EKREM HACIHASANOĞLU
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ yaptığı basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Özdağ, “Başta terörle müzakerelere ve demografik işgale karşı milli duruşumuz olmak üzere uyuşturucu ve sanal kumara karşı tertemiz Türkiye projemizi ve yoksulluğa karşı da ekonomik çözümlerimizi anlatırken Türk halkının sorunlarını onların ağzından dinliyoruz. Biz anlatırken bizi dikkatle dinlediğinizi de görüyor, bundan da büyük bir mutluluk duyuyoruz. Elbette biz de sizi gerçekten büyük bir dikkatle dinliyor, not alıyor ve sizin anlattıklarınız üzerinden de çözüm önerileri geliştiriyoruz. Açlık sınırı altında açıklanan asgari ücretle artık yaşam mücadelesi vermek zorunda kalan açlıkla sınanan işçilerimizin feryatlarını dinliyoruz. Semt pazarında pazarcımızın dükkanını siftahsız kapatan esnafın derdini dinliyoruz. Pazara gelip boş fileyle çaresizce evine dönmek zorunda kalan emeklileri dinliyoruz. Üsküdar'da 72 yaşında emekli olmasına rağmen aç kalmamak için çalışmak zorunda kalan hala esnafın yanında ücretli çalışmaya devam etmek zorunda kalan emeklimizin acısını dinliyoruz” dedi.
İsrafa son vereceğiz
“Ülkemiz zengin bir ülke buna hiç şüphe yok ancak Türk milleti fakir” diyen Özdağ, “Çünkü bu ülkenin kaynakları adil dağıtılmıyor. Hepiniz daha güzel bir yaşamı, daha zengin bir yaşamı hak ediyorsunuz. Siz Alman, Fransız, İtalyan veya Amerikan yurttaşlarından geri değilsiniz. Onlar sizden daha zeki ve daha çalışkan değiller. Gelişmiş ülkelerin yurttaşlarının sahip olduğu standartlara siz de sahip olabilirsiniz. Aslında bu ülkede ne yazık ki küçük bir azınlık İsviçre standartlarında yaşarken, büyük bir çoğunluk ise Irak standartlarında yaşamaya mahkûm ediliyor. Neden? Çünkü bu ülkenin kaynakları doğru kullanılmıyor. Neden? Çünkü bu ülkenin kaynakları israf ediliyor. Size Zafer Partisi olarak bütün kadrolarımızla söz veriyoruz. Bu israfa son vereceğiz. Kaynakların israf edilmesini engelleyeceğiz. Sığınmacı ve kaçakları bir sene içinde devletler hukukuna uygun olarak vatanlarına yollayacağız. Sığınmacılara her yıl Türk milletinin cebinden verilen 11 milyar dolar parayı Türk milleti için harcayacağız. Hırsızlığı, yolsuzluğu, talanı durduracağız. Her yıl yurt dışına insani yardım adı altında aktarılan 7 milyar doların aktarılmasını durduracağız” ifadelerini kullandı.
Ateşkesten uzaktayız
Dünyada yaşanan gelişmeleri değerlendiren Özdağ, “Venezuela Devlet Başkanı’na yapılan operasyonu ibretle izledik. Haramiliğin hukuku yok saydığı, devletin varlığının önemsenmediği, kaba kuvvetin hoyratça ve saldırganca kullanıldığı bir geriye dönüş, bir orta çağ sistemine gidiş söz konusu. Benzer hoyratlık ve saldırganlığın Suriye'de de Gazze'de de izlerini görmüştük. Şimdi Meksika, Paraguay, Küba ve Danimarka-Grönland tehdit ediliyor. Diğer yanda ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ikinci bir saldırı için hazırlıklar yaptığı duyuluyor. Karadeniz'in kuzeyinde Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışma devam ediyor. Ateşkesten hala uzaktayız” dedi.
Kaos devam ediyor
Suriye'nin kuzeyinde belirsizlik ve kaosun devam ettiğini belirten Özdağ, “10 Mart'ta imzalanan sözde mutabakatın süresi doldu ve PKK, YPG, SDG, Şam merkezli yapıya entegre olmamakta direniyorlar. Suriye'nin yeniden bir iç savaşa sürüklenmesi, tekrarlanan sığınmacı akını ve oluşturduğu güvenlik riskleri bakımından oldukça olumsuz bir tablo oluşturuyor Türkiye için. Diğer yanda PYD, PKK'nın bir ara formülle bile olsa Şam ile entegrasyonu sorunların çözümü değil Türkiye için risk ve tehditlerin artarak devam etmesi anlamına gelecektir. Şöyle bir algı oluşturulmak isteniyor: Aslında Öcalan YPG'nin silah bırakmasını istiyor ama YPG silah bırakmıyor. Değerli yurttaşlarım bu doğru değil. Öcalan'ın, terörist Öcalan'ın stratejisi kendisi ve PKK'yı terörist sıfatından Türkiye Cumhuriyeti'nin meşru ortağı seviyesine çekerken Suriye'de de YPG'nin kontrolündeki bölgede hakimiyet ve Suriye'nin tamamının yönetimine de ortak olmak istiyor. Hem Türkiye'de devlete ortak olacak PKK aracılığıyla hem de Suriye'de YPG aracılığıyla devlete ortak olacak. Abdullah Öcalan denilen teröristin stratejisi budur. Öcalan hiçbir zaman YPG'nin silah bırakmasını istememiştir. Suriye'de üniter devlet modelini kabul etmemiştir. Öcalan Cumhur İttifakı'nı başarıyla oyalıyor ve YPG'ye zaman kazandırıyor. Biz sorumlu muhalefet anlayışı gereği hükümete tekrar uyarılarda bulunuyoruz. PKK, PYD'nin bir koludur ve Şam'a entegre olması onu meşrulaştırmaz ve temizlemez. PKK terör örgütünü Suriye üzerinden meşrulaştırma girişimi, Türkiye'ye kurulmuş bir siyasi tuzaktır” uyarısında bulundu.
Türkmenler yok sayılıyor
Suriye konusunda açıklamalarını sürdüren Özdağ, “Suriye'de üniter devlete yönelik tek tehdit PKK-PYD'den değil, Şam'a yakın güçlerin ve baskı ve saldırıları altında kalan Nusayriler arasında da federe Nusayri bölgesi taleplerinin arttığını görüyoruz. Suriye'den bahsederken Suriye'de sayıları 4 milyon civarında olan Türkmenlerin sürekli yok sayıldığını görüyoruz. Hem Cumhur İttifakı yok sayıyor hem ana muhalefet partisi yok sayıyor. Türkiye'nin güvenlik ve istikrarına yönelik belirsizlik ve tehlikeler artık alarm verme seviyesine ulaşmıştır. Cumhur İttifakı'nın en azından seçimlere kadar ilk vazifesi ısrarla yaptığı yanlışlardan vazgeçerek ülkemizin güvenliğini daha fazla tehdit edici süreçlerin önünü açmamasıdır. Evet, dünyanın değişik ülkelerinde gerçekleşen bütün olumsuzluklardan Cumhur İttifakı sorumlu değildir. Ancak bölgesel birçok gelişmenin ülkemiz için tehdit haline gelmesinin nedeni önce AK Parti'nin sonra Cumhur İttifakı'nın yanlış politikalarıdır” eleştirisinde bulundu.