Gerçeklerden Haberdar Olun
İstanbul
Açık
16°
Ara

Çocukların çantası kurşun geçirmez peki ya toplum?

YAYINLAMA:
Çocukların çantası kurşun geçirmez peki ya toplum?

Bazı haberler vardır, okur geçersiniz. Bazı haberler ise insanı durdurur ve düşündürür.

“Öğrenciler için kurşun geçirmez okul çantası geliştirildi.”

Ankara’da bir şirket, olası silahlı saldırılarda öğrencilerin korunmasına yardımcı olması amacıyla kurşun geçirmez özellikte bir okul çantası geliştirmiş.

Teknik açıdan bir ürün.

Güvenlik açısından bir tedbir.

Ama sosyolojik açıdan baktığınızda çok daha büyük bir soruyla karşı karşıyayız:

Çocuklarımız neden kurşun geçirmez çantalara ihtiyaç duyuyor?

Çünkü mesele artık çanta değil.

Mesele, toplumdaki güven duygusunun aşınmasıdır.

Bir çocuğun sabah okula giderken ailesinden duyduğu cümleleri düşünün:

“Derslerine iyi çalış.”

“Öğretmenini dinle.”

“Arkadaşlarınla güzel vakit geçir.”

Şimdi ise çocukların olası saldırılara karşı korunması için kurşun geçirmez çantalar konuşuluyor.

İnsan sormadan edemiyor:

Biz çocukları hayata mı hazırlıyoruz, hayatta kalmaya mı?

Émile Durkheim’ın da vurguladığı gibi toplum, yalnızca aynı coğrafyada yaşayan insanların toplamı değildir. Toplumu ayakta tutan; dayanışma, ortak değerler ve güven duygusudur. İnsanların birbirlerine ve kurumlara duyduğu güven de toplumsal yapının temelidir. Güven zayıfladığında yalnızca bireyler değil, toplumsal bağlar da yara alır.

Eğer çocuklarımız dünyayı sürekli bir tehdit alanı olarak öğreniyorsa, burada yalnızca güvenlik sorunu değil, toplumsal güven sorunu vardır.

Sorun çanta değil, çantaya duyulan ihtiyaç

Kurşun geçirmez bir çantanın gerçekten hayat kurtarması elbette önemlidir.

Teknolojinin insan güvenliği için kullanılmasına kimse karşı çıkamaz.

Ama asıl soru başka:

Çocuklarımızı korumak için neden giderek daha fazla güvenlik ekipmanına ihtiyaç duyuyoruz?

Son yıllarda riskleri giderek bireyin omuzlarına yüklüyoruz.

Deprem oluyor: “Çantan hazır mı?”

Şiddet artıyor: “Çocuğunu koru.”

Siber tehdit geliyor: “Şifreni güçlendir.”

Bireysel tedbir önemlidir.

Fakat bütün riskleri bireye yüklediğimizde kamusal sorumluluk görünmez hale gelir.

Devletin, yerel yönetimlerin ve eğitim kurumlarının görevi yalnızca vatandaşa “kendini koru” demek değil, riskleri ortaya çıkmadan azaltacak politikalar üretmektir.

Şiddet tetiğe basıldığı anda başlamaz

Şiddetin bir öncesi vardır.

Öfke, dışlanma, travma, eşitsizlik, kontrolsüz silah erişimi ve şiddeti normalleştiren kültürel kodlar…

Bu nedenle okul güvenliği yalnızca kapıya güvenlik görevlisi koymakla sağlanamaz.

Güçlü rehberlik hizmetleri, psikososyal destek, güvenli okul çevreleri, şiddetin erken fark edilmesi ve çocukların kendilerini değerli hissettiği eğitim ortamları da güvenliğin parçasıdır.

Çünkü gerçek güvenlik, sadece saldırı anında korunmak değildir.

Saldırının ortaya çıkacağı koşulları azaltabilmektir.

Çocukların sırtına korku yüklemeyelim

Bugün kurşun geçirmez çanta konuşuyoruz.

Yarın ne konuşacağız?

Kurşun geçirmez mont mu?

Kurşun geçirmez sıra mı?

Kurşun geçirmez servis mi?

Çocuklarımızı her geçen gün daha fazla zırhlarken, bir gün dönüp kendimize:

“Biz nasıl bir toplum olduk?”

diye sormayacak mıyız?

Çünkü güvenli toplum, en fazla güvenlik ekipmanına sahip toplum değildir.

En az korkuyla yaşayan toplumdur.

Çocukların sırtına daha ağır çantalar yüklemek kolaydır.

Zor olan, toplumun sırtındaki korkuyu kaldırmaktır.

Benim meselem kurşun geçirmez çanta değil.

Benim meselem, o çantaya neden ihtiyaç duyduğumuzdur.

Çünkü çocukların çantasında kitap olmalı.

Kalem olmalı.

Defter olmalı.

Hayal olmalı.

Umut olmalı.

Kurşun geçirmezlik değil.

Gerçek başarı, çocuğu kurşundan koruyan çantayı üretmek değildir.

Asıl başarı, çocuğun kurşundan korunmak zorunda olmadığı bir ülke inşa etmektir.


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *