Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı bulutlu
7°
Ara
Damga Gündem Belediyeler bütçelerini yönetemiyor

Belediyeler bütçelerini yönetemiyor

İktisatçı ve İşletmeci Seyfullah Aydın, enflasyon, genç işsizlik, kentsel dönüşüm ve belediye bütçeleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Aydın, bütçe dengesizliğinin belediyelerden başladığını ifade ederek “Günümüzde belediyeler gelir gider denk bütçe yapmakta zorlanıyor ve bütçelerini yönetemiyor” diye konuştu

Okunma Süresi: 7 dk

Seyfullah Aydın, Türkiye’deki ekonomik tablo, genç işsizliği, kentsel dönüşüm ve belediye bütçelerinin yönetimine ilişkin Damga'ya önemli açıklamalarda bulundu. Aydın, özellikle bütçe dengesizliğinin enflasyonu tetiklediğini ve kentlerin dönüşüm sürecinde daha planlı hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.

Bütçe dengesizliği var 

Türkiye’de uzun yıllardır devam eden enflasyon sarmalının temelinde bütçe dengesizliğinin bulunduğunu belirten Aydın, enflasyon söz konusu olduğunda temel unsurun bütçe yönetimi olduğunu dile getirdi. Son yıllarda devlet bütçesi hazırlanırken gelir ve giderin birbirine denk olmadığını söyleyen Aydın, geçmişte Meclis’e kanunen gelir ve giderin denk olduğu bir bütçe sunulduğunu hatırlattı. Aydın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından bütçenin Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanarak Meclis’in onayına sunulduğunu ifade etti. Bütçe hazırlanırken ciddi bir dengesizlik oluştuğunu belirten Aydın, bütçe giderlerinin 19 trilyon lira olarak ifade edildiğini, gelirlerin ise 16 trilyon lira seviyesinde kaldığını söyledi. Bu durumun gelir-gider eşitsizliğini ortaya koyduğunu dile getiren Aydın, aradaki 3 trilyon liralık farkın ya borçlanma ya da karşılıksız para basımı yoluyla karşılanabileceğini belirtti. Her iki yöntemin de enflasyonu artıracağını ifade eden Aydın, bu nedenle önümüzdeki dönemde enflasyonun düşeceğine dair bir beklenti taşımadığını kaydetti.

İşsizliğin yapısal  boyutları

Türkiye’de işsizliğin iki farklı boyutta ele alınması gerektiğini belirten Aydın, bunların gizli işsizlik ve gerçek işsizlik olduğunu söyledi. Bir iş yerinde on kişinin yaptığı işin üç kişi çıkarıldığında yedi kişiyle de yapılabiliyorsa burada gizli işsizliğin söz konusu olabileceğini ifade eden Aydın, “Özellikle kamu kurumlarında istihdam fazlalığı görülüyor.  Yüz kişinin yapacağı işi biz iki yüz kişi ile yapıyoruz. Onuda doğru yapamıyoruz. Biz buna gizli işsizlik diyoruz. Bu iş gücünün atıl olması demektir. Genç işsizlik ekonomik şartlar nedeniyle daha da derinleşiyor. Geçim sıkıntısı gençlerin çalışma motivasyonunu olumsuz etkilerken; günümüz şartlarında bir gencin evlenmek ya da ev sahibi olmak gibi hedefleri düşük maaşlarla gerçekleştirmekte zorlanıyor. Bu durum da gençlerin çalışma azmini kırabiliyor ve bazı gençler  ailesiyle yaşamayı tercih edebiliyor. Açıkcası gençler emeğini satmak istemiyor. Yirmiki bin liralık maaşla gençler hem geçinip hem nasıl ev alacak? Bu mümkün değil. Bu zorluğu görünce zaten çalışma azimleri kırılıyor.  Gençler akşam yatıp sabah zengin olma hayaliyle kalkmanın peşinde. Ayrıca kötü yönetilen bir ekonomi karşısında gençlere de pek alan kalmıyor” dedi. 

Kentsel dönüşümde  planlama

Deprem gerçeği karşısında kentsel dönüşümün önemine dikkat çeken Aydın, Avcılar ve Beylikdüzü’nde son bir buçuk yılda dönüşüm çalışmalarının hız kazandığını ifade etti. Ancak dönüşüm sürecinin yanlış bir yöntemle yürütüldüğünü belirten Aydın, kentsel dönüşümün parsel bazında değil ada bazında yapılması gerektiğini söyledi. Aydın kentsel dönüşüm planları ile ilgili şöyle söyledi: “Devlette belediyelerde, konut sahipleri de bu konuda güzel bir çalışma içerisinme girdiler. Hızlı bir dönüşüm içindeyiz. Ancak ilk düğme yanlış iliklendi. Kentsel dönüşümden 'herkes binamı yıkıyorum yerine aynısını yapıyorum' mantığındaydı. Bu dönüşümler parsel değil ada bazında olmalıydı. Kent birbirinin aynısı olmamalıydı. Aynı caddeler, aynı binalar... Park yok, otopark yok, toplanma alanı yok, kent meydanı yok. Kentsel döüşüm bir fırsat olmalıydı ve dikey yapılaşma olmalıydı. Donatı alanları es geçildi. Ücretsiz bir kentsel dönüşüm mümkün ve adil değil. Güvenli bir konut hayal ediyordanız sizin de bir külfetin altına girmeniz gerekiyor.” 

