Türkiye’de çok sayıda yatırımcıyı etkileyen fon krizi, bazı portföy yönetim şirketlerinin yönettiği fonlarda yüksek tutarlı para çekme taleplerinin karşılanamamasıyla gündeme geldi. Bazı fonların düşük işlem hacmine sahip hisselerde yüksek miktarda pozisyon aldığı ve bunun fon değerlerinde olağandışı hareketlere yol açtığı yönündeki iddiaların ardından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), eylül ayında yedi portföy yönetim şirketinin çok sayıda fonunda alım-satımı durdurdu ve tasfiye süreci başlattı. Yaşananların ardından İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 6 Ekim Salı günü saat 19.00’da Kadıköy İskele Meydanı’nda bir araya gelerek fon vurgununa karşı basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, krizin bir piyasa kazası olmadığı savunularak siyasi sorumluların ortaya çıkarılması, fonlardaki işlemlerin ve tasfiye öncesi para hareketlerinin açıklanması, küçük yatırımcıların zararlarının ise kamu kaynaklarından değil, sorumluların mal varlıklarından karşılanması talep edildi.
Bu bir piyasa kazası değil
Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, fon krizinin arkasında siyasi sorumluluk bulunduğunu savunarak kamu kurumlarının ve fon yönetiminde görev alan kişilerin rollerinin araştırılmasını istedi. Grubun açıklamasında, “Bugün burada, yüz binlerce yurttaşın birikimini bir gecede yok eden fon vurgununa karşı bir aradayız. Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri olarak bu meydandan bir kez daha ilan ediyoruz: Yaşanan bir piyasa kazası değil, iktidarın kadrolarıyla kurduğu, kurumlarıyla koruduğu ve kaybedince zararı kamunun kesesinden kapatmaya kalkıştığı örgütlü bir soygundur.” denildi. Fonlara yatırım yapan yurttaşların ekonomik koşullar nedeniyle riskli yatırımlara yönelmek zorunda bırakıldığı ileri sürülürken, fonların yönetiminde ve ilgili kamu kurumlarında görev yapan kişilerin atanma süreçlerinin de incelenmesi gerektiği belirtildi. “Failleri bu kadar belliyken, şimdi aynı iktidar vurgunu kendisinin soruşturacağını söylüyor.” denilen açıklamada, Devlet Denetleme Kurulu’nun soruşturmadaki rolü ile tasfiye sürecinde görev alan kişilerin kamuoyunca bilinmesi gerektiği savunuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “nefsine yenik düşenle vedalaşırız” sözlerine de değinilen açıklamada, yaşananların birkaç kişinin kusuruna indirgenemeyeceği öne sürüldü ve siyasi sorumluluğun da araştırılması istendi.
Bu düzen canımızı göz dikiyor
Soma’da yaşanan maden faciasına da değinilen açıklamada, “Bu düzen yalnızca cebimizdeki paraya değil, canımıza da göz dikiyor. Soma’da İmbat Madencilik ocağında beş madenci kardeşimiz göçük altında kalarak hayatını kaybetti. 301 madencinin katledildiği Soma’da on iki yılda hiçbir şey değişmedi. Vurguncuya kamu kaynağı bulan iktidar, madencinin can güvenliğine para bulamadı. Geçtiğimiz gün Ankara’da, Anayasa Mahkemesi önünde aylığı için hakkını arayan bir emekli yurttaşımız, geçinemediği için canına kıydı. Bir avuç yandaş halkın birikimini kasasına doldururken emekli açlığa terk edildi. Emekli pazardan eli boş dönerken iktidar ortakları servetine servet katıyor. Bu ölümlerin hesabını mutlaka soracağız.” denildi. Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, fonlardaki işlemler ile tasfiye öncesi para hareketlerinin kamuoyuna açıklanmasını, soruşturmanın bağımsız yürütülmesini ve sorumluluğu tespit edilen kişi ve kurumların zararların giderilmesindeki yükümlülüklerinin belirlenmesini istedi. Grup ayrıca Soma’daki maden kazasının sorumlularının yargılanması, iş güvenliği önlemlerinin güçlendirilmesi ve belediyelere yönelik operasyonların sonlandırılması çağrısı yaptı. Eylem, “Kurulan soygun düzenini değiştirmek, birikimi çalınan emekliye, ocakta can güvenliği olmayan madenciye, oyu gasp edilen seçmene, susturulmak istenen yurttaşa, yani hepimize düşüyor.” çağrısıyla son buldu.