1992 yılından bugüne Kızılay'a 36 kez kan bağışında bulundu. Eşi Hasan Çağdaş ile oğlu Mesut Çağdaş’ı da kan bağışına teşvik eden Çağdaş'a dün Sümer Günay Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Hüseyin Saraç tarafından altın madalya takıldı

Okunma Süresi: 3 dk

Yıllar içinde madalya aldığı törenlere oğluğunu da götürerek kan bağışına teşvik eden Meryem Çağdaş'ın oğlu da düzenli kan bağışçısı oldu. Bugüne kadar baba Hasan Çağdaş 14, oğulları Mesut Çağdaş ise 12 kez kan bağışladı. Gönüllü bağışçılar baba ve oğluna dün bronz madalya takıldı. Yaşları nedeniyle artık kan bağışında bulunamadıklarını söyleyen Çağdaş çifti ibu alışkanlığı oğulları ve gelinlerinin sürdürmesini istiyor.

Her kan bağışında heyecanlı

Kan bağışına nasıl başladığını anlatan Meryem Çağdaş, “1992 yılında eşimle gezerken Kızılay’ı gördük ve içeri girdik. Kan bağışıyla ilgili konuşuyorlardı. Eşime, ‘Ben de deneyebilir miyim?’ dedim. O da ‘Sen bilirsin’ dedi. Kızılay’la yolum o gün kesişti. 1992’den bu yana kan bağışında bulunuyorum. Arada Rize’ye gittiğim dönemlerde ara verdiğim oldu ama döndüğümde yine bağışlarımı yaptım. Bugüne kadar 36 kez kan verdim. Ama ilk günkü heyecanımı hiç kaybetmedim. Kızılay’a her girdiğimde aynı heyecanı yaşıyorum. 36’ncı bağışımda da aynı duyguyu hissettim” dedi.

Bir kan bir hayat demek

Kan bağışının kendisine mutluluk verdiğini belirten Çağdaş, “Çok mutlu ve huzurlu hissediyorum. Bir kan, bir hayat demek. Doğaya da bir fidan demek. Kanımın bir insana ulaştığına dair mesaj geldiğinde çok mutlu oluyordum. ‘Bir hayat kurtardım, doğaya bir fidanım oldu’ diye düşünüyordum. Bu mesajlar beni kan bağışı konusunda daha da cesaretlendiriyordu” diye konuştu.

Ailemi de teşvik ediyorum

Eşini ve oğlunu da kan bağışına yönlendirdiğini söyleyen Çağdaş, “Eşimi de ben teşvik ettim. İlk başlarda korkuyordu. Ona, ‘Hiç korkma’ diyordum. Ailemi hep ben teşvik ettim. Oğluma da ‘Hiç heyecanlanma. Ben nasıl rahat bir şekilde kan verdiysem sen de bir başlangıç yap, devamı gelir’ dedim. Gelinim de ‘Ben de vereceğim anne’ dedi. Ona da ‘Benden al bu cesareti’ dedim. İnşallah sağlık durumu uygun olduğunda o da devam eder” ifadelerini kullandı.

Cesaretine hayran kaldılar

Kan bağışları sırasında unutamadığı bir anısını da anlatan Meryem Çağdaş, “Yabancı bir doktorla çok güzel bir diyaloğumuz olmuştu. Bana, ‘Teyze, sende nasıl bir cesaret var, kan bağışı yapıyorsun’ dedi. Ben de ‘Bu da Allah’ın bana bir lütfu’ dedim. Bir de kanımın bir hastaya ulaştığına dair mesajlar geliyordu. ‘Bir hayat kurtardım’ diye düşünmek beni daha da cesaretlendiriyordu ve kan bağışına devam etmemi sağlıyordu” dedi.

Keşke genç olsam daha çok versem 

Hiç kan bağışında bulunmamış kişilere çağrıda bulunan Çağdaş, “Kan vermekten korktuğunu, heyecanlandığını söyleyenlere, ‘Heyecanlanmayın. Bir kere kan verdiğiniz zaman zaten tekrar kendiniz gelmek isteyeceksiniz’ diyorum. Hiç kan vermemiş olanlar mutlaka gelsin. İnsan kan bağışından sonra çok mutlu ve huzurlu oluyor. Keşke genç olsam da daha çok kan versem. Kimse korkmasın, cesaretini toplasın ve Kızılay’a kan bağışında bulunsun. Kızılay demek bir hayat demek” dedi.


Kan bağışı hayat kurtarır 

Eşinin teşvikiyle kan bağışına başladığını belirten Hasan Çağdaş ise “Kan bağışı bizim için alışkanlık haline geldi. Kızılay sisteminde 14 bağışım görünüyor. Bunun dışında hastanede arkadaşlarım için de birçok kez kan verdim. Çevremdeki insanları da sürekli teşvik ediyorum. Verdiğiniz kanla başka insanların hayatlarını kurtarabiliyorsunuz. Bundan dolayı gururluyum ve mutluyum. Bir kan, bir hayat kurtarır” ifadelerini kullandı. Artık yaşları nedeniyle bağış yapamadıklarını söyleyen Çağdaş, “Genç olsaydık devam ederdik. Biz artık gençlere havale ettik. Oğlum kan bağışında bulunuyor, gelinim de verecek. Bundan sonra onlar devam edecek. Biz de gençleri, akrabalarımızı ve çevremizdeki insanları kan bağışına teşvik ediyoruz” dedi.
 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *