HABER MERKEZİ
Mektupta, vardiyalı çalışmanın artık yalnızca fabrikalarda değil; depolar, marketler, hastaneler ve taşımacılık gibi birçok sektörde milyonlarca emekçinin hayatını etkileyen yaygın bir çalışma biçimine dönüştüğü ifade edildi. İşçiler, patronların “verimlilik” olarak sunduğu sistemin gerçekte işçilerin bedenini ve ruhunu tükettiğini savundu. Depoda çalışan bir işçi, üçlü vardiya sisteminin 08.00-16.00, 16.00-00.00 ve 00.00-08.00 saatleri arasında sürdüğünü belirterek, sürekli değişen uyku düzeninin yaşamı dayanılmaz hale getirdiğini söyledi. “Sürekli değişen uyku düzeni insana ‘neden yaşıyorum?’ sorusunu sordurtuyor” ifadelerini kullanan işçi, özellikle genç çalışanların sosyal hayattan tamamen koptuğunu anlattı.
Sürekli çalışıyoruz
Mektupta yer alan ifadelerde, uzun çalışma saatlerinin işçileri fiziksel ve psikolojik olarak tükettiği vurgulandı. Vardiyaların zaman zaman 12 saate kadar uzadığı belirtilirken, işçiler gün boyunca ayakta kalmanın giderek zorlaştığını aktardı. Bir işçi, “Sanki hayatımız hep burada geçiyor; yaşıtlarımız geziyor, eğleniyor, biz ise sürekli çalışıyoruz” diyerek çalışma temposunun yarattığı sosyal izolasyona dikkat çekti. Yoğun tempoya dayanabilmek için sigara ve kahve tüketiminin arttığını söyleyen işçiler, bazı çalışanların bu süreçte sigaraya başladığını ifade etti.
Üretim hiç durmasın istiyorlar
Mektupta vardiya sisteminin kapitalist üretim düzeninin bir sonucu olduğu savunularak, patronların makineleri durmaksızın çalıştırmak istediği belirtildi. İşçiler, üretimin kesintisiz sürmesi için çalışanların farklı gruplara bölündüğünü, biri çıkarken diğerinin işe başladığını anlattı. Depolardaki çalışma temposunu anlatan işçiler, “Barkodlar okutulmalı, koliler yetişmeli, sevkiyat çıkmalı, raflar dolmalı. Patron açısından geceyle gündüz arasında hiçbir fark yok” ifadelerini kullandı.
Okunma Süresi: 2 dk
Yorumlar
Yorum yapmak için, isterseniz giriş yapabilir veya kayıt olabilirsiniz.
*
Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *