Cengizhan Kaya ile zamanı aşan satırlar
Psikolojiden ekranlara
Henüz 22 yaşında olmasına rağmen hem akademik hayatında hem de sanat dünyasında kararlı adımlarla ilerleyen Elif Akçay, ekranlarda yükselen genç oyuncular arasında dikkat çeken isimlerden biri olmaya hazırlanıyor
Bu yıl psikoloji bölümünden mezun olan Elif Akçay, eğitim hayatını her zaman ön planda tuttu. Üniversitenin ilk iki yılında oyunculuk ve modellik çalışmalarına ara vererek tüm odağını akademik başarısına yöneltti. Ancak çocukluk yıllarından beri içinde taşıdığı sanat tutkusu onu yeniden kamera karşısına taşıdı ve üniversitenin üçüncü sınıfında profesyonel oyunculuk serüveni başladı.
Spor, Elif Akçay'ın hayatında her zaman önemli bir yere sahip oldu. Ortaokul ve lise yıllarında uzun süre atletizmle ilgilenen Akçay, daha sonra fitness, tenis ve at biniciliğiyle aktif yaşamını sürdürdü. Farklı spor dallarında kazandığı disiplin ve mücadele ruhunun, oyunculuk performansına da önemli katkı sağladığını ifade ediyor.
Özgün projeler yer alıyor
Oyunculuk yolculuğunda ilk önemli deneyimini Rüzgarlı Tepe dizisinde yaşayan Elif Akçay, ardından geçtiğimiz sezon yayınlanan Gelin dizisinde canlandırdığı Hilal karakteriyle izleyicinin karşısına çıktı. Ekrandaki doğal performansı ve karaktere kattığı samimiyet, genç oyuncunun dikkat çekmesini sağlayan önemli adımlardan biri oldu. Bugün yeni projeler için görüşmelerini sürdüren Elif Akçay, kariyerini farklı karakterlerle zenginleştirmeyi hedefliyor. Psikoloji eğitiminin insan davranışlarını anlama konusunda kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını söyleyen Akçay, bu birikimi oyunculukta karakter analizlerine yansıtmaya özen gösteriyor. Yetenekleri, kendine özgü çalışma disiplini ve çok yönlü birikimiyle öne çıkan Elif Akçay; güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve doğal ışıltısıyla da bulunduğu her ortamda dikkat çekiyor. Modellikten oyunculuğa uzanan yolculuğunu yalnızca ekran önüyle sınırlamayan genç isim, özgün projelerde yer alarak kendini sürekli geliştirmeyi amaçlıyor. Sanatın farklı alanlarına ilgi duyan, sporla iç içe büyüyen ve eğitimini başarıyla tamamlayarak kariyerine yeni bir sayfa açan Elif Akçay, genç yaşına rağmen hedeflerini net belirleyen isimlerden biri. Ekran yolculuğunun henüz başında olan başarılı oyuncu, yeni projelerle adından daha sık söz ettirmeye hazırlanıyor.
Emre'den yeni tekli geldi
Oyunculuk kariyerinin yanı sıra uzun yıllardır müzikle de ilgilenen Emre Yılık, arşivinde biriktirdiği bestelerini dinleyiciyle buluşturmaya devam ediyor. Yaklaşık 20 yıllık beste birikiminin ardından müzik çalışmalarına yeniden ağırlık veren Yılık, 31 Temmuz’da yayımladığı ilk single çalışması “4 Mevsim”in ardından, 18 Eylül’de “Acısı Kalır” adlı yeni şarkısını müzikseverlerin beğenisine sundu
Söz ve müziği Emre Yılık’a ait olan “Acısı Kalır”, ayrılığın ardından geride kalan anılar, yarım kalmışlıklar ve zamanın bazı acıları iyileştirmediği duygusu üzerine kuruluyor. “Zaman çare değil inan, gün geçiyor, çoğalıyor cefam” sözleriyle başlayan şarkı, geçmişten kalan izlerin insanın içinde bıraktığı duygusal yükü sade ve doğrudan bir anlatımla aktarıyor. “Senden kalan yarımlarla yaşanmıyor” ve “Senden kalan bu anılarla yaşanmıyor” sözleri ise parçanın merkezindeki yarım kalmışlık hissini güçlendiriyor. Akustik altyapısı ve yalın müzikal yapısıyla dikkat çeken “Acısı Kalır”ın düzenlemesi, mix ve mastering çalışmaları da Emre Yılık tarafından gerçekleştirildi. Sanatçının kendi müzik stüdyosunda hazırladığı çalışma, doğal enstrüman dokusunu ve şarkının duygusal atmosferini ön plana çıkaran bir anlayış taşıyor. Yılık, söz ve müziğinin yanı sıra prodüksiyon sürecinin farklı aşamalarında da kendi imzasını kullanarak çalışmanın bütünlüğünü koruyor. “Acısı Kalır” ile uzun yıllardır biriktirdiği eserleri paylaşma sürecini sürdüren Emre Yılık, oyunculuk çalışmalarının yanında müzikal üretimlerini de dinleyiciyle buluşturuyor. Daha önce “4 Mevsim” ile başlayan bu yeni dönem, “Acısı Kalır” ile devam ederken sanatçının arşivindeki farklı bestelerin de önümüzdeki süreçte müzikseverlerle buluşması bekleniyor. KRL Music etiketiyle yayımlanan “Acısı Kalır”ın yapımını KRL Music üstlenirken, dağıtımı Onerpm tarafından gerçekleştirildi. Söz ve müziği, düzenlemesi, mix ve mastering çalışmaları Emre Yılık imzası taşıyan şarkı, tüm dijital müzik platformlarında dinleyiciyle buluştu.
Fulin Arıkan fark yaratıyor
Televizyon haberciliğinin deneyimli isimlerinden Fulin Arıkan, uzun yıllara dayanan meslek hayatında haber spikerliği ve program sunuculuğunun yanı sıra eğitim çalışmalarıyla da öne çıkıyor
TRT ekranlarında edindiği deneyimi bugün iletişim, diksiyon, güzel ve etkili konuşma alanlarında eğitim, seminer ve konferanslarla paylaşan Arıkan, Türkçenin doğru kullanımına yönelik farkındalık çalışmalarına da önem veriyor. Aydın’da doğan Fulin Arıkan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitim gördüğü sırada TRT’nin açtığı spikerlik sınavına katıldı. 1989 yılında TRT Diyarbakır Bölge Müdürlüğünde göreve başlayan Arıkan, 1992 yılında Ankara TRT Haber Dairesi Başkanlığına haber spikeri olarak atandı. Radyo haber spikerliğinin ardından TRT 1’de sabah kuşağını ve öğle haberlerini sundu. 2003-2010 yılları arasında ise yedi yıl boyunca TRT 1 Ana Haber Bülteni’ni sundu. Arıkan, “45 Dakika”, “Pozitif Haber”, “İnsan Hakları Şimdi”, “Günle Gelen” ve “Fulin Arıkan’la Hayat Tadında” gibi programlarda da sunuculuk yaptı. Farklı dönemlerde seslendirme çalışmalarında da yer aldı.
Oldukça başarılı bir isim
Meslek hayatının önemli bir bölümünü eğitim çalışmaları oluşturdu. TRT bünyesinde ve farklı kurumlarda eğitici olarak görev yapan Arıkan; iletişim, diksiyon, beden dili, hitabet, protokol, spikerlik ve sunuculuk alanlarında eğitimler verdi. Üniversitelerin ve çeşitli kurumların programlarında seminer ve konferanslara katılarak medya deneyimini farklı kesimlerle paylaştı.
Arıkan’ın eğitim çalışmalarında Türkçenin doğru ve etkili kullanımı özel bir yer tutuyor. Ses, nefes, vurgu, tonlama ve beden dilinin iletişimdeki önemine dikkat çeken Arıkan, konuşmanın yalnızca kelimelerden ibaret olmadığını anlatıyor. Etkili iletişim, topluluk karşısında konuşma, doğru nefes kullanımı ve heyecan kontrolü gibi başlıklarda da eğitimler verdi. Türkçenin doğru kullanımına yönelik çalışmaları son yıllarda da devam ediyor. 2025 yılında Türk Dil Kurumu tarafından Lefkoşa ve Denizli’de düzenlenen “Diksiyon Kış Okulu” programında iki kez eğitici olarak yer alan Arıkan, 2026 yılında gerçekleştirilen “Konuşma Dili Olarak Türkçe Çalıştayı”nda da konuşmacılar arasında bulundu. 2021 yılında TRT’den emekli olan Fulin Arıkan, halen Başkent İletişim Diksiyon Okulunda eğitim vermeyi sürdürüyor. Uzun yılların ekran deneyimini eğitimle birleştiren Arıkan, doğru ve anlaşılır konuşma, diksiyon, iletişim ve beden dili konularında çalışmalarına devam ediyor.
İpek Çınar'ın sanatı bambaşka
Sanatın farklı disiplinlerini tek çatı altında buluşturan genç sanatçı İpek Çınar, resimden moda tasarımına, yazarlıktan sanat terapisine uzanan çok yönlü üretim anlayışıyla dikkat çekiyor
Sosyoloji ile Radyo, Televizyon ve Sinema alanlarında aldığı lisans eğitimini sanatla harmanlayan Çınar, akademik birikimini özgün bakış açısıyla birleştirerek kendi yaratıcı evrenini inşa ediyor.
Çocukluk yıllarında boyama kitaplarıyla başlayan resim tutkusu, bugün kendine özgü bir sanat diline dönüşmüş durumda. Onun için resim yalnızca estetik bir üretim değil; duyguların, düşüncelerin ve içsel yolculuğun görünür hâle geldiği güçlü bir ifade biçimi. Çınar, eserlerinde gerçekliği birebir kopyalamak yerine sürreal öğeleri, sembolleri ve deformasyonu kullanarak izleyiciyi farklı anlam katmanlarıyla buluşturuyor. Teknik mükemmeliyetin ötesinde, iz bırakmayı ve his uyandırmayı hedefleyen sanatçı, en özgün çalışmalarının çoğunu sezgilerinin yön verdiği yaratım anlarında ortaya çıkarıyor. Sanata yaklaşımını yalnızca görsel üretimle sınırlamayan İpek Çınar, insan psikolojisine duyduğu ilgiyle aile danışmanlığı ve sanat terapisi alanlarında da eğitim aldı. Sanatın bireyin kendisiyle kurduğu bağı güçlendiren iyileştirici yönüne inanan sanatçı, üretimlerinde duygu, hikâye ve anlamı ön planda tutuyor.
Sanat anlayışı çok özgün
Geleneksel sanat anlayışını çağın teknolojileriyle buluşturan Çınar, çocukluk eskizlerini ve tasarım fikirlerini yapay zekâ destekli görselleştirme süreçleriyle geliştirerek dikkat çekici projelere imza atıyor. Yapay zekâyı hayal gücünün yerine geçen bir unsur olarak değil, yaratıcılığı destekleyen ve yeni olasılıkları görünür kılan yenilikçi bir araç olarak değerlendiriyor. Sanat yolculuğunda önemli bir dönüm noktası ise "BIGU" adını verdiği yaratıcı marka oldu. Başlangıçta kişisel bir takma isim olarak ortaya çıkan BIGU, zaman içinde sanatçının tüm üretimlerini kapsayan güçlü bir kimliğe dönüştü. Resim, moda tasarımı, sergi projeleri, yaratıcı atölyeler ve gelecekte hayata geçireceği disiplinler arası çalışmalar bu marka çatısı altında şekilleniyor.
Televizyondan edebiyata!
Televizyonculuk, eğitim, yayıncılık ve edebiyatı aynı çizgide buluşturan Özlem Menemencioğlu Boğahan, özgün projeleri, güçlü iletişimi ve çok yönlü birikimiyle dikkat çekiyor
Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olan Özlem Menemencioğlu Boğahan’ın medya yolculuğu, üniversite yıllarında spikerliğe duyduğu ilgiyle başladı. Bu ilgisini diksiyon eğitimleriyle geliştiren Boğahan, Ankara’da yerel bir televizyon kanalında gerçekleştirdiği üç aylık stajla medya dünyasına ilk adımını attı. Üniversite eğitiminin ardından İstanbul’a gelen Boğahan, ulusal bir kanalda stajyer muhabir olarak görev yaptı. Daha sonra şartlar nedeniyle doğduğu şehir Adana’ya dönen Boğahan, yerel bir televizyon kanalında spiker olarak görev alarak ekran deneyimini geliştirdi. İstanbul’a yeniden dönüşünün ardından İngilizce öğretmenliğine başlayan Boğahan, eğitim hayatını televizyonculuk, sunuculuk ve çevirmenlik çalışmalarıyla birlikte sürdürdü. Marmara Televizyonu, Marmara Radyo ve Tech TV’de görev alan Boğahan; Marmara Televizyonu’nda sabah haberlerini, Marmara Radyo’da haber bültenlerini sundu, farklı programlarda sunuculuk yaptı. Tech TV’de ise bir programın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi. Bir süre sonra yeniden Adana’ya dönen Boğahan, Kanal A’da dört yıl boyunca ana haber bültenini sundu. 2013 yılına kadar televizyonculuk çalışmalarını sürdüren Boğahan, aynı yıl TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan “Bilim Kulübü” adlı çocuk programıyla izleyici karşısına çıktı.
Sonraki yıllarda eğitim alanına daha fazla ağırlık veren Boğahan, öğretmenliğin yanı sıra koordinatörlük görevlerinde de bulundu. Bugün ise uluslararası eğitim programları sunan International Baccalaureate (IB) organizasyonunda IBEN (IB Educator Network) üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda okulları ziyaret eden Boğahan, programların değerlendirilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde okullara destek veriyor.
Medya ve eğitimde öne çıkıyor
Medya ve eğitim çalışmalarının yanı sıra yayıncılık ve edebiyat da Boğahan’ın hayatında önemli bir yer tutuyor. Bugüne kadar 19 kitabın çevirisini gerçekleştiren Boğahan’ın ilk kitabı, televizyonculuk anılarını ve deneyimlerini kaleme aldığı “Nasıl Sunucu Olamadım, Yoksa Oldum mu?” oldu. 2013 yılında yayımlanan kitap, onun ekran serüvenine farklı ve samimi bir pencereden bakıyor. Son olarak “Sahi Aşk Neydi?” adlı romanını okurlarla buluşturan Boğahan, televizyonculuktan edebiyata uzanan yolculuğunu yeni bir boyuta taşıdı. Son üç yıldır Instagram üzerinden kendi yayınlarını hazırlayıp sunan, aynı zamanda bir YouTube haber kanalında moderatörlük yapan Boğahan, değişen medya dünyasına uyum sağlayarak üretmeye devam ediyor.
Tutku Akbayrak'ın yolculuğu
Oyunculuk eğitiminden kamera önü çalışmalarına, reklam projelerinden sinema filmlerine uzanan kariyeriyle Tutku Akbayrak, farklı alanlardaki deneyimlerini oyunculuk yolculuğunda bir araya getiriyor.
Akbayrak’ın oyunculuk eğitiminde Başkent İletişim Bilimleri Akademisi önemli bir yere sahip. Burada diksiyon, artikülasyon ve oyunculuk eğitimi alan Akbayrak, aynı zamanda Devlet Tiyatrosu sanatçılarından da eğitim aldı. Kamera önü deneyimini ise farklı televizyon ve sinema projelerinde bölüm oyuncusu olarak geliştirdi. Aşk ve Gurur, Arka Sokaklar, Aşk Tam Pansiyon sinema filmi ve Mehmed: Fetihler Sultanı gibi projelerde rol alan oyuncu, zaman içerisinde farklı karakterlerle izleyici karşısına çıktı. Tutku Akbayrak’ın kariyerindeki son durak ise Damat Mektebi oldu. 2025 yılının Kasım ayında Mardin’de çekimleri gerçekleştirilen filmde “Zeyco” karakterini canlandıran Akbayrak için bu rol, oyunculuk açısından farklı bir deneyim anlamına geliyor. Daha önce Mardin’e gitmemiş olan ve aslen Rizeli olan oyuncunun, Güneydoğu yöresine ait bir kadın karakterini canlandırması, rolün hazırlık sürecini de kendisi açısından özel hale getirdi. Akbayrak, Zeyco karakteriyle izleyiciden aldığı olumlu geri dönüşlerin kendisi için büyük anlam taşıdığını ifade ediyor. Film vizyona girdikten sonra karakter üzerinden gelen yorumlar, oyuncunun performansının izleyiciyle kurduğu bağı da ortaya koyuyor. Reklam dünyasında da deneyim sahibi olan Tutku Akbayrak, Bioblas, Signal ve Findex markalarının sosyal medya çalışmalarında marka yüzü olarak yer aldı. Bunun yanı sıra televizyon reklamlarında da kamera karşısına geçti. Oyunculuk çalışmalarını farklı projelerle sürdürmeye devam eden Akbayrak; özgün çalışma anlayışı, çok yönlü birikimi, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle kariyerinde yeni karakterlere ve farklı hikâyelere alan açmayı hedefliyor.