Zeytinburnu Belediye Meclisi’nin Şubat ayı toplantısında, genel gündeme ilişkin birçok konu farklı isimler tarafından dile getirildi. Yerel gündemin geride kaldığı toplantıda genel konuların konuşulması dikkat çekti. UNESCO tarafından ilan edilen 21 Şubat Uluslararası Ana Dili Günü dolayısıyla söz alan CHP’li Meclis Üyesi Gülşen Kal Uzunyayla, anadil ve anadilinde eğitim hakkının güvence altına alınmış bir hak olduğunu vurguladı. Uzunyayla, “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü, inkâr ve asimilasyon politikalarına karşı halkların dilini, kimliğini ve varlığını savunma günüdür.” dedi. Kal Uzunyayla, ana dilde eğitimin ve çok dilli yaşamın yalnızca kültürel değil, aynı zamanda kamusal hizmetlere erişim ve yerel yönetimlerde eşit yurttaşlığın vazgeçilmez bir parçası olduğunu ifade etti. İstanbul gibi milyonlarca insanın farklı dillerle ve kültürlerle bir arada yaşadığı kentlerde, yerel yönetimlerin görevinin dilleri görünmez kılmak değil, kamusal alanda yaşatmak olduğunu söyledi.

Herkes ana dilini konuşabilmeli
“Dilini özgürce konuşamayan bir halk özgür olamaz” diyen Uzunyayla, anadil mücadelesinin sadece kültürel bir hak değil, aynı zamanda demokrasi, barış ve eşit yaşam mücadelesi olduğunu vurguladı. Konuşmasını Kürt yazar Mehmet Uzun’un Kürtçe sözleriyle tamamlayan Uzunyayla, farklı dillerin ve kültürlerin bir arada var olmasının toplumun zenginliği olduğunu belirtti.
28 Şubat büyük adaletsizlikti
Zeytinburnu Belediye Meclisi’nin şubat ayı ikinci oturumunda 28 Şubat süreci de konuşuldu. AK Partili Meclis Üyesi Işıl İlgin Oktay, 28 Şubat’ı milletin değerlerinin yok sayıldığı, hukukun askıya alındığı ve toplumun derin bir ayrışmaya sürüklendiği karanlık bir dönem olarak tanımladı.
Zeytinburnu Belediye Meclisi’nin Şubat ayı ikinci oturumunda gündem, Türk siyasi tarihinde “post-modern darbe” olarak nitelendirilen 28 Şubat süreci oldu. AK Partili Meclis Üyesi Işıl İlgin Oktay, dönemi “hukukun askıya alındığı, seçilmiş iradenin baskı altına alındığı, temel hak ve özgürlüklerin ideolojik gerekçelerle sınırlandığı karanlık bir dönem” olarak değerlendirdi. Oktay, 28 Şubat’ın yalnızca bir siyasi müdahale olmadığını, aynı zamanda toplumsal hafızada derin yaralar açan bir vesayet girişimi olduğunu ifade etti. En büyük mağduriyetlerin kadınlar, gençler ve aileler üzerinde yaşandığını belirterek, “İnancı nedeniyle eğitim hakkı elinden alınan gençler, çalışma hayatından dışlanan kadınlar, fişlenen, ötekileştirilen ve susturulmak istenen binlerce vatandaşımız olmuştur.” dedi. Dönemin en vahim uygulamalarından birinin katsayı düzenlemesi olduğunu vurgulayan Oktay, bu düzenlemenin meslek liseleri ve imam hatip liselerinden mezun olan gençlerin üniversiteye girişte fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığını hatırlattı. “Bu karanlık uygulama, gençlerin emek ve başarılarını yok sayan sistematik bir adaletsizlik olarak tarihe geçti.” diye konuştu.
Geçmişten ders alalım
Devletin vatandaşına güvenmediği, özgürlüklerin tehdit olarak görüldüğü bir zihniyetin ürünü olan 28 Şubat’a karşı, milletin her zaman demokrasiden ve hukuktan vazgeçmediğini dile getiren Oktay, şu mesajı verdi; “Geçmişten ders alarak açıkça söylüyoruz; millet iradesine yönelik hiçbir müdahaleye sessiz kalmayacağız. Demokrasiyi, hukuk devletini ve temel hak ve özgürlükleri koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz. 28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız.”
Epstein da gündem oldu
CHP’li Zeytinburnu Belediye Meclis Üyesi İsmail Terzi de Şubat ayı meclis toplantısında ABD’de görülen Epstein davasına değinerek, Türkiye’yi de ilgilendiren iddialar olduğunu söyledi. Terzi, çocuk istismarı ve insan kaçakçılığıyla ilgili süreçte Türkiye’de bazı isimlerin adının geçtiğini öne sürdü. Zeytinburnu Belediyesi’nin Şubat ayı son meclis toplantısında gündem, ABD Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı 4500 sayfalık Jeffrey Epstein raporu oldu. Raporun 1500 sayfalık kısmının kamuoyuna açıklanmasının ardından yaşanan tartışmalara değinen CHP’li Meclis Üyesi İsmail Terzi, Türkiye’yi ilgilendiren bazı hususların da bulunduğunu belirtti.
İşin içinde kim varsa görelim
Epstein için “Kapitalistlerin, para babalarının pezevengi” ifadelerini kullanan Terzi, 13–14 yaşlarındaki kız çocuklarının pazarlanmasına ilişkin iddiaları hatırlattı. Terzi, TRT Dış Yayınlar Daire Başkan Yardımcısı Serdar Aydın ve TGRT CEO’su hakkında çıkan iddialara da atıfta bulunarak, bu kişilerin geçmişte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik iftira kampanyaları yürüttüklerini öne sürdü. Konuşmasında sarsıcı iddialar dile getiren Terzi, deprem sonrasında Türkiye’den kalkan bazı uçakların mahkeme tutanaklarında kayıt dışı göründüğünü söyleyerek, bu durumun vicdanları yaraladığını ifade etti. “Bu işin içinde kim varsa, en kısa sürede açığa çıkarılmalı. Kimse bu insanları tek başına kaçırmıyor, Türkiye’deki müttefikleri de var. Bu pezevenkliğin, bu şerefsizliğin içinde olan herkes cezalandırılmalı,” diyen Terzi, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın hassasiyetine de teşekkür etti.