Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Parçalı az bulutlu
15°
Ara
Damga Manşet Haber Paran yoksa eğitim de yok!

Paran yoksa eğitim de yok!

Türkiye'de iyi eğitime erişmek deyim yerindeyse bir servet istiyor. Aralarında Robert Koleji, Amerikan Koleji gibi üst düzey okulların yer aldığı eğitim kurumlarında öğrenim görebilmek için yıllık 2 milyon lirayı gözden çıkarmak gerekiyor. Türkiye'de bir memurun, işçinin çocuğunun bu okullarda öğrenci olma şansı yok

Okunma Süresi: 3 dk

Türkiye’de 2025–2026 eğitim öğretim yılı için açıklanan özel okul ücretleri, eğitimin ne denli pahalı ve erişilemez hale geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Aralarında Robert Kolej, Koç Okulu, Alman ve Amerikan liselerinin de bulunduğu köklü eğitim kurumlarının yıllık ücretleri 1 milyon TL’yi aşarken, bazı okullarda bu rakam 2 milyon 300 bin TL’ye kadar çıktı. Açıklanan listeye göre 7 gün yatılı Robert Kolej’in yıllık ücreti 2 milyon 360 bin TL olurken, Koç Okulu 2 milyon 279 bin TL ile onu takip etti. Saint-Joseph, Alman Lisesi, Üsküdar Amerikan ve Hisar Okulları gibi prestijli kurumlarda da ücretler 1,3–1,5 milyon TL bandında yer aldı. Görece “daha düşük” sayılan özel okullarda dahi yıllık ücretlerin 550 bin TL’den başlaması dikkat çekti.

Memurun yıllık maaşı yetmiyor

2025 yılı itibarıyla Türkiye’de ortalama bir memurun aylık maaşı 35–40 bin TL civarında seyrediyor. Bu da yıllık yaklaşık 450 bin TL’ye karşılık geliyor. Asgari ücretli bir işçinin yıllık geliri ise bu rakamın dahi altında kalıyor. En düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan bir ailenin ise çocuğunu bu okullara göndermesi neredeyse imkânsız. Basit bir hesapla; yıllık 1,5 milyon TL’lik bir okul ücretinin, ortalama maaşlı bir memurun yaklaşık 4 yıllık toplam geliri olduğu görülüyor. Üstelik bu rakamlara servis, yemek, kitap, kıyafet ve ek etkinlik ücretleri dahil değil.

Eğitim lüks haline geldi

Eğitim sendikaları ve uzmanlar, ortaya çıkan tablonun “eğitimde fırsat eşitliği” ilkesini tamamen ortadan kaldırdığı görüşünde. Eğitim, anayasal bir hak olmasına rağmen nitelikli ve çok dilli eğitim, fiilen yalnızca yüksek gelir grubunun erişebildiği bir ayrıcalık haline gelmiş durumda. Dar gelirli ailelerin çocukları devlet okullarına mahkûm edilirken, imkânı olanlar özel okullarda yabancı dil ağırlıklı, uluslararası bağlantıları olan bir eğitim alabiliyor. Bu durum, sınıfsal farkların daha çocukluk çağında derinleşmesine neden oluyor.

Eşit başlamayan bir yarış

Eğitimciler, bu tabloyu “eşit başlamayan bir yarış” olarak tanımlıyor. Aynı ülkede yaşayan çocuklar, yalnızca ailelerinin gelir durumuna göre tamamen farklı eğitim ve gelecek olanaklarına sahip oluyor. Uzmanlara göre bu durum uzun vadede toplumsal adaletsizliği ve gelir uçurumunu daha da artıracak. Veliler ise tepkili: “Çocuğumuz zeki, çalışkan ama paramız yok diye bu okulların kapısından bile geçemiyoruz. Eğitim artık bir hak değil, lüks.”

Çözüm nerede?

Uzmanlar, kamusal eğitimin güçlendirilmesi, devlet okullarında nitelik ve fiziki koşulların artırılması, öğretmenlerin desteklenmesi ve özel okul ücretlerine yönelik daha sıkı denetim çağrısında bulunuyor. Aksi halde Türkiye’de eğitimin, yalnızca parası olanların erişebildiği bir ayrıcalık olarak kalacağı uyarısı yapılıyor. 2025–2026 özel okul ücretleri, Türkiye’de eğitimin ne kadar pahalılaştığını ve fırsat eşitliğinin nasıl eridiğini bir kez daha acı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *