Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
8°
Ara
Damga Manşet Haber Türkiye'de kadın olmak çok zor!

Türkiye'de kadın olmak çok zor!

Bugün Dünya 8 Mart Kadınlar Günü. Dünyanın birçok ülkesinde kadınlar bugünü bir nevi “bayram” olarak kutlasa da Türkiye'de durum farklı. Bu yıl sadece 2 aylık süreçte şimdiye değin 95 kadın öldürüldü. Yüzlerce kadın cinsel istismara maruz kaldı. Sosyal hayat ve iş ortamında da kadınların çoğu yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele etmek zorunda

Okunma Süresi: 8 dk

HABER:
TUĞÇE MARİK

2026'DA SADECE 2 AY İÇERİSİNDE 95 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ!

SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, 1 Ocak- 5 Mart 2026 tarihleri arasında yaşanan “Basına yansıyan kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddet vakaları” raporunu paylaştı. Raporda, 1 Ocaktan bu yana 47’si şüpheli toplamda 95 kadının yaşamını yitirdiğinin tespit edildiği belirtildi. SAMER, elde ettiği verileri SPSS ortamına aktararak tablolu analize tabi tuttu. Basın taraması sonuçlarına göre, 1 Ocak - 5 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmada; En az 48 Kadın ve 6 kız çocuğu katledilirken, 47 Kadın ve 11 çocuğun şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdiği belirtildi. 17 kız çocuğu istismara, 68 Kadın ve kız çocuğunun fiziksel Şiddet /Yaralamaya, 262 kadının Seks İşçiliğine Zorlandığı, 4 Kadın ve kız çocuğunun tacize, 2 Kadının Cinsel Saldırıya maruz bırakıldığı saptandı. Raporda derlenen vakalardaki mağdurların yaş aralığına dair oransal verilere de yer verildi. Mağdurların yüzde 69,2’sinin “Yaşı Bilinmeyen Kadınlar”, yüzde 8,6’sının 0-17 Yaş, yüzde 2,5’i 18-24 Yaş, yüzde 5,3’ü 25-34 Yaş, yüzde 5,5’i 35-44 Yaş, yüzde 3,2’si 45-54 Yaş, yüzde 2,5’i 55-64, yüzde 3,2’si 65 yaş ve üzeri olduğu belirtildi.

Fail en yakındaki erkek

Derlenen verilere göre vakaların yüzde 59,5’inde fail “Bilinmiyor” iken, yüzde 12,9’unun faili “Tanımadığı Biri”, yüzde 9,5’inin “Eşi”, yüzde 2,7’sinin “Boşanma Aşamasındaki Eşi”, yüzde 2,5’inin “Sevgilisi”, yüzde 2,3’ünün “Tanıdığı Biri”, yüzde 1,7’sinin “Babası”, yüzde 1,5’inin “Eski Sevgilisi” olduğu görüldü. Basına yansıyan Kadın Cinayeti vakalarının yüzde 14,6’sı İstanbul, yüzde 10,4’ü Ankara, yüzde 10,4’ü Antalya olarak yer aldı. Yine raporda, “Şüpheli Kadın Ölümü” vakalarının yüzde 8,5’i İstanbul, yüzde 8,5’i Samsun olarak ifade edildi. “Çocuk Cinayeti” vakalarının yüzde 16,7’si Adana, yüzde 16,7’si Ankara, yüzde 16,7’si Antalya, yüzde 16,7’si Dîlok, yüzde 16,7’si Hatay, yüzde 16,7’si İstanbul olarak en fazla yaşanan yerler oldu. “Şüpheli Çocuk Ölümü” vakalarının yüzde 18,2’si İstanbul, yüzde 18,2’si Manisa, yüzde 18,2’si Mêrdîn, yüzde 18,2’si Sakarya en fazla olan iller olarak rapora yansıdı. Raporda, “Çocuk İstismarı” vakalarının yüzde 11,8’i Aydın, yüzde 11,8’i İstanbul, yüzde 11,8’i İzmir, yüzde 11,8’i Kayseri olarak açıklandı. “Cinsel İstismar” vakalarının yüzde 50’si Hatay, yüzde 50’si Kocaeli şeklinde basına yansıdığı ifade edildi.

ÖLÜM, YOKSULLUK, İSTİSMAR!

Kadınlar hep şiddete maruz kalıyor

1 Ocak - 5 Mart 2026 tarihleri arasında basına yansıyan “Kadınlara ve Kız Çocuklarına” yönelik gerçekleştirilen şiddet türlerinin yüzde 57,6’sının Ocak, yüzde 40,3’nün Şubat, yüzde 2,1’nin Mart ayında şiddete maruz bırakıldığı belirtildi. 1 Ocak - 5 Mart 2026 tarihleri arasında basına yansıyan “Kadınlara ve Kız Çocuklarına yönelik gerçekleştirilen şiddet türü” nün aylara göre dağılımında ise mağdurların 273’ü Ocak, 191’i Şubat, 10’u Mart ayında şiddete maruz bırakıldı. Raporda aynı tarihlerde yer alan şiddet vakaları ise şöyle oranlandı. Mağdurların yüzde 55,3’ü “Seks İşçiliğine Zorlama”, yüzde 14,3’ü “Şiddet/Yaralama”, yüzde 10,1’i “Kadın Cinayeti”, yüzde 9,9’u “Şüpheli Kadın Ölümü”, yüzde 3,6’sı “Çocuk İstismarı”, yüzde 2,3’ü “Şüpheli Çocuk Ölümü”, yüzde 1,5’i “Tehdit/Hakaret”, yüzde 1,3’ü “Çocuk Cinayeti”, yüzde 0,8’i “Taciz”, yüzde 0,4’ü “Cinsel İstismar”, yüzde 0,4’ü “Rehin Almaya” maruz bırakıldığı belirtildi.

Şiddet türleri

1 Ocak - 5 Mart 2026 tarihleri arasında basına yansıyan “Kadınlara ve Kız Çocuklarına” yönelik gerçekleştirilen “Şiddet Türlerini” sayısal olarak incelediğinde mağdurların 262’si “Seks İşçiliğine Zorlama”, 68’i “Şiddet/Yaralama”, 48’i “Kadın Cinayeti”, 47’si “Şüpheli Kadın Ölümü”, 17’si “Çocuk İstismarı”, 11’i “Şüpheli Çocuk Ölümü”, 7’si “Tehdit/Hakaret”, 6’sı “Çocuk Cinayeti”, 4’ü “Taciz”, 2’si “Cinsel İstismar”, 2’si “Rehin Almaya” maruz bırakıldığına yer verildi.

Kadınlar işte de zorda

TÜİK’in yayımladığı “İstatistiklerle Kadın, 2025” raporu, Türkiye’de kadınların işgücü piyasasındaki konumuna dair güncel tabloyu ortaya koydu. Veriler, kadınların eğitim seviyesindeki artışa rağmen istihdamda yer bulamadığını ve cam tavanları aşamadığını gösteriyor Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle, toplam nüfusun yüzde 49,98'ini kadınlar, yüzde 50,02'sini ise erkekler oluşturdu.  Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının yüzde 54,2 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 36,8, erkeklerde ise yüzde 72,0 oldu.

Eğitim yetersiz

İşgücüne katılma oranı eğitim durumuna göre incelendiğinde, kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görüldü. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 14,6, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 27,5, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 38,5, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 43,8 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 68,7 oldu.

İstihdamda da kadın yok

Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, 2024 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranı kadınlarda yüzde 32,5 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde erkeklerin istihdam oranı ise yüzde 66,9 oldu. İşgücüne katılma oranlarına bakıldığında da benzer bir tablo öne çıkıyor; erkeklerde yüzde 72,0 olan katılım oranı, kadınlarda yüzde 36,8 seviyesinde kaldı.

Kadınlar işten koparılıyor

Raporun en dikkat çekici verilerinden biri, hane içindeki çocuk varlığının istihdama etkisi oldu. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı yüzde 26,9’da kalırken, aynı durumdaki erkeklerde bu oran yüzde 90,9 olarak kaydedildi.

Cam tavan aşılamıyor

Kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsiliyetine dair veriler de hala cam tavanların aşılamadığını gösterdi. 2025 yıl sonu itibariyle kadın milletvekili oranı yüzde 19,9; üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı: yüzde 21,5; kadın büyükelçi oranı yüzde 28,4; Kadın profesör oranı: yüzde 34,9’da kaldı.

Bölgesel eşitsizlik belirgin 

Kadın istihdamının coğrafi dağılımında Antalya, Isparta ve Burdur’u kapsayan bölge yüzde 39,3 ile en yüksek orana sahipken; Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’yi kapsayan bölge yüzde 20,9 ile kadın istihdamının en düşük olduğu yerler oldu. Rapora göre kadınların yüzde 30,1'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşıyor (Erkeklerde bu oran yüzde 25,6). Ayrıca, kadınların maruz kaldığı şiddet türleri arasında ekonomik şiddet (yüzde 18,3) önemli bir yer tutuyor; özellikle eğitimi düşük kadınlarda ekonomik şiddet görme oranı yüzde 31,8'e kadar yükseliyor.

Kadınlar daha iyisini hak ediyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlar adına yapılan açıklamada, kadınlara yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılığın kınandığı belirtildi. Açıklamada, kadınların yaşam hakkının korunması, eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesi ve kadın haklarının güçlendirilmesi için daha kararlı adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Kadınlara yönelik şiddetin toplumun en önemli sorunlarından biri olduğu ifade edilen açıklamada, “Kadınların hayatın her alanında özgür, eşit ve güvenli bir şekilde yaşayabilmesi için mücadelemiz sürecek. Kadın cinayetleri, şiddet, ayrımcılık ve ekonomik eşitsizlik kabul edilemez. Kadına yönelik her türlü şiddeti ve ayrımcılığı en güçlü şekilde kınıyoruz” denildi. Açıklamada, kadınların yalnızca özel günlerde değil, her gün hak ettiği değeri görmesi gerektiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Kadınların eğitimde, çalışma hayatında ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması için somut adımlar atılmalıdır. Eşit işe eşit ücret sağlanmalı, kadınların ekonomik ve sosyal hayatta güçlenmesi için gerekli politikalar hayata geçirilmelidir. Kadınların yaşam hakkını tehdit eden şiddet olaylarına karşı caydırıcı cezalar uygulanmalı ve kadınların güvenli bir toplumda yaşayabilmesi için etkin önlemler alınmalıdır.” Açıklamada ayrıca toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekilerek, kadın haklarının korunmasının yalnızca kadınların değil tüm toplumun sorumluluğu olduğu vurgulandı. “Daha adil, daha eşit ve şiddetsiz bir toplum için kadınların sesi duyulmalı, hakları güvence altına alınmalıdır. 8 Mart, kadınların mücadelesini ve dayanışmasını büyüttüğü bir gün olmanın ötesinde, eşit ve özgür bir gelecek için ortak bir çağrıdır” ifadelerine yer verildi.

Kadınlar meydanlarda olacak

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türkiye’nin birçok kentinde kadınlar meydanlarda olacak. Kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, eşit işe eşit ücret, güvenli sokaklar ve şiddetsiz bir yaşam talebiyle bir araya gelecek. Kadınlar, eşitlik mücadelesinin yalnızca bir günle sınırlı olmadığını belirterek, “Daha adil, daha özgür ve daha güvenli bir yaşam için mücadelemiz sürecek” mesajı veriyor.

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *