Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, yaklaşık bir yıllık tutukluluktan sonra mahkeme heyetinin karşısına çıkarak savunma yaptı. “Bizi evlatlarımızdan koparan, gözyaşı döktüren, suçsuz yere ailelerimizi dağıtan herkes; eğer bu dünyada hesap vermiyorsa, milletin vicdanında ve en nihayetinde yüce adalet önünde hesap verecektir. 5,5 yaşındaki kızımla arama mesafe koyan herkes bunu aklından çıkarmasın. Doğru ile yanlışı ayırmak yalnızca aklın değil, aynı zamanda vicdanın işidir. Benim devletin mahkemelerinden beklentim de tam olarak budur: akıl ve vicdanla verilmiş adil kararlar” diyerek savunmasına başlayan Emrah Şahan, yaklaşık yaklaşık dört saat süren bir savunma yaptı.
Kızımın önünde gözaltına alındım
Kızının önünde gözaltına alındığını ve bu durum sebebiyle yaşadığı üzüntüyü anlatan Şahan, “Süreç benim için 19 Mart sabahı başladı. ‘Kent uzlaşısı’ kapsamında terör örgütüne yardım suçlamasıyla gözaltına alındım. Şişli’nin seçilmiş belediye başkanı olarak, 11 aylık görev süremde maruz kaldığım bu gözaltı ve tutuklama ne akla, ne vicdana, ne de hukuka sığmaktadır. Daha bir gün önce, 18 Mart’ta savcılık makamlarıyla belediye çalışmaları üzerine görüşmeler yapıyordum. Çağrılsam kendim giderdim; zira aramızda yalnızca 1 kilometre vardı. Buna rağmen sabahın erken saatlerinde, eşimin ve 5,5 yaşındaki kızımın gözü önünde gözaltına alınmam, devlet adabıyla bağdaşmamaktadır. Ben bürokrasi kültüründen gelen bir belediye başkanıyım. Görev sürem boyunca kamu kurumlarıyla sağlıklı bir diyalog kurduk. Şişli Belediyesi ile Çağlayan Adliyesi komşu kurumlardır; geçmişten bugüne karşılıklı iş birliği içinde olmuşlardır. Hatta adliyenin bulunduğu arsa zamanında belediye tarafından tahsis edilmiştir. Ancak 19 Mart sabahı yaşananlar, devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını zedelemiştir. Kızımın kapıya ‘Bu eve polis giremez’ yazısı asması, yaşananların toplum vicdanında nasıl bir iz bıraktığının göstergesidir” dedi.
Şişli'nin iradesi hedef alındı
Kendisinin tutuklanmasının şahsi bir mesele olmadığını anlatan Şahan, “Bugün yaşadığım tutukluluk yalnızca şahsımı değil, Şişli halkının iradesini de hedef almaktadır. Şişli’de her 10 seçmenden yaklaşık 7’sinin oyunu alarak seçilmiş bir belediye başkanıyım. Bu durum, bana oy versin ya da vermesin tüm yurttaşların demokratik tercihine müdahale anlamına gelmektedir.
Şu anda görev yaptığım makamda bir kayyum bulunmaktadır. Bu, halk iradesinin yok sayılmasıdır.
Çağlayan Adliyesi’nin bulunduğu yer, Türkiye’nin demokrasi tarihinin sembol noktalarından biridir. Hürriyet mücadelesinin izlerini taşıyan bir bölgede yürütülen bu sürecin, tarihe ‘demokrasiye müdahale’ olarak geçeceğine inanıyorum. Şişli yalnızca bir ilçe değildir; Türkiye’nin tüm renklerini barındıran bir yaşam alanıdır. Yoksul mahallelerden Nişantaşı’na, farklı kimliklerden farklı yaşam tarzlarına kadar herkesin evidir. Yapılan bu müdahale, işte tam da bu çok sesli yapının iradesine yöneliktir” ifadelerini kullandı.
Davanın toplum nezdinde hoş karşılanmadığını anlatan Şahan, “Halkın iradesinin yok sayıldığı yerde hukukun yalnızca şekli kalır; meşruiyet ortadan kalkar. Bu nedenle yöneltilen suçlamaların meşru olmadığını bir kez daha ifade ediyorum. Bugün toplumun geniş kesimlerinde bu sürecin siyasi olduğuna dair güçlü bir kanaat vardır. Şişli’de yapılan bir araştırmada halkın yüzde 72’si bu davayı ‘siyasi’ olarak nitelendirmiştir. Yüzde 80’i suçlu olduğuma inanmamakta, yüzde 85’i ise tutuksuz yargılama gerektiğini düşünmektedir. Milletin vicdanında karşılık bulmayan hiçbir süreç meşru değildir. Ortaya çıkan tablo korkudur. Seçeneksiz bırakılmış bir toplum tablosu. Millet zaten ciddi bir gelecek kaygısı içindeyken, 19 Mart sonrası yaşananlarla Şişli’nin ve aslında tüm ülkenin içine sokulduğu hali verilerle ortaya koyduk” şeklinde konuştu.
Peki ben neden tutuklandım?
Tutuklanma gerekçeklerini de anlatan Şahan, “19 Mart’ta ‘Kent Uzlaşısı’ kapsamında tutuklandım. Esas gerekçe budur. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin ‘Türkiye İttifakı’ siyaseti… Batı illerinde yaşayan Kürt yurttaşların temsiliyetini savunduğum için yargılanıyorum. Peki bu insanlar kim? Bu ülkenin yurttaşları… Belki siz, belki bu salondaki herkes. Komşumuz, çalışma arkadaşımız, kardeşimiz. Aynı acıyı, aynı sevinci paylaştığımız insanlar. Ben bu siyasetin arkasındayım. Çünkü bu anlayış; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Laz’ın, Çerkes’in, Roman’ın bir olduğunu; geçmişimizin de geleceğimizin de ortak olduğunu ortaya koymuştur. Bugün yaşanan tutukluluk ve operasyonlar ise tam da bu birlik haline müdahaledir. Daha da çarpıcı olan şudur: Türkiye, ‘terörsüz ve demokratik bir gelecek’ hedefi konusunda geniş bir toplumsal mutabakat yakalamışken, ‘uzlaşı’ siyasetini savunan bir belediye başkanının tutuklanması büyük bir çelişkidir” diye konuştu.
Rant düzenine karşı durdum
Şişli'de ranta izin vermediği için tutuklandığını da anlatan Şahan, “Benim bugün burada olmamın bir diğer nedeni de kentsel rant düzenine karşı durmamdır. Göreve gelmeden önce, Şişli’de yapılmak istenen yüksek katlı projelere karşı çıktım. Şehrin ihtiyacının beton değil, yeşil alan ve deprem toplanma alanları olduğunu savundum. Göreve geldikten sonra hukuka aykırı inşaatları denetledik, mühürledik. Bakanlığa bildirdik. Hukuki süreci işlettik. Ancak buna rağmen inşaatlar devam etti. Bu süreçte yoğun bir denetim ve soruşturma baskısıyla karşı karşıya kaldık. Bugün geldiğimiz noktada açıkça ifade ediyorum: Ben bir müteahhitin istediğini yapmadığım için, kamunun hakkını savunduğum için buradayım. Görmezden gelseydim, bugün karşınızda olmayacaktım. Benim tarafım bellidir: halktan, kamudan ve adaletten yanayım. Bugün yargılandığım bu süreçte de aynı yerde duruyorum ve bundan gurur duyuyorum” ifadelerini kullandı.