Belediye bütçelerinde limitler

Belediye bütçelerinin nasıl yönetilmesi gerektiği ile ilgili fikirlerini de açıklauan Aydın, ekonomik kriz dönemlerinde belediyelerin bütçe yönetiminin daha da zorlaştığını söyledi.  Belediye bütçelerinde zaman zaman abartılı tahminler yapılabildiğini ifade eden Aydın,  “Belediyeler çoğu zaman gerçeği olmayan ve yüksek oranlı bütçeler hazırlıyor. Kanunen bir belediye başkanının bir alt ve üst sınırı vardır. Bunu kanun belirliyor zaten. Günümüzde bütçelerinin gerçekleşme oranı çoğu zaman yüzde 50’ni altında kalıyor. Belediyelerin bütçeleri yüksek hazırlamalarının iki temel sebebi var.  İlk sebep belediyelerin manevra alanını geniş tutma isteği. Bir hizmetin maliyetinin ilerleyen süreçte artması durumunda belediyelerin projelerden vazgeçmemek için bütçelerini yüksek tutuyor.  Bu sayede öngörülmeyen giderler ortaya çıktığında belediyelerin planlanan hizmetleri sürdürme imkanı bulamıyor. İkinci sebebin ise bazı hizmetlerin hiç yapılmadan o hizmete bütçe ayırması ve onu bazı bütçe kalemler arası aktarma işlemi gibi bir formül peşinde koşuyorlar. Bu da kaynakların israfına neden oluyor.” diye konuştu.

Denetim mekanizması yetersiz

Aydın, belediye bütçelerinin yeterince sıkı denetlenmediğini savundu. Sayıştay’ın denetim yaptığını ancak bunun çoğunlukla bütçenin kanuna uygun olup olmadığıyla sınırlı kaldığını belirtti. Belediyenin gelir tahminlerinin gerçekçi olup olmadığı ya da neden bu kadar yüksek bütçe öngörüldüğü gibi sorunların çoğu zaman sorulmadığını dile getiren Aydın, Türkiye’de daha güçlü bir bütçe disiplinin ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Kent konseyleri amacından uzaklaşıyor

Aydın, kent konseylerinin Türkiye’ye özgü bir model olmadığını da ifade etti. Bu yapının 1994 yılında Rio’da düzenlenen Dünya Zirvesi sonrasında ortaya çıkan örgütlü toplum anlayışının bir parçası olduğunu belirtti. Kent konseylerinin siyasi görüşü ne olursa olsun tüm vatandaşları, sivil toplum kuruluşlarını ve farklı kurumları bir araya getirmeyi amaçlayan bir yapı olarak tasarlandığını söyleyen Aydın, bu modelin dünyada yaygın olarak uygulandığını ifade edrek “Örgütlü toplum anlayışı içinde bu konseyler doğdu zaten. Fakat bu konu bizim ülkemizde biraz yanlış anlaşılarak yanlış uygulandı” dedi.

Belediyenin arka bahçesi gibi 

Aydın, bazı ülkelerde kent konseylerinin yerel yönetimler üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu belirterek “Almanya’da belediye meclislerinin gündeminin önemli bir bölümünün kent konseylerinde gelen önerilerden oluşur. Türkiye’de ise kent konseylerinin yeterince bağımsız değil. Bunun en önemli nedenlerinden birinin konseylerin bütçesinin belediyeler tarafından sağlanması. Belediye başkanının bütçesini verdiği bir yapının doğal olarak belediyeye bağlı hale geliyor. Bu nedenle Türkiye’de kent konseylerinin çoğu zaman belediye başkanlarının arka bahçesi gibi görünüyor. Bu yüzden kent konseyleri arzu edilen seviyede değiller. Ülke sorunlarıyla uğraşmaya henüz başlayamadılar. Belediyeleri sorunlar konusunda zorlamaya başadıkları noktada görevlerini yapmaya başlayacaklar. Malesef ülkemizde zaten örgütlü bir yapı yok.”dedi. 

Para kuş gibidir

Aydın, ekonominin ve toplumsal hayatın temelinde adaletin bulunduğunu söyledi. Adalet ve siyasetin temiz olduğu bir ülkede kalkınmanın ve refahın kendiliğinden ortaya çıkacağını ifade eden Aydın “Para avuzcumuzda kuş gibidir. Sıkarsanız ölür bırakırsanız uçar. Onu dengede tutacak mekanizmayı biz adalet diyoruz. Bir ülkede iki adalet ve siyaset temiz olursa zaten ekomida büyür, refah da artar.  Yatırımcıların yatırım yapabilmesi için hukuka ve yargıya güven duyulması gerekiyor. Büyük kamu ihalelerinde bazı şirketlerin olası anlaşmazlık durumunda yabancı mahkemeleri tercih ediyor. Yatırımcıların güven duymadığı ortamlarda sermayenin üretime yönelmemesi  ve insanların birikimlerini döviz ya da altın gibi yatırımları tercih etmesi normal.” 

Gençler ülkeyi terk etmesin 

Gençlere de seslenen Aydın,  gençlerin ülkelerini terk etmemeleri gerektiğini ifade ederek “ Önceki kuşaklar daha iyi koşullar sunan ülkeler olduğunu bilmelerine rağmen ülkelerinde kalmayı tercih etti. Devletin gençleri yetiştirmek için önemli kaynaklar harcadığını görüyoruz. Yurt dışındaki ülkeler güllük gülistanlık değiller.  Emin olun ABD'de de gelir eşitsizliği var. Bunu bilmenizi isterim. Gençlerin bilgi ve birikimlerini ülkemizin gelişmesi için kullanmaları gerekiyor. Keşke kararlarını bu yönde verseler ve bunu için mücadele etseler.” dedi. 

                    

 

 

 

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